19 Kasım 2019, Salı - 21:48

Gönderen Konu: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm  (Okunma sayısı 11336 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #100 : 16 Ocak 2019, Çarşamba - 12:30 »
Advertisement
Bu gün 16 Ocak Türkmen Şehîtler Günü. Ruhlarınız şâd olsun.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #102 : 20 Ocak 2019, Pazar - 23:14 »
''Çünkü veten ve torpak, şehitleriyle ucalır.''

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #105 : 06 Şubat 2019, Çarşamba - 17:08 »
Sonda verdiği bilgi konusunda emîn değilim. Ancak konunun özü, çok güzel.

https://mobile.twitter.com/zorlu77/status/1093143478022926337

Küçük hatırlatma: Yoğunluk nedeniyle bir süre olağanca giremeyeceğimi bildirmiş idim. Okumamış olanlara bu, bildirme sözü olsun. Bir süre sonra yine olağanca buradayım.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #106 : 27 Şubat 2019, Çarşamba - 02:03 »
"Ermenî ve Rus kâtillerinin yaptığı Hocalı soykırımının ön hazırlıkları Rusların yaptığı 20 Ocak Katliâmı ile Türkiye adına 20 Ocak 1990 katliâmı sırasında dönemin cumhûrbaşkanı Turgut Özal tarafından söylenen "Azerîlere neden yardım edelim? Onlar Şiî, biz Sünnîyiz. Onlara İrân yardım etsin" lâfıyla ve MGK'da alınıp, basına açıklanan "Kızılordu, Nahçıvan'a saldırırsa müdâhale etmeyiz" açıklaması ile atılmıştır. Ermenîler, 20 Ocak katliâmı ile Âzerbaycanlı Türklere yapılan katliâmın Batı'da tepki çekmediğini ve Türkiye'nin, garantörü olmasına rağmen Nahçıvan ile ilgili söylediklerini görmüşlerdir.

Yâni Batılılar Ermenîlere, "Türklere ne olduğu ile ilgilenmiyoruz" derken; Türkiye'yi yönetenler de "Biz sınırımızın dışındaki Türklerle ilgilenmiyoruz" demiş olduk. Böylece Ermenîler, cesâret buldular.

Türkiye, Karabağ Savaşı'nın ilk günlerinde Moskova ve Kars antlaşmaları ile garantörlük hakkının bulunduğu Nahçıvan'a girip, askerî olarak kontrol sağlasaydı ve bunu da Kıbrıs'taki gibi garantörlük hakkına dayandırsaydı, Ermenîler ne Hocalı'da, ne Laçin'de, ne de Karabağ'ın diğer yerlerinde hiçbir katliâmı yapamazdı.

Ama maâlesef, Türkiye hep böyleydi... 1933'te Şarkî Türkistan İslâm Cumhûriyeti temsilcisi Mustafâ Kenüi'ye bağımsızlık peşinden koşmayın diyen Tevfîk Rüştüler; 1945'te Tebriz'deki Âzerbaycan Millî Hükûmeti'ni yıkan ve bu sırada bin civârında Âzerbaycanlı Türkü öldüren İrân Şâhlığını tebrîk eden İsmetler; 1958'te Kerkük'te Türkmenlerin katledilmesine yayın yasağı koyan Menderes ve Bayarlardan bugüne kadar... Maâlesef, Türkiye cephesinde değişen hiçbir şey yok."

https://www.facebook.com/kutlualtaykocaova/posts/10156238863803553

https://www.facebook.com/kutlualtaykocaova/posts/10156239260808553
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #108 : 08 Mart 2019, Cuma - 13:25 »
Levent Kaya Usta'nın ileride Gulca Günlüklerim adıyla kitaplaşacak notlarından belirli ölçüde yararlanarak yaraştrdığı Türkistan'ın doğusunda, yâni Doğu Türk Eli'nde (biz Batı Türk Eli oluyoruz, sorumluluk anlaşılıyordur) yaşananları gösterir sözüdür. Son sözde dediğini ise uygulamanız yapabileceğiniz en küçük, yine de en anlamlı işlerdendir. Bu da, sorumluluk kısmına girer.

Bilgi: alma, elma demektir; bir diğer söz de almıla'dır, yine elma demektir. almalık da böylece, elmalık demektir. Büyük ihtimal, çokça elma ağaçların olduğundan. Kazak kent adı 'almatı' da benzerdir, tek ayrıt sondakı ekin Moğolca bir ek olmasıdır.

*

Kazakça “İli Pedogagika Şüeyvanı” - Üniversitenin giriş kapısı. 2012.09.12 – 2013.01.15 tarihleri arasında Doğu Türkistan’ın Kazakistan sınırındaki İli Vilayetinin merkezi olan Gulca Şehrinde bulundum. Burada bulunmam nedenim, Kazakça adı İli Pedagogikalık Enstituti olan üniversitede, Mançu dilinin bir diyasporası olan Sibe dili programına kaydolup okulda ders alacak olmamdı.

Gulca’da bulunduğum süre içinde, gözlemlerimi ve başımdan geçenleri, olabildikçe sık yazarak internet bağlantım olan yakınlarıma göndermiştim. Bu notları büyük teyzemin oğlu Yılmaz Kaleli, tarih sırasını bozmadan ama tarihleri de not etmeden bir word dosyasında biriktirmiş. Sonradan başka arkadaşlarımdan gelen önerilerle bu notları bir kitaba dönüştürme durumu ortaya çıktı. Yakında bu notları bir kitap halinde yayınlamaya çalışan arkadaşlarım var. Sonucu bekliyoruz.

Bugünlerde Uygurların maruz kaldığı zor durumlar yeniden gündemde. Bugünkü Çin lideri Xi Jinping, orada bulunduğum süre içinde toplanan büyük kurultayda seçilmişti. Dolayısıyla bu notlarım, sözü geçen eziyetlerin başlamasından hemen önceki günlerle ilgilidir. Gerçi, Uygurların durumu 1950’lerden beri hiç iyi olmamıştı ve kelepçe de gittikçe sıkılaşıyor.

Dolayısıyla kitapta geçen notlarda, bugüne gelen süreci okuyabileceğimiz ayrıntılar gözlemlemişim. Gündemle de ilişkili olması bir yana, Uygurların içinde bulundukları zor durumla ilgili bilgi sağlaması açısından, notlarımdan kimisini de alıntılayarak bu metni hazırladım.

Ek bilgi: Gulca adı Moğolca erkek dağ koyunu anlamına gelen “ugulca/угалз” sözünden gelir. Moğol dönemi öncesi yer adının “Almalık” olduğunu yakın zamanlarda öğrendim. Dolayısıyla bu bilgi kitabın basımında yer almadı.

Çin yönetimi her şeyi, en ince ayrıntısına kadar denetim ve baskı altında tutuyor

Giriş için orada bulunduğum ilk günlerde yazdığım bir konuya değinelim. Çin kontrolündeki herhangi bir yerde yaşarken, Çin yönetiminin her şeyi, ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar denetim ve baskı altında tutma özelliğinde olduğunu hücrelerinize kadar yaşıyorsunuz. İşte buna bir örnek:

“… Zaten Facebook, Youtube gibi siteler burada yasaklı. Ben de her gördüğümü, şimdilik, uzun uzadıya yazamıyorum. Neyse ki soyunduğum her zor işte olduğu gibi elbette bunda da zafer benim olacak. Ayrıntıları sonra yazarım. Şimdilik yalnızca “İnsanlığın Uygurların çektiği türden bu ızdıraptan uzak kalmasını; onların da tez zamanda kurtulmasını dilerim!”

Doğa olayı Çin yönetimi için anlamsız

İnsanlar yüzlerce yıldır güneşin hareketlerine göre zamanı belirlemişler. Bu bir doğa olayı. Ama Çin yönetimi için bunun bir anlamı yok. Doğu Türkistan bağımsız olmadığını, Çin yönetimi altında olduğunu unutmasın diye kendi doğal saatini kullanamıyor bile. Dolayısıyla aralarında iki saat olmasına karşın resmî her işte Pekin saati kullanılıyor. Bunun öne sürülen amacı “birlik.” Yerel saati zaman dilimine göre ayarlayan ve içlerinde Rusya Federasyonu’nun da bulunduğu devletler birliklerini pek önemsemiyor olmalılar.

“Akşamları sınıfı yerel saatle 9, yasal saatle 11’e kadar kullanmamıza izin veriyorlar.”

Çin yönetimi sağlığınızla yakından ilgileniyor

Okula kayıt için başvurduğumda, beni öğrenci vizesi almak için bir dizi işleme yönelttiler. Önce bir sağlık raporu aldım. Özgeçmişimi ve okula başvuru amacımı İngilizce eksiksiz yazdım. O dönemde bireysel başvuru henüz uygulamaya girmediği için aracı bir acentadan yardım istedim. Bu yüzden bir vize ücreti kadar parayı ayrıca acentaya ödedim. Bu işlemler yüzünden okula ders yılı başladıktan yaklaşık üç hafta sonra gidebildim. Buna karşın okula gittiğim ilk hafta benden yine sağlık raporu istendi. Üstüne bir de oturma vizesi için poliste işleme girmemiz gerekti. Olanlar şöyle:

“TÜRKİYE’de vize için sağlık muayenesi isteyip bana bir ay işkence çektirdikleri yetmezmiş gibi bir de burada gümrük sağlık kurumundan rapor aldırdıklarını yazmış mıydım? Dün raporu aldım. Bugün sabah da Kazak öğrencilerden beşiyle birlikte vize işlemi için polis merkezine gittik. Oradaki gözlüklü hanım, çok kibar bir İngilizceyle yedi yaşımdan itibaren hayat hikâyemi yazmamı istediklerini söyledi. Bunca çok dil bilmem dikkatini çekmiş. Günah mıdır? Ben de ona tamam dedim. Yani hayat hikâyem yıkım ve sefaletle dolu; ilgisini neyin çekeceğini bilmiyorum. Ama istediği yazıyı yazıp hemen yarın teslim etmeye hiç niyetim yok. Bu davranış çok düşmanca; ne düşündüğü umurumda mı sanki? Henüz kime çattığının farkında değil. Hem bunu onun burnundan getirmezsem içime oturur. Diğer deyişle, hayatımla ilgili bilgi internette de yeteri kadar var; gizli bilgi değil. Yalnızca ona değil herkese anlatabilirim. Ama bütün öğrenciler arasında yalnızca benden, üstelik böyle bir tavırla –yedi yaşımdan beriymiş- istemesi, isteyenin de bir polis olması canımı aşırı derecede sıktı. Gittiği yere kadar götürürüm.”

O dönemde, burası “Kazak Özerk Vilayeti” olduğu için, buradaki okul ile Kazakistan’ın karşılıklı eğitim anlaşması vardı. Dolayısıyla günümün çoğunu birlikte geçirdiğim, çok sayıda Kazak öğrenci arkadaşım oldu. Haberler en azından onların payına iç açıcı idi.

Türk dizileri ve müzikleri revaçta

“Kazakistan’dan gelen çocuklar ha bire bana Kurtlar Vadisi, Acı Hayat gibi salak sepelek Türk dizilerini ve neredeyse hiç işitmediğim Türkçe pop şarkılarını soruyorlar. Yahu, onlar bunları benden daha iyi biliyorlar. Bir de bana Türk dizilerini izlemediğim için kızdılar. Benim kabahatim tabiî.”

Yerli öğrenciler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Birinci sınıf öğrencileri sürekli spor giyimi ile geziyor ve her akşam okulun avlularında, üniformalı askerler emrinde yanaşık düzen asker eğitimi yapıyorlardı. Bu sırada, kaç kere Kazakça “yasalara uyun” anlamına gelen uzun uzadıya kapalı devre propaganda yayınlarına da denk geldim.

“Dün akşam internetten çıkıp eve giderken gençler yine bahçede askerî eğitimdelerdi. Dakikalarca “Ciao bella” çalındı. Sırayı Çin müzikleri aldı. Anlaşılan bunu her pazar gecesi yapıyorlar.”

Okul müdürü Kazak ama yetki sahibi değil: Yaşasın halkların kardeşliği(!)

Gulca’da bulunma amacım Sibe-Mançu dili çalışmaktı. Sibelerin durumu diğer yerli halklar için de örnek olabilir.

“Hocamla Sibece hakkında konuştuk. Dediğine göre Çin’de 150.000 kadar Sibe var. Bunların 20.000’den fazlası Çapçal’da yaşıyor, hepsi Sibece biliyormuş. Diğerleri arasında ise Sibece bilenlerin sayısı 10.000’i bile bulmuyormuş. Böylece toplamda Sibece konuşanların sayısı ancak 30.000’dir, diyor. İnternetteki ansiklopedik bilgilerde bu sayının 40- 50.000 arasında olduğu yazıyorsa da anlaşılan sayı daha düşük. Hepsi Çince adlar kullanan ve çoğu günlük konuşmalarında araya Çinceden birçok sözcük sıkıştıran 30.000 kişi ile bir dilin geleceği ne olabilir, bilmiyorum. Yaşasın halkların kardeşliği!

1. Ders yaptığım bu binanın müdürü, doğal olarak, bir Kazak; ama yetki sahibi o değil. Buradaki bütün resmî kurumlarda olduğu gibi onun da üstünde Pekin’in atadığı ve asıl yetki sahibi olan bir “nezaretçisi” var. İşte burada da yaşasın halkların kardeşliği!

2. Sokaklarda her yere “kardeşlik ve uyum içinde yaşıyoruz” anlamına gelen afişler asılmış. Kendinden başkasını düzenli biçimde asimile et; kardeşlik nutukları at. Bizim Türkiye’deki karikatürlere anlatın da, pek umudum yok ya, belki “halkların kardeşliği”nin ne olduğunu anlarlar.“

Bitmeyen sorunlar yaratan Çinli yetkililer

Sonra vizem başka bir sorunla karşılaştı. Nasıl olsa Çince anlamıyorum. Yine de anlamak zorundayım. Ama onlar kendilerine yazılan sözü anlamıyorlar.

“Polisin vizemi vermediğini öğrendim. Öğleden sonra ofise bekleniyordum. Sorun şu: Çin’den gönderilen resmî davette “Çince öğrenme” yazıyormuş, ben ise burada Sibece okuyorum. Yani gözünün üstünde kaşın var! Davetiyeyi hazırlayan ben miyim? Hayır, Çin’in kendi resmî kurumu. Benim başvurumda “Sibe dili öğrenme” yazıyor muydu? Tabiî ki evet. Ellerindeki yetkiyi kötüye kullanan insanların şerri ne de kötü!”

Uygur, Kazak, Moğol okulları kapatıldı

Uygurca, Çin Halk Cumhuriyeti Anayasasına göre “Xinjiang Özerk Bölgesi”nin resmî dillerinden biri. Dolayısıyla bu dil her düzeyde resmî olarak kullanılabilir ve öğretilebilir. Gerçekte ise durum:

“O Uygur dostumla yine paranglaşıyoruz. Bana yakın zamana kadar buralarda Uygur, Kazak, Moğol vb. okulları olduğunu ve okullarda kendi dilleriyle eğitim verildiğini anlattı. Birkaç yıl önce Çin, artık derslerin “Hanzuca” olması kararını çıkarmış. Öğretmenlere Hanzuca ders verip vermeyeceklerini sormuş. Dili iyi bilmeyenler ya emekli edilmiş ya da işten çıkarılmış. Bir kısmı okul dışında iş bulmak zorunda kalmış. Okuldan ayrılmak istemeyenler için ise ‘Okulun kapılarında nöbet tutan bekçilere bak,’ dedi. ‘Evet, Çin gerçekten buraya insanlara ekmek vermek üzere gelmiş!’”

Yerli halkların Çin’den ekmek değil, yalnızca çekip gitmesini istemesi bir yana, zaten bu kimsenin umurunda da değil, nasıl olsa bunu söyleyen hemen terörist ve Amerikan emperyalisti ilan edilip cezasını görür. Bununla birlikte, şehrin her yanına işgalci Çin simgeleri asan Çin emperyalizmi serbest. Yeseniz de, yemeseniz de…

Vecihi Hürkuş’un torunu Çin’de

Bu sürede ilginç biriyle tanışıp arkadaş oldum. Resmî adını açıkça yazmayacağım. Türkiye’de “Davut” adı verilmiş olmakla birlikte, daha çok Moğolca “Batjargal” adını kullandık.

“O arada okuldaki Moğol hocalardan biri arayıp evine çağırdı. Daha önce Moğolistan’da kalmış, biraz Moğolca bilen bir Amerikalı misafiri vardı. Çocuk beni merhabayla karşıladı. Meğer babaannesi Amerika’ya İstanbul’dan gitmiş!* Anne babasının evde hâlâ çoklukla Türkçe konuştuklarını anlattı bana. Adı: Batjargal. Uygur ve Kazak dillerini Türkçeden daha iyi biliyor. Moğolcası ise fena sayılmaz. Burada özel bir kursta ders veriyormuş. Sütlü çay içip bir saate yakın söyleştik.“

Avrupa ve Amerika Çin’i anlayamıyor

Sonraki günlerde buluştukça Batjargal, başka ilginç bilgiler de vermişti. Ona göre Avrupa ve Amerika Çin’i doğru tanımadıkları için henüz Çin tehdidinin gerçek anlamda farkında değil. Farkına vardıklarında ise çok geç kalmış olabilirler. Batjargal’ın söylediğine göre Batı Kanada’da birçok yerleşimde Çinliler nüfusun çoğunluğunu (%50+) ele geçirmişler bile.

''Yeni yıl tatilinde, okulun İngilizce öğretmenlerinden İngiliz bir arkadaşımız ve eşi bizi evlerine davet etti. Kek yiyip kahve içerek uzun süre söyleştik. Bu sohbet sırasında Batjargal’ın babaannesinin meşhur ilk uçak mucidimiz Vecihi Hürkuş’un kızı olduğunu öğrendim. Dünya ne kadar küçük, değil mi? Çocukla karşılaştığımız yere bakın: Gulca.''

Batjargal nerede?

2018 Haziran ayı içinde bir konu danışmak üzere Batjargal’ın mail adresine kısa bir not göndermiştim. Bugüne kadar hiçbir karşılık gelmedi. Onun da Çin yönetimince kamplara atılmış olmasından kuşku duyuyorum.

Bir akşam da Uygur arkadaşlarım, aralarında birinin doğum günü kutlaması için beni çok özel bir toplantıya çağırdılar. Gulca’da bulunduğum süre içinde bundan daha özel toplantılara da katıldım; ama bunun vereceği mesaj günümüze bir bakış açısı sağlayabilir:

“Doğum günü olan kişi, Pekin’de yedi yıl mektepte kaldıktan sonra bir suç kanıtı bulunamadığı için daha yeni çıkıp gelmiş. (Mektep diye şaka yollu hapsi kastediyorlarmış.) Suçunu kısaca “Uygur olmak” diye tanımladılar. Onlarca yıldır arkadaş oldukları için yemek bahane, oturup uzunca söyleştiler. Ben de konuşmalardan ve kendi sorularıma aldığım cevaplardan çok şey öğrendim.”

Ve o zamanlar bugüne göre daha iyi zamanlardı. O dönemde bile bir Uygur’u 7 (ya da daha uzun) yıl hapiste tutmak için bir gerekçe aramayan Çin yönetiminin bugün nasıl davrandığını kendi bildiğimiz ölçülerle anlamanın yolu yok.

Yüzümüze nasıl bakacaklar?

Başta Doğu Türkistan toplumu ve genelde Türk dünyası bu travmayı kolay atlatamayacak ve Çin yönetimi bu yamyam dünya görüşünden hiçbir zaman sıyrılamayacak. Daha kötüsü, yarın bu insanlar hepimizin yüzüne hiçbir şey olmamış gibi bakacaklar. Sakın ha “Nasıl bakacaklar?” diye düşünmeyin. Öyle düşünüyorsanız Çin’i hiç tanımıyorsunuz demektir.

Çin’i tanımak istiyorsanız, Bilge Kağan’ın hazırlattığı anıtlara ne yazdırdığına bir daha bakınız. Ben buraya alıntı koymayacağım. Zahmet edip metni alınız ve okuyunuz. Türklük için en azından bunu yapabilirsiniz. Belki dünyaya yaklaşımınızda da iyi yönde değişmeler olur.

https://millidusunce.com/misak/gulca-gozlemleri


Belirtilen üniversitenin giriş kapısı


M. Levent Kaya Usta ve değişim programı ile Çincelerini geliştirmek için 1 dönemliğine gelmiş Kazak öğrenciler


M. Levent Kaya Usta - ''Bu mahallelerin artık hiçbiri yok''
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #111 : 16 Mart 2019, Cumartesi - 08:58 »
Birilerinin öve öve bitiremediği yerde olanlar.

Bunca korkak, ürkek ve âdîsiniz. Hiç kimsenin hiç bir elin bir birinden ayrığı yok.

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Uygur

Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #113 : 16 Mart 2019, Cumartesi - 10:40 »
Uygur zulmünü itibarsızlaştırmak adına Türkiye'de alenen ajanlık yapan aşağılık bir güruh var. Seçimler dolayısıyla el bildirisi dağıtıyorlar.
Dün yaklaşık 10 dakika kadar tartışma yaptığım ve İngilizce öğretmeni olduğunu öğrendiğim bu kadın çin tarafından parasıyla satın alınmış bir partinin ülkemde ajanlık faaliyetine devam etmesinin destekçisiydi.
Sözde Seyit Tümtürk'ü CIA ajanı olmakla suçlayıp, katil çinin kamplarını eğitim kampları olarak nitelendiren bu aşağılıklar zulüm yok yalnızca ticaret var ve biz bu ticareti savunuyoruz diyerek karaktersizliklerini gün yüzüne vuruyorlar.
Bilge Kağan'ın "Çinin tatlı sözüne, yumuşak ipeğine kandınız" sözü ve övdükleri o eğitim(!) kamplarında bir gün de kendisinin yaşamasını temenni ettiğimi söyleyerek uzaklaştım.
« Son Düzenleme: 16 Mart 2019, Cumartesi - 11:10 Gönderen: Uygur »
 
Beğenenler: Caner Çetin

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #114 : 16 Mart 2019, Cumartesi - 11:04 »
O denli aşağılık ve âdîler ki, değil "eğitim"(!), yüz binlerce insanın zorunan 'kamp'lara âdeta tıkılmasının bile ne anlama geldiğini ayırt edemeyecek denli beyni sulanmış, rûhu satılmış birer piçler.

Çok merâk ediyorum; Avrupa'nın göbeğinde bir ülke böyle bin bin insanları, sözde eğitim adı altında, sırf başka bir soya ve veya ınanca iyeler diye "kamp"lara tıksa idi, ne olacak, buna bakış açıları (bakışlarını siktiklerim), buna yorumları ne olacaktı? Ama tabi, öyle ya, bunlar Türk. Türk'e olunca -sözde- Türk olduğunu sanan bizim satılmışlar böyle itliklerine bürünürler. Zâten bunlar ne zaman Türk'ü anladı, acısını benimsediler ki? Onlar için yalnız Türkiye'deki Türkler vardır. Ancak var dediğime bakmayın, o var sandıkları şey, Türk de değil; kendi kafalarındakı, aşağılık köhne zihniyetlerindeki bozuk, Cumhuriyet sonrası kabul ettikleri bir tür garip "Türk"tür.

Başlarında bulunan piçin cânî terörist başını güle oynaya ayağına karşılamaya gittiğini, böyle bir iti yüceltmeye çalışıp baş kabul ettiklerini düşününce, şaşılası değil.

Kimileri bir de devletin adamı diyor. Siktirmesinler öyle devleti, anlayışını, adamını da. Kılıksız züppe, kanı bozuk. Ulan elin itinden seve seve yaltaklana yaltaklana nişan vs. alandan Türk mü olur? Alayının zihni bozuk, dünyâsı, rûhu körelmiş Maocu, Marksist, Leninist, ne sayarsan say, ondanlar, ocular. Bunlar Türk değil. Olamazlar da. O yüzden Türk'ü ve acısını da anlayamazlar. Anlamaya çalışmak bile istemiyorlar. Sizin ideolojiniz batsın, pis insanlık dışı yaratıklar.

Bunların alayını gün gelecek, Yüce Türk Milleti boğacak.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #115 : 16 Mart 2019, Cumartesi - 11:31 »
Organın "helâl"ini istiyormuş pislik köpekler. Ek olarak sormak gerekir, "Ulan sizin kendinizin neresi helal?".



İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Dünyası, İlişkilerimiz ve Zulüm
« Yanıtla #117 : 31 Mart 2019, Pazar - 14:22 »
Ruhları şâd olsun. Kurtarıcı paşalarımızı yüce saygı ve ululama, kutlulama ile anıyorum.

31 Mart 1918 Soykırımı

31 Mart 1918 tarihinde Ermeniler ve Ruslar başta Bakü olmak üzere Şamahı, Guba, Kürdemir, Salyan ve Lenkeran şehirlerinde büyük soykırımlar yapmıştır. Sadece bir gün içerisinde Bakü’de 12 bin Türk öldürülmüştür. Bazı dış kaynaklara göre bu sayı 25 bin civarındadır. Şamahı şehrinde öldürülen Türk sayısı 7 bindi. Azerbaycan’da Mart ayında devam eden katliam ve soykırımlar Eylül ayına kadar devam etmiş ve Nuri Paşa komutasındaki Kafkasya İslam Ordusu’nun duruma el koymasına kadar devam etmiştir. Bu katliamlar sırasında toplam 50 bin Azerbaycan Türkü öldürülmüştür. Kafkasya İslam Ordusu ise 1.100 asker ve 30 subay şehit vermiştir. Bugün Azerbaycan’ın çeşitli yerlerinde bu askerler anısına şehitlikler yapılmıştır. Bu gün 31 Mart 1998 yılından itibaren Azerbaycan Türklerine karşı yapılan soykırım günü olarak anılmaktadır.

https://www.facebook.com/esturkocagi/photos/a.1636145443324017/2284327885172433/?type=3&theater

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun