17 Kasım 2019, Pazar - 06:23

Gönderen Konu: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler  (Okunma sayısı 4303 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı HüsamettinErTürk

Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« : 30 Mayıs 2017, Salı - 23:55 »
Advertisement
Türkiyenin 1998de başlattığı Afrika açılım politikasının devam edegelen süreçte afrika ortaklığına evrilmesiyle birlikte Türkiye için artık afrika vazgeçilmez konuma gelmiştir.



Muhtemel yeni müttefiklerimizden Çin'in ve virgüllü müttefiğimiz Amerikanın Afrikada hayata geçirmeye çalıştığı politikalar göz önünde bulundurulursa artık dünya için Afrika 1800-1900lerdeki konumundan çok daha kritik bir noktaya gelmiştir.

Hasılı Türkiye için Afrika vazgeçilmezdir ve bu bağlamda geleceği iyi okuyabilmek için daima Afrikaya iyi bakmak gerekiyor.

Hem değerli forum üyelerinin kıymetli fikrilerini paylaşması hemde kişisel yaptığımız okumalarımızdan edindiğimiz çıkarımları paylaşmamız için önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.

İyi forumlar...
« Son Düzenleme: 25 Aralık 2018, Salı - 03:21 Gönderen: Caner Çetin »
Şehid-i âlâ Gâzi-i namdar Damad-ı Şehriyarî İsmâil Enver Paşa

 

Çevrimdışı HüsamettinErTürk

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #1 : 31 Mayıs 2017, Çarşamba - 00:03 »
TÜRKİYE-AFRİKA İLİŞKİLERİ

I. GENEL BAKIŞ

1. Afrika kıtası, 21. yüzyılda, küresel sahnede ağırlığı giderek artan bir aktör olarak değerlendirilmektedir. Afrika’nın, dünyanın en büyük ikinci kıtası olarak 30 milyon kilometrekarelik alanı, zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesi ile, 21. yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası sistem içerisinde daha etkin rol oynaması ve uluslararası arenadaki gelişmeleri daha fazla etkilemesi beklenmektedir. Son on yıl içinde dünyanın en hızlı büyüyen on ekonomisinden altısı bu kıtadadır. Dünya Bankası verilerine göre, son beş yılda Kıta’da petrol gelirlerine dayalı olmayan yıllık ortalama büyüme oranı % 5.4’dür. Afrika ülkelerine yönelik doğrudan yabancı yatırımlar son 10 yılda beş kat artmıştır.

Afrika Kalkınma Bankası tarafından hazırlanan çalışmada, 2010-2060 yılları arasında kıtada kişi başına düşen gelirin 1,667 dolardan 5,600 dolara ulaşacağı, orta sınıfa mensup vatandaşların oranının %34’den %42’ye yükseleceği, bugün 56 yıl olan ortalama yaşam süresinin de 70 yıla yükseleceği yönünde tahminlere yer verilmektedir.

Bugün 1 milyarı aşan nüfusu ile dünya nüfusunun %15’ine ev sahipliği yapmakta olan Afrika’nın, 2030’da 1,6 milyarlık nüfusa ulaşması ve dünya nüfusunun %19’unu oluşturması beklenmektedir. 2010 yılında toplam nüfusun %40’ını şehirlerde ikamet edenler oluştururken, bu oranın 2030’a kadar %50’ye ve 2060 yılına kadar da %65’e ulaşacağı kaydedilmektedir.

Benzer iyileşme demokrasi ve siyasi istikrar deneyiminde de görülmektedir. Soğuk Savaş sona erdiğinde, Afrika’da, işleyen demokratik düzene sahip ülkelerin sayısı beşe varmazken bugün değişik yoğunluklarda olmak üzere düzenli seçimlerle iktidarın el değiştirdiği ülke sayısı Kıta ülkelerinin yarısına ulaşmıştır. Savaş ve iç çatışmalar önemli oranda azalmıştır. Askeri darbeler bakımından 1960-1990 döneminin ortalaması her on yıl için 20 iken, 1990’dan günümüze kadar olan dönemde sözkonusu ortalama 10’a düşmüştür.

Uluslararası platformlarda da Afrika’nın sesi bir bütün olarak daha fazla duyulur hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler’den sonra üye sayısı ve uluslararası etkinliği bakımından öne çıkan uluslararası örgüt mahiyetindeki Afrika Birliği (AfB), “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” üretmeye çalışmakta ve politikalarında bu ilkeyi esas almaktadır. Afrika Birliği’nin, giderek artan bir yoğunlukta, üyelerine yön gösteren, rehberliği aranan ve diğer uluslararası aktörler tarafından itibar edilen bir örgüt konumuna geldiği görülmektedir.

Bununla birlikte, azgelişmişlikten ve yoksulluktan kaynaklanan pek çok sorununa henüz kalıcı ve kapsayıcı çözümler getirememiş olan Afrika kıtasının sunduğu tablo pek çok olumsuz unsuru da içinde barındırmaktadır. Afrika’da iç çatışma, darbe, terörizm, aşırı şiddet gibi istikrarsızlık unsurları, demokratikleşme sürecinde yaşanan sıkıntılar, yoksulluk ve aşırı nüfus artışı, kaynakların yetersizliği ve etkin kullanılamaması, bunların sağlık ve eğitim hizmetlerinde yol açtığı ciddi aksamalar, salgın hastalıklar ve göç gibi sorunlar halen çözüm beklemektedir.

Kıtadaki altyapı yetersizliği ve ekonomilerin hammadde ihracatına dayalı yapısı Afrika içi ticaretin sınırlı kalmasına ve kıta ülkelerinde yatırımları tetikleyecek sermaye birikiminin kısıtlı düzeyde kalmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, kıta içi ticaretin Afrika ülkelerinin toplam dış ticaretinin % 12'sine tekabül etmesi kıtada ekonomik entegrasyon açısından önemli bir potansiyel olduğunu göstermektedir.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) verilerine göre, 2030 yılına kadar küresel elektrik ihtiyacının karşılanması için her yıl 30 milyar Dolarlık altyapı yatırımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yatırımın yüzde 64'ünün ise Sahra Altı Afrika’ya (SAA) yapılması gerekmektedir. Tabiatıyla bu rakamlar SAA'da büyük bir enerji altyapısı açığı bulunduğunu göstermektedir. Öte yandan, SAA’da enerji sektörüne yapılan yatırımlarda artış olmasına rağmen, yatırımların büyük bir kısmı ihraç odaklı olarak gerçekleşmektedir. 2000 yılından bu yana yapılan yatırımların üçte ikisi ihraç edilecek enerji kaynaklarının gelişimine tahsis edilmiştir. Halen 600 milyon kişinin sürdürülebilir ve güvenilir enerjiye erişiminin olmadığı ve elektrik mevcut talebinin 2040’a kadar üç katına çıkmasının beklendiği SAA’da enerjiye erişimi artırmak için üretim kapasitesinin artırılması, iletim ve dağıtım ağının genişlemesine yönelik yatırımların yapılması gerekmektedir.

Bazı karşılaştırmalar yapmak gerekirse, aşağıdaki saptamalar SAA’nın azgelişmişlik ve yoksulluk durumunun ciddiyetini göstermektedir. (Kaynak: Dünya Bankası 2014 verileri)
   


2. Türkiye’nin Afrika kıtası ile ilişkilerini geliştirmeye başlaması yakın geçmişe dayanmaktadır. Afrika ülkeleriyle son yıllarda gelişen ilişkilerimiz Türk dış politikası için bir başarı öyküsüdür. 1998 yılında başlayan Afrika’ya Açılım Politikası süreci bugün başarıyla tamamlanmış ve ticaret hacminden siyasi diyalog mekanizmalarına, eğitim faaliyetlerinden ekonomik yatırımlara kadar birçok alanda hızlı ilerleme sağlanmıştır. Böylece, Osmanlı’dan günümüze kadar bir Afro-Avrasya (Avrupa-Asya-Afrika) ülkesi olan Türkiye, 21. yüzyılın gerçekleriyle uyum içerisinde Afrika politikasında yeni bir döneme girmiştir.

3. Afrika Ortaklık Politikamızın amaçlarını, Afrika kıtasında barış ve istikrarın tesisine katkıda bulunmak; Afrika ülkelerinin siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmalarına yardımcı olmak; bu amaçla, siyasi, ekonomik, ticari, insani yardım, yeniden yapılanma, güvenlik, kamu diplomasisi ve arabuluculuk alanlarında karşılıksız yardımda bulunmak; Afrika’nın kaynaklarının Afrikalılara yarar sağlayacak şekilde geliştirilmesine katkı sunmak; ikili ilişkilerimizin eşit ortaklık ve karşılıklı fayda temelinde geliştirmek olarak sıralayabiliriz.

II. TARİHİ PERSPEKTİF

4. Türklerin Akdeniz, Kızıldeniz ve Büyük Sahra çevresi ile ilişkilerinin geçmişi 860’lı yıllarda Tolunoğulları ile başlamış, İhşitler (953-969), Eyubiler (1171-1250) ve Memluklularla (1250-1517) devam etmiştir. Osmanlıların Afrika Kıtası’na ilgileri Memluklular’ın nüfuzlarını kaybetmesiyle ortaya çıkmıştır.

Yüzyıllar öncesine uzanan ve ilkeli bir tarihi geçmişe dayanan Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini dört tarihi döneme ayırarak incelemekte fayda vardır.

5. 15. ve 19. yüzyıllar arasını kapsayan ilk dönemde, Osmanlı devletinin üç kıtaya uzanan sınırları içinde, Afrika kıtası da önemli bir yer tutmaktaydı.

Osmanlı, 1517 yılında Mısır’ı idaresine alarak, Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz’de Avrupalılarla bir güç mücadelesi içine girmiştir. Trablusgarp 1551 yılında Osmanlı hakimiyetine geçmiş, Kızıldeniz’de, Habeşistan sahillerinde ve Batı Hint Okyanusu’ndaki adalarda Portekiz üstünlüğüne son verilmiştir. 16. yüzyılda Seydi Ali Reis komutasındaki Osmanlı donanması Zanzibar adasını Batılı sömürgecilere karşı savunmuştur. Cezayir 1516-1848, Tunus 1574-1881, Trablusgarp 1551-1912, Mısır 1617-1882 ve Habeşistan 1555-1916 yılları arasında doğrudan İstanbul’dan gönderilen yöneticiler tarafından idare edilmişlerdir.

Kanem-Bornu İmparatorluğu, Padişah III. Murat döneminde Osmanlı Devleti ile 1575 savunma anlaşması imzalamış ve bu anlaşmaya göre Padişah Kanem Bornu’ya askeri teçhizat ve araçlar göndermiştir.

Osmanlı, Afrika’da, 19. yüzyılda da bugünkü Sudan, Güney Sudan, Darfur, Kuzey Çad, Nijer ve Uganda ile ilişkiler tesis etmiştir.

1861 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu Güney Afrika’da diplomatik temsilcilik bulundurmuştur. Cape Town’da PE de Roubaix’nin 18 Şubat 1861’de ilk fahri başkonsolos olarak atanmıştır. İlk Türk diplomat Mehmet Remzi Bey 21 Nisan 1914’te Güney Afrika’ya atanmış ve 14 Şubat 1916’da vefat edene kadar da görevine devam etmiştir.

Osmanlı, Mali’de hakim olan Timbuktu Hükümdarlığı ile yakın ilişkiler tesis etmiştir. Osmanlı’nın, Trablusgarp ve Afrika Boynuzu’ndaki bölgeler dışında Afrika Kıtası ile ilişkisi 20. yüzyılın başında akamete uğramıştır.

6. İkinci dönem, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 1998 yılına kadar uzanan zaman aralığını kapsamaktadır. Bu dönemde, Soğuk Savaşın belirlediği politikalar ve ülkemizin siyasi ve ekonomik imkânlarının el vermeyişi gibi nedenlerle Afrika ülkeleriyle ilişkilerimiz alt seviyede kalmıştır. Diğer taraftan, Türkiye, İkinci Dünya Savaşı akabinde Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanma süreçlerini aktif biçimde desteklemiş, Kıta genelinde 10’un üzerinde Büyükelçilik açmıştır. Birçok Afrika ülkesi, bağımsızlık mücadelesi, laik ve demokratik kurumların inşası gibi konularda ülkemizi örnek almıştır.

7. Üçüncü dönem, 1998-2012 yıllarını içermektedir. 1998 yılında Afrika Eylem Planı’nın kabulüyle ülkemizin Afrika’ya yönelik ilgisi artmış, ticaret hacminin arttırılmasını teminen teşvikler ve yeni tedbirler uygulanmaya başlanmış, Dış Ticaret Müsteşarlığınca 2003 yılı başında “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” hazırlanmış, 2005 yılı hükümetimiz tarafından “Afrika Yılı” ilan edilmiş, yeni Büyükelçilikler açılması planlanmış ve nihayetinde 2008 yılında Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin düzenlenmesiyle ilişkilerde bir yeniden yapılanma dönemi süregelmiştir.

2010 yılında kabul edilen “Afrika Strateji Belgesi”nin uygulanmaya başlamasıyla da, ülkemizin Afrika açılımı tamamlanmış ve ilişkilerin her alanda derinleşmeye ve çeşitlenmeye başladığı, “Türkiye-Afrika Ortaklığı” şeklinde tanımlanabilecek dördüncü döneme geçilmiştir.


« Son Düzenleme: 31 Mayıs 2017, Çarşamba - 00:05 Gönderen: HüsamettinErTürk »
Şehid-i âlâ Gâzi-i namdar Damad-ı Şehriyarî İsmâil Enver Paşa

 

Çevrimdışı HüsamettinErTürk

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #2 : 31 Mayıs 2017, Çarşamba - 00:04 »
Devamı

III. İLİŞKİLERİN KURUMSALLAŞMASI - DÖRDÜNCÜ DÖNEM

8. Türkiye-Afrika Zirveleri: Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizin içinde bulunduğu aşamanın değerlendirilmesi ve ilişkileri daha da geliştirecek ilave yol ve yöntemlerin belirlenmesi amacıyla 18-21 Ağustos 2008 tarihlerinde, 49 Afrika ülkesi ile, Afrika Birliği dahil 11 uluslararası ve bölgesel örgüt temsilcisinin katılımıyla İstanbul’da I. Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi düzenlenmiştir. Zirve’de kabul edilen “Türkiye-Afrika İşbirliği İstanbul Deklarasyonu: Ortak Bir Gelecek İçin İşbirliği ve Dayanışma” ve “Türkiye-Afrika Ortaklığı İçin İşbirliği Çerçevesi” başlıklı belgeler Türkiye-Afrika ilişkilerini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuştur.

Sözkonusu belgelerde yer alan izleme mekanizması uyarınca, 15 Aralık 2010 tarihinde İstanbul’da Kıdemli Memurlar Toplantısı yapılmış ve bir yol haritası niteliği taşıyan 2010-2014 yıllarını kapsayan “Türkiye-Afrika İşbirliği Ortak Uygulama Planı” kabul edilmiştir. Bilahare, 53 ülkeden 35 Bakanın katılımıyla 16 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da Bakan Düzeyinde Gözden Geçirme Konferansı, daha sonra da 19 Haziran 2013 tarihinde Addis Ababa’da II. Kıdemli Memurlar Toplantısı tertiplenmiştir.

Anılan toplantılara ve 9-13 Mayıs 2011 tarihlerindeki IV. EAGÜ Konferansına ilavaten, ülkemiz ve Mısır’ın eşbaşkanlığında “Darfur’un Yeniden İnşaası ve Kalkınması için Uluslararası Donörler Konferansı” 21 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlenmiş; keza, 21-23 Mayıs 2010 ve 31 Mayıs-1 Haziran 2012 tarihlerinde ülkemizin evsahipliğinde ve BM eşgüdümünde İstanbul’da I. ve II. Somali Konferansları toplanmıştır.

Türkiye, son olarak, Somali Yüksek Düzeyli Ortaklık Forumuna 23-24 Şubat 2016 tarihlerinde İstanbul’da evsahipliği yapmıştır.

II. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi : Ekvator Ginesi’nin başkenti Malabo’da 19-21 Kasım 2014 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir.

AfB’nin mutad uygulaması çerçevesinde, Banjul Formulü olarak adlandırılan ve belli sayıda Afrika ülkesinin tüm Kıtayı temsilen Zirve’ye iştirakini öngören katılımla yapılmıştır. Davetler AfB Komisyonu tarafından iletilmiştir. Ayrıca, evsahibi ülke Ekvator Ginesi, diğer bazı Afrika ülkelerine de gözlemci olarak katılmaları için davet göndermiştir. Neticede, toplam olarak 30’a yakın ülkenin temsil edildiği Zirve, katılım bakımından emsallerini geride bırakmıştır

Zirve, “sürdürülebilir bir kalkınmanın ve bütünleşmenin güçlendirilmesi için yeni bir ortaklık modeli” teması altında toplanmış ve bir Bildiri ile 2015-2019 dönemine ilişkin Ortak Uygulama Planı kabul edilmiştir. Bu belgeler, aynı zamanda, gelecek Zirve’nin 2019 yılında Türkiye’de toplanmasını karara bağlamaktadır.

9. Diplomatik Temsilciliklerin Karşılıklı Olarak Artması: Mayıs 2009’da 7’si Sahraaltı Afrika’da olmak üzere Kıta’da toplam 12 Büyükelçiliğimiz bulunmaktayken bugün bu sayı 39’a yükselmiştir. 2009 yılında Tanzanya ve Fildişi Sahili’nde, 2010 yılında Kamerun, Gana, Mali, Uganda, Angola ve Madagaskar’da, 2011 yılında Zambiya, Mozambik, Moritanya, Zimbabve, Güney Sudan, Somali ve Gambiya’da, 2012 yılında Nijer, Namibya, Burkina Faso ve Gabon’da, 2013 yılında Çad, Gine, Eritre ve Cibuti’de Büyükelçiliklerimiz açılmıştır. 2014 yılında ise Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Botsvana ve Benin’de Büyükelçiliklerimiz faaliyetlerine başlamışlardır.

Afrika ülkeleri de, Ankara’da açtıkları Büyükelçiliklerle, Afrika’ya açılım politikamızla atılan adımların karşılıksız kalmadığını göstermişlerdir. 2008 başında 5’i Sahraaltı Afrika olmak üzere 10 Kıta ülkesinin Ankara’da Büyükelçiliği mevcutken, bu sayı 2008 yılında Somali, 2010’da Gambiya ve Moritanya, 2011’de Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2012 yılında Angola, Kenya, Cibuti, Nijer, Güney Sudan ve Gana, 2013 yılında Ruanda, Gine, Kongo, Benin, Fildişi Sahili, 2014 yılında ise Zambiya, Burkina Faso, Mali ve Burundi Büyükelçiliklerinin açılmasıyla 32’ye yükselmiştir.

Büyükelçiliklerimizden 26’sında Ticaret Müşavirliğimiz mevcuttur. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) 15 ofisi ile (Somaliland dahil) Afrika genelinde faaliyet göstermektedir.

Yunus Emre Türk Kültür Merkezi (YETKM) 2015 yılında Hartum’da, bir merkez açmıştır. YETKM’nin önümüzdeki dönemde Pretorya, Cibuti, Gambiya ve Nijer’de merkezler açması öngörülmektedir.

Anadolu Ajansı (AA) Sahra Altı Afrika’daki ilk temsilciliğini 2014’te Addis Ababa’da açmıştır. AA ayrıca Batı Afrika ülkelerinden haber geçen muhabirleri sayesinde Afrika ile ilgili konularda İngilizce ve Arapçanın yanısıra Fransızca da haber yayınlamaya başlamıştır.

10. Ahdi Altyapının Oluşturulması: Büyükelçiliklerimizin açılmasına ilaveten bu ülkelerle her alanda ahdi zeminin tamamlanmasına yönelik çalışmalarla desteklenen süreç mevcut müspet algıyı perçinlemektedir.

Ticari ve ekonomik işbirliği (TEİA), yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması (YTKT), çifte vergilendirmenin önlenmesi (ÇVÖ), askeri, eğitim ve kültür alanlarında işbirliği anlaşmaları başta olmak üzere Afrika ülkeleri ile ikili işbirliğinin ahdi altyapısının tamamlanmasına önem ve öncelik verilmektedir. Bu bağlamda, anlaşmaların müzakerelerinin tamamlanması ve imzalanması bakımından uygun vesileler teşkil ettiği düşüncesiyle, üst düzey ziyaretler sırasında mümkün olduğunca çok sayıda anlaşma imza edilmesine gayret gösterilmektedir.

Halen, 38 Afrika ülkesiyle TEİA imzalanmış ve karma ekonomik komisyonu oluşturulmuştur. 17 ülkeyle YTKT, 1 ülkeyle serbest ticaret anlaşması, 8 ülkeyle ÇVÖ anlaşması yapılmıştır. DEİK bünyesinde 19 SAA ülkesiyle İş Konseyi kurulmuştur.

Afrika ülkeleriyle öncelikli olarak diplomatik ve resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşmalar imzalanmaktadır. Halen 17 SAA ülkesiyle diplomatik pasaportlara, 3 SAA ülkesiyle ise resmi pasaportlara vize muafiyeti öngören anlaşma imzalanmıştır. Diğer taraftan, Afrikalı işadamlarına yönelik yürütülen vize kolaylığı çalışmaları kapsamında, THY ile seyahat eden SAA ülkeleri işadamlarından geçerli Schengen, İngiltere veya ABD vizesi hamili olanlara, 20 Nisan 2011 tarihinden başlayarak Atatürk Havalimanı hudut kapısında 30 güne kadar ikamet süreli tek giriş vizesinin verilmesine başlanmıştır. Aynı kapsamda Afrika ülkeleri e-vize uygulaması kapsamına da alınmıştır.

11. Türkiye’nin Afrika Birliği ve Bölgesel Kuruluşlarla İlişkileri: Türkiye, 12 Nisan 2005 tarihinde Afrika Birliği’nde (AfB) gözlemci ülke statüsünü kazanmış ve 5 Mayıs 2005 tarihinde Addis Ababa Büyükelçiliğimiz AfB nezdinde akredite edilmiştir. Ayrıca, Ocak 2008’de Addis Ababa’da yapılan X. AfB Zirvesi’nde alınan kararla, ülkemiz AfB’nin stratejik ortaklarından biri olarak ilan edilmiştir.

Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECOWAS) Mayıs 2005’ten bu yana Abuja Büyükelçiliğimiz akreditedir. Ayrıca, Haziran 2008’den bu yana Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) Uluslararası Ortaklar Forumu’nun üyesi olan ülkemiz, Darüsselam Büyükelçiliğimiz kanalıyla Haziran 2010’da Doğu Afrika Topluluğu’na (EAC) da akredite olmuştur.

Ülkemizin Afrika Kalkınma Bankası (AfKB) ve Afrika Kalkınma Fonu üyeliği için 2008 Şubat ayında yaptığı başvuru 14-15 Mayıs 2008 tarihlerindeki Guvernörler Toplantısı’nda kabul edilmiştir. Üyeliğimize ilişkin anlaşmaların TBMM’de onaylanmasıyla ülkemiz Ocak 2013’te AfKB’nın bölge dışı 26. üyesi olmuştur.

Lusaka Büyükelçiliğimiz Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı’na (COMESA), Librevil Büyükelçiliğimiz ise Orta Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu’na (ECCAS) akreditedir.

12. Türkiye’nin G20 Dönem Başkanlığı: Türkiye, 2015 yılında üstlendiği G-20 Dönem Başkanlığı sırasında Afrika ülkelerinin kendi iradeleriyle hazırladıkları “Gündem 2063”te ortaya konmuş olan hedefler bağlamında etkinlikler düzenlemiştir.

Bu çerçevede, 2 Ekim 2015 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmiş olan G20 Enerji Bakanları Toplantısı’nın hemen öncesinde, 1 Ekim 2015 tarihinde SAA’da Enerjiye Erişim Yüksek Düzeyli Konferansı toplanmıştır.

Yaklaşık 400 kişinin katıldığı konferans, G20 Enerji Bakanlarını, SAA ülkelerinin Enerji Bakanlarını, uluslararası ve bölgesel enerji kuruluşlarının temsilcilerini, SAA'da faaliyet gösteren özel sektör temsilcilerini ve kurumsal yatırımcıları biraraya getirmiştir. SAA bölgesinden, Angola, Benin (Bakan), Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Eritre, Etiyopya, Fildişi Sahili, Gana, Gambiya, Gine, Namibya (Bakan Yardımcısı), Nijer (Bakan), Kenya, Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Zambiya (Bakan Yardımcısı) ve Tanzanya’dan katılım sağlanmıştır.

13. Üst Düzey Ziyaretler - Siyasi Temaslar: Kıta’ya yönelik üst düzey ziyaretlerde önemli bir hareketlilik yaşanmaktadır; bu kapsamda 11nci Cumhurbaşkanımız, 2009 yılında Kenya ve Tanzanya’ya, 2010 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Kamerun ve Nijerya’ya ve son olarak 23-26 Mart 2011 tarihlerinde Gana ve Gabon’a resmi ziyaretlerde bulunmuşlardır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Ocak 2015’te Doğu Afrika ülkelerini (Etiyopya, Somali ve Cibuti), Mart 2016’da ise Batı Afrika ülkelerini (Nijerya, Fildişi Sahili, Gana ve Gine) ’kapsayan resmi ziyaretler gerçekleştirmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde, geniş bir heyetle birlikte 19 Ağustos 2011 tarihinde Mogadişu’yu ziyaret etmiştir. Ülkeye 1992 yılından bu yana Batılı bir ülke tarafından yapılan ilk üst düzey ziyaret olan Sayın Başbakanımızın ziyareti Somali’de büyük bir sevinçle karşılanmıştır. Ziyaret uluslararası camiada da yankı uyandırmış, Avrupalı devlet adamlarının Somali’yi ziyaret etmelerine ve Somali’ye yapılan yardımların artmasına vesile olmuş, uluslararası topluma örnek teşkil etmiştir.

Sayın Başbakanımız ayrıca 6-11 Ocak 2013 tarihlerinde Gabon, Nijer ve Senegal’i kapsayan ziyaretler gerçekleştirmiştir. Sayın Başbakanımız 2005 yılında Sudan ve Etiyopya’yı, 2011 yılında ise Güney Afrika Cumhuriyeti’ni de ziyaret etmiştir.

2003-2013 döneminde, Cumhurbaşkanı düzeyinde, Türkiye’den Afrika’ya 9, Afrika’dan Türkiye’ye ise 17; Dışişleri Bakanı düzeyinde ise Türkiye’den Afrika’ya 6, Afrika’dan Türkiye’ye ise 22 ziyaret yapılmıştır.

2014-2015 döneminde ise Afrika’dan Türkiye’ye 6 Cumhurbaşkanı, 3 Başbakan ziyareti yapılmıştır. Dışişleri Bakanı düzeyinde ise Türkiye’den Afrika’ya 2, Afrika’dan Türkiye’ye ise 6 ziyaret gerçekleşmiştir.

Başta Nijerya, Gana, Sudan ve Tanzanya olmak üzere çok sayıda SAA ülkesi Parlamentosu ile TBMM arasında Dostluk Gruplarının bulunması ikili ilişkilerimizin gelişimine önemli katkılar yapmakta olup, Dostluk Gruplarının sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Afrika ülkelerinden ülkemize gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve diğer bakan düzeyindeki ziyaretler de ikili ilişkilerin kapsamlı şekilde gözden geçirilmesi, ahdi altyapının oluşturulması ve geleceğe dönük yol haritası belirlenmesi bakımından yararlı sonuçlar doğurmaktadır.

Ayrıca, 2013 yılına kadar 15 SAA ülkesiyle siyasi istişareler yapılmıştır. 2014-2016 döneminde de Brezilya, İtalya, ABD, Fransa, Macaristan, Portekiz ve AB ile Afrika istişareleri, Etiyopya, Moritanya, Nijerya, KDC, KC, GAC, Namibya, Senegal, Gabon, Sudan ve Eritre ile ise ikili istişareler yapılmıştır.

28 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Devir teslim törenine SAA’dan Cumhurbaşkanı düzeyinde Etiyopya, Somali, Benin, Togo; Cumhurbaşkanı Yardımcısı düzeyinde Gambiya, Gana, Sudan, Meclis Başkanı düzeyinde Fildişi Sahili; Başbakan düzeyinde Çad, Ekvator Ginesi, Fas, Gabon, Ruanda, Başbakan Yardımcısı düzeyinde Svaziland, Dışişleri Bakanı düzeyinde Güney Sudan, Tanzanya, Burundi, Burkina Faso ve Komorlar, Bakan düzeyinde ise Cibuti, Kenya, Kongo, Mali, Mozambik ve Nijer iştirak etmiştir. Toplamda Sahra Altından 25 ülke iştirak etmiştir.

24 Nisan 2015’te yapılan Çanakkale Savaşının 100. Yıldönümü vesilesiyle yapılan törenlerde SAA ülkelerinden 7 Cumhurbaşkanı (Cibuti, Çad, Güney Sudan, Mali, Nijer, Senegal ve Somali), 2 Cumhurbaşkanı Yardımcısı (Gambiya, Sudan) ve 6 Bakan (Gabon, Gana, Gine, GAC, Moritanya, Mozambik)düzeyinde katılım olmuştur.

IV. İŞBİRLİĞİNDEN ORTAKLIĞA - MUKAYESELİ VERİLER

14. Türkiye, kendi tarihi tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu imkân ve kaynakları Afrikalı yönetimlerle ve halklarla “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi çerçevesinde ve karşılıklı fayda temelinde paylaşmaya devam edecektir. Ortaklık politikamızın temelini bu anlayış oluşturmaktadır.

15. Bazı mukayeseli veriler aşağıda sunulmaktadır.

-Afrika kıtası ile ticaret hacmimiz 2003 yılında 5,47 milyar dolar iken, bu rakam 2015 yılında yılında 3 katlık bir artışla 17,5 milyar doları aşmıştır. Sözkonusu dönemde, benzer şekilde ihracatımız 2,13 milyar dolardan 12,4 milyar dolara yükselirken, ithalatımız ise 3,34 milyar dolardan 5,1 milyar dolara yükselmiştir. Dünya piyasalarında yaşanan durgunluğa bağlı olarak 2014 yılına kıyasla 2015 yılında kıta geneli ile ihracatımızda %9,3’lük, ithalatımızda ise 14,1’lik bir düşüş yaşanmıştır Afrika’nın toplam dış ticaretimizdeki payı 2015 yılında %5 olarak kaydedilmiştir.

-2003-2014 yılları arasında Çin’in Afrika’ya ihracatı yıllık bazda ortalama % 24,5; Hindistan’ın %23,4; ABD’nin %12,7; Fransa’nın ise %6,2 artış göstermiştir.

-SAA ülkeleriyle 2000 yılında 742 milyon ABD Doları olan ticaret hacmimiz, 2003 yılında 1,3 milyar, 2005 yılında 3 milyar, 2008 yılında 5,7 milyar, 2014 yılında ise 8,4 milyar ABD Dolarına yükselmiştir Küresel ticarette yaşanan daralma SAA ile olan ticaretimizi de etkilemiş ve bu bağlamda bölgeyle olan ticaret hacmimiz 2015 yılında 6 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir (ihracatımız 3,9 milyar dolar, ithalatımız 2,1 milyar dolardır). Ancak bu düşüş, ülkemizin diğer bölgelerle ticaretinde yaşanan azalmaya kıyasla minimal düzeyde (%1,6) kalmıştır.

-Afrika'nın genel ithalatımızdan aldığı %2'lik pay 2003-2015 arasında değişmezken, 2015 yılında Afrika'nın ihracatımızdan aldığı pay 2003'de % 5 iken, 2015'de % 8,7'ye çıkmıştır. 2015 yılında SAA’nin toplam dış ticaretimizdeki payı %1,7’dir.

-Yatırımlar açısından bakıldığında, 2003 yılında oldukça düşük bir düzeyde olduğu tahmin edilen Türkiye’nin Afrika kıtasındaki doğrudan yatırımlarının hâlihazırda 6,2 milyar dolara ulaştığı hesaplanmaktadır. Ekim 2015’te yayınlanan bir rapora göre (Financial Times) Afrika’daki doğrudan yabancı yatırımlar arasında en fazla istihdam yaratanın Türk yatırımları olduğu kaydedilmiştir (2014’te 16.593 kişilik istihdam).

-Yurtdışı Müteahhitlik hizmetleri sektöründe de aynı dönemde büyük bir yükseliş süreci göze çarpmaktadır. Bugüne kadar kümülatif olarak Afrika’da üstlenilen 1.152 projenin toplam değeri de 55 milyar dolara yaklaşmıştır. Bu proje değeri miktarının yaklaşık olarak 9 milyar doları SAA ülkelerine aittir. SAA’da üstlenilen 170’i aşkın projeni bedeli yurtdışında üstlenilmiş olan toplam müteahhitlik bedelinin % 2,7’sini oluşturmaktadır. Bu bakımdan, yurtdışı müteahhitlik firmalarımızın bu bölgedeki varlığının henüz gelişme aşamasında olduğu söylenebilir.

-Diğer taraftan, ülkemiz 2013 yılı itibariyle, Afrika Kalkınma Bankası’na üye olmuştur. Bu üyelikle birlikte, Türk firmalarının ve gerçek kişilerin Afrika Kalkınma Bankası, Afrika Kalkınma Fonu ve Nijerya Güven Fonu tarafından finanse edilen proje ve programlar kapsamında açılan ihalelere katılmaları mümkün olmuştur.

-Ülkemiz Afrika ülkeleriyle ulaşım imkânlarını geliştirmek, işadamlarının karşılıklı olarak birbirleriyle temaslarını kolaylaştırmak, Türkiye’nin Afrika halklarının Dünya’ya ulaşımında bir kavşak noktası olmasını temin etmek ve halklar arasındaki bağlantıların güçlendirilmesini teminen THY’nin Afrika’ya uçuşlarının sayısının artırılmasını teşvik etmektedir. THY hâlihazırda Afrika’da 31 ülkede yaklaşık 50 noktaya seferler düzenlemektedir.

-THY seferleri karşılıklı seyahatler yapılmasını kolaylaştırmış ve halklar arasındaki temasları da artırmıştır. Bu çerçevede, ülkemize gelen Afrikalı sayısında da büyük artış kaydedilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan temin edilen, Türkiye'ye giriş-çıkış yapan yabancıların pasaport bilgileri/uyrukları temel alınarak yapılan istatistiklere göre 2006 yılında ülkemizi 210 bin Afrikalı (tüm Afrika) ziyaret etmişken, bu rakam 2015 yılında 885 bini aşmıştır. Diğer bir ifadeyle, son 7 yılda Türkiye'ye gelen Afrikalı sayısı yaklaşık 4 kat artmıştır.

-1991-2014 döneminde Afrika ülkelerine, askeri eğitim ve kurslar hariç, toplam 4380 burs kontenjanı açılmıştır. 2015-2016 eğitim yılında Afrika ülkelerine tahsis edilen toplam burs sayısı ise 1239’dur. Halen ülkemizde yüksek öğrenim gören Afrikalı öğrenci sayısı 5437’dir. Afrika ülkelerinden 116 öğretim görevlisi de Türkiye üniversitelerinde misafir öğretim görevlisi olarak görev yapmaktadır.

-Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi tarafından 1992 yılından bu yana düzenlenen “Uluslararası Genç Diplomatlar Eğitim Programı”na bugüne kadar Afrika ülkelerinden yaklaşık 200 diplomat katılmıştır.

-İkili planda da birçok Afrika ülkesinden diplomatlara (Somali-Somaliland dahil, Madagaskar, Lesotho, Güney Sudan, Sudan, Kenya, Nijerya, Namibya) kısa süreli eğitim programları düzenlenmektedir.

-Türkiye, Afrika’da barış ve istikrarın sağlanması faaliyetlerine katkıda bulunmaya önem atfetmektedir. Bu doğrultuda, Afrika’da halen görev yapmakta olan 9 BM Misyonu’ndan 5’ine mütevazı rakamlarla da olsa ağırlıklı olarak polis unsurlarıyla (MONUSCO/KDC, UNAMID/Darfur, UNMISS/Güney Sudan, UNOCI/Fildişi Sahili ve UNMIL/Liberya) personel katkısında bulunmaktadır.

-2014 sonu itibariyle, 22 Afrika ülkesinden toplam 2.202 askeri personele; TSK Eğitim ve Öğretim Kurumlarında eğitim verilmiştir. 2014 yılında eğitim verilen Afrikalı askeri personel sayısı 570’dir. Halen 249 Afrikalı askeri personelin eğitimi devam etmektedir.

-2012 yılı Türkiye’nin gerçekleştirdiği resmi kalkınma yardımlarının 1/3’ini yani 772 milyon dolarını Afrika ülkelerine yapılan yardımlar oluşturmuştur. 2012 yılında Türkiye’nin yurtdışı yardımlarının yüzde 31.37’si Afrika ülkelerine gerçekleştirilmiştir. Afrika Bölgesi, 2013’te gerçekleşen 783 milyon dolarlık yardım rakamıyla yerini korumuştur. 2012 ve 2013 yıllarında Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarından en çok yararlanan ilk 10 ülke arasında Somali ilk sıralarda yer almaktadır.

-2013 yılında da toplamda 3,3 milyar ABD olarak gerçekleşen resmi kalkınma yardımları GSMH’nın %0,42’sine ve aynı zamanda bir önceki yıla kıyasla %30 artışı tekabül etmiştir (Özel kalkınma yardımları da eklendiğinde 2013 toplam rakamı 4 milyar 347 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir). TİKA’dan iletilen öncül verilere göre, Türkiye'nin 2014 yılı resmi kalkınma yardımları bir önceki yıla kıyasla küçük bir artış göstererek 3 milyar 352 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

-Türkiye, önde gelen donör ülkelerden biri olarak, küresel sorumlulukların ve gıda güvenliği, açlıkla mücadele, sürdürülebilir çevre, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçların farkında olarak hareket etmektedir.

-Türkiye, aynı zamanda, insani ve kalkınma yardımlarını bütüncül bir yaklaşımla birlikte ele almaktadır.

-Sağlık sektörü son dönemde Türkiye’nin insani yardımlarına ilişkin öne çıkan alanlardan birisi olmuştur. Türkiye’nin 20’ye yakın Afrika ülkesi ile sağlık alanında ikili işbirliği anlaşması mevcuttur.

-Darfur-Nyala’da inşa edilen 150 yataklı Türkiye-Sudan Araştırma ve Eğitim Hastanesi, bölgenin en modern ve teşkilatlı hastanelerinden biri olarak Şubat 2014’te hizmete açılmıştır. Türk ve Sudanlı sağlık personeli tarafından beş yıl ortak şekilde işletilecek hastanenin bu süre sonunda Sudan makamlarına devri öngörülmektedir.

-Ayrıca, Somali-Mogadişu’nun en büyük hastanelerinden biri olan 200 yataklı Digfer Hastanesi de Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında Ocak 2015’te açılmıştır. Digfer hastanesinin de beş yıl süre ile Türk ve Somali sağlık personeli tarafından ortak işletilmesi öngörülmektedir.

Kaynak: http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa

Şehid-i âlâ Gâzi-i namdar Damad-ı Şehriyarî İsmâil Enver Paşa

 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #3 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:27 »
Türkiye - Somali Siyasi İlişkileri

Türkiye-Somali ilişkileri Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan bir geçmişe sahiptir. Somali’de 1979 yılında açılan, ancak yaşanan iç savaş sebebiyle 1991 yılında kapatılan Mogadişu Büyükelçiliğimiz 1 Kasım 2011 tarihinde yeniden açılmıştır.

Büyükelçiliğimizin 1991’de kapatılmış olmasına rağmen ülkemiz Somali’de yaşananlara kayıtsız kalmamış, imkanlar dahilinde Somali’de barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya çalışmıştır. 2011’de yaşanan büyük kuraklık felaketine uluslararası toplumun dikkatini çekmek ve Somali halkı ile dayanışmamızı göstermek amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olduğu dönemde, 19 Ağustos 2011 tarihinde gerçekleştirdiği ziyaret ülkenin uluslararası izolasyonunun kalkmasına vesile olmuştur. Ziyaretin ardından TİKA, Kızılay ve sivil toplum kuruluşlarımızın katkılarıyla ülkemizin en büyük yurt dışı operasyonuna başlanmış ve o tarihten bu yana insani yardım ve kalkınma alanında Somali’ye yaklaşık 400 milyon ABD Doları yardım yapılmıştır. Eğitim, sağlık, ulaştırma ve güvenlik alanlarına yayılmış olan yardımlarımız, kurumsal sistemin bulunmadığı ve her türlü altyapı desteğine ihtiyacı olan Somali’nin yeniden inşa sürecine büyük katkı sağlamaktadır.

2011-2015 döneminde Somali'ye 19 uçak ve 10 gemiyle binlerce ton gıda aktarılmış, ekmek fabrikası, aşhane, buzhane ve çadır kentler kurulmuştur. 90 kadar hekim ve 300’e yakın sağlık personeli ülkede görev yapmıştır. 300 ton kadar ilaç ve tıbbi sarf malzemesi gönderilmiş, 4 sahra hastanesi kurulmuş, 5 ambülans verilmiştir. İnşası ve donatımı devletimiz tarafından gerçekleştirilen Mogadişu’daki 200 yataklı Türk-Somali Eğitim ve Araştırma Hastanesi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 25 Ocak 2015 tarihindeki ikinci ziyareti sırasında açılmıştır. Hastaneye Somali Hükümeti tarafından Sayın Cumhurbaşkanımızın adı verilmiştir. Mogadişu’da Türk Sivil toplum kuruluşları tarafından inşa edilen ve işletilen iki hastane daha faaliyet göstermektedir.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından Türkiye Bursları çerçevesinde şimdiye kadar 500’ün üzerinde Somalili öğrenciye ülkemizde eğitim imkanı sağlanmıştır. Burslu veya kendi imkanlarıyla ülkemizde eğitim görmekte olan Somalili öğrenci sayısı 2000’i bulmuştur. 1000 civarında Somalili öğrenci de ortaöğretim düzeyinde eğitim almaktadır. Mogadişu’da sağlık meslek yüksekokulu ve lisesi, balıkçılık meslek lisesi inşa edilmiştir.

Sokaklardaki çöpler halkla işbirliği içinde toplanmış, bu çerçevede 49 iş makinası ve 400 çöp konteyneri gönderilmiştir.

Somali’de hâlihazırda, yardım faaliyetlerini ve gönderilen yardım malzemelerinin dağıtımını koordine etmekle görevlendirilen TİKA Başkanlığı’nın yanısıra, Sağlık Bakanlığı, Türk Kızılayı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türk Diyanet Vakfı’nın yetkilileri görev yapmaktadır. Bazı sivil toplum kuruluşlarının gönüllüleri de Somali’nin çeşitli bölgelerinde yardım faaliyetlerinde bulunmaktadır.

Somali, son dört yıldır Türkiye’nin resmi kalkınma yardımlarından en çok yararlanan ilk 3 ülke arasında yer almaktadır.

20 yıldan uzun süredir iç savaşla boğuşan Somali’de devlet kurumlarının yeniden inşası amacıyla Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun desteğiyle devam eden teknik işbirliği faaliyetlerinde ülkemiz öncü rol oynamaktadır. Bu kapsamda, Somali devlet kurumlarının kapasitelerinin kurulması sürecinde eğitim ve teknik işbirliği desteği, danışmanlar görevlendirilmesi ve altyapı kurulması desteği verilmekte, uluslararası toplum tarafından oluşuturulan Barışı ve Devleti İnşa Gruplarının (PSG) güvenlikle ilgili ikinci grubuna ABD ile birlikte eşbaşkanlık yapılmaktadır.

Sözkonusu süreç kapsamında, altıncı Yüksek Düzeyli Ortaklık Forumu (HLPF) Toplantısı 23-24 Şubat 2016 tarihlerinde Sayın Cumhurbaşkanımız, Somali Devlet Başkanı ve BM Genel Sekreteri Vekilinin eşbaşkanlığında Bakanlar düzeyinde İstanbul’da düzenlenmiştir. 46 ülke ve 11 uluslararası kuruluştan üst düzey katılım sağlanan Forum’da New Deal’ın son senesi olan 2016 yılında Somali’nin geleceği açısından atılabilecek adımlar ele alınmıştır.

Ülkemiz Somali açıklarında, Aden Körfezi’nde ve Hint Okyanusu’nda vuku bulan deniz haydutluğu/korsanlık eylemleriyle mücadele maksadıyla tesis edilen çok uluslu çabalara aktif destek vermektedir.

Somali ile 2015 yılı ticaret hacmimiz 72,3 milyon ABD dolardır. Bu rakamın 71 milyon ABD Doları ülkemizin ihracatından oluşmaktadır.

T.C. Dışişleri Bakanlığı
http://www.mfa.gov.tr/turkiye-somali-siyasi-iliskileri.tr.mfa

« Son Düzenleme: 06 Haziran 2017, Salı - 23:01 Gönderen: Magneto »
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #4 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:30 »
Türk askeri üssü göreve başlıyor



Türkiye’nin Somali’nin başkenti Mogadişu’da inşa ettiği askeri eğitim üssünün nisan ayında açılması planlanıyor

Kuraklık kadar terör saldırılarıyla da boğuşan Somali’ye askeri üs kurduk. Türkiye’nin yurt dışındaki en büyük askeri yerleşkesi olacak olan Somali’deki askeri eğitim üssünün nisan ayında açılması planlanıyor. Başkent Mogadişu’da kurulan askeri üste Somali Ulusal Ordusu’na mensup askerlerle

Afrika’nın birçok ülkesinden gelecek askerler Türk Ordusu tarafından eğitilecek. Açılışa Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın da katılması bekleniyor.

Güçlü Somali ordusu

Mogadişu’da kurulan üssü dün Somali Savunma Bakanı General Abdulkadir Ali Dini beraberindeki askeri heyetle birlikte ziyaret etti. İnce işleri tamamlanmak üzere olan üssü gezen Bakan Dini, üssü hazırlayan Türk askeri ve sivil yetkililere teşekkür etti. Somali Devlet Başkanı Muhammed Abdullah Muhammed ‘Farmajo’ ise aynı saatlerde resmi hesabından tweet atarak üssün çok yakında açılacağını duyurdu. Başkan Farmajo mesajında, “Türkiye’nin dünyadaki en büyük askeri üssü neredeyse tamamlandı. Çok yakında Somali Ordusu güçlü bir şekilde geri dönecek” dedi.

50 milyon Dolar

İnşaatı Mart 2015’te başlanan üs, 50 milyon dolara mal oldu. 400 dönüm arazi üzerinde yer alan üste 32 bin m2 kapalı alan bulunuyor. 3 askeri okulun da yer alacağı tesiste bin askerin eğitim görüp barınacak.

http://www.gazetevatan.com/turk-askeri-ussu-goreve-basliyor-1048893-gundem/
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #5 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:37 »
3 milyon Somalilinin ~1 aylik ihtiyacini karsilayabilecek malzeme tasiyan MV Sebat, TCG Giresun esliginde yola cikti.




https://twitter.com/TyrannosurusRex/status/871969450676891648
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #6 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:38 »
SOMALİ'YE DAİR HER ŞEY

5 Haz 2017
Bir Yanda Kuraklık ve Yoksulluk Diğer Yanda Terör Saldırıları ve 30 Yıldır İç Savaşın Eşiğindeki Somali'de Neler Yaşanıyor?
Sokaklarda Neden Herkes Silahlarla Korumalarla Dolaşıyor?
Somaliler Günlük Hayatlarını Nasıl Devam Ettiyor?
Dünya'nın Gözünü Kapattığı Sadece Türkiye'nin İHH ve Tika'nın Sivil Toplum Kuruluşlarının Yardım Ettiği Somali'den Çok Özel Bir Dosyayla 5N1K Geliyor!
5N1K Ekibi Somaliye Girdi Yardım Çalışmalarını Günlük Hayatı Yakında Takip Etti!

« Son Düzenleme: 06 Haziran 2017, Salı - 22:40 Gönderen: Magneto »
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #7 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:48 »
Türkiye - Cibuti Siyasi İlişkileri

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 1977 yılında tesis edilmiştir.

Türkiye ve Cibuti arasında siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda gittikçe gelişen olumlu ilişkiler bulunmaktadır. Cibuti’nin Ankara Büyükelçiliği 2012’de ülkemizin Cibuti Büyükelçiliği ise 2013’te faaliyete geçmiştir.

Üst düzey ziyaretler bağlamında, Cibuti Cumhurbaşkanı Guelleh biri ikili, ikisi uluslararası toplantılara katılmak ve son olarak Çanakkale Kara Savaşlarının 100. Yılı Anma Etkinlikleri olmak üzere dört defa ülkemizi ziyaret etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Afrika Boynuzu ülkelerini ziyaretleri kapsamında 23-25 Ocak 2015 tarihleri arasında Cibuti’ye bir Devlet ziyareti gerçekleştirmiştir.

Ticari ilişkiler açısından ise, ülkemiz ve Cibuti arasında ümit verici bir potansiyel mevcuttur. 2015 yılında Türkiye’den Cibuti’ye 98,2 milyon ABD Doları tutarında ihracat yapılmış olup, Cibuti’den Türkiye’ye yapılan ithalat ise 113 bin ABD Doları olmuştur (2015 toplam ikili ticaret hacmi: 98,3 milyon ABD Doları).
Ayrıca, Cibuti’de Türk firmaları 130 milyon dolarlık müteahhitlik işi üstlenmiştir.

Ülkemizden Cibuti’ye ihraç edilen ürünler arasında inşaat ve demir çelik ürünleri, beyaz eşya, gıda ve hububat mamulleri önemli bir paya sahiptir. Diğer taraftan Türkiye’nin Cibuti’den olan ithalatında boyacılıkta kullanılan ürünler, yakmaya mahsus ağaçlar ile kauçuk ve mamuller yer almaktadır.

Türk Hava Yolları, Cibuti’ye haftada yedi gün doğrudan uçuşlar gerçekleştirmektedir. THY uçuşları, ikili ekonomik ve ticari ilişkilerimizi olduğu kadar, iki ülke arasında turizm ilişkilerini de geliştirmeye hizmet etmektedir.

Cibuti’nin, Doğu Afrika’nın Serbest Ticaret Bölgesi olma hedefi ve buna bağlı elverişli konumu, yürüttüğü mali politikalar ve ülkemizle mevcut siyasi ilişkileri çerçevesinde, Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekçi’nin 10 Aralık 2014 tarihinde Cibuti’ye gerçekleştirdiği ziyaretinde imzalanan Mutabakat Zaptıyla, Cibuti’de bir Özel Türk Ekonomik Bölgesi kurulması kararı alınmıştır. Sözkonusu özel ekonomik bölgenin hayata geçirilmesiyle, Türk işadamlarının 400 milyonluk Doğu Afrika pazarına Cibuti'den ulaşması öngörülmektedir.

Ülkemiz tarafından, Türkiye Bursları kapsamında, Cibuti’ye yüksek öğrenim bursları tahsis edilmektedir.

T.C. Dışişleri Bakanlığı
http://www.mfa.gov.tr/turkiye-cibuti-siyasi-iliskileri.tr.mfa


 

Çevrimdışı TRD

  • "Kadının feraseti erkeğin feraseti ile ölçülür" Cengiz Han
  • İrkin
  • *
  • İleti: 105
  • Beğeni Sayısı: 43
  • Cinsiyet: Bay
  • Düzen Nizam İntizam
  • Referans Olunan Üye(ler): 3
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #8 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:52 »
bir üs gibi bir şeyimizde orda var galiba
yanlış hatırlamıyorsam eğer
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #9 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:55 »
Bakan Zeybekçi: "Türkiye Cibuti’ye muhteşem bir üs kuruyor "

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Viyana’daki temasları sırasında Avrupalı Türk Demokratlar Birliği (UETD) Öğrenci Derneği’nin WONDER’de düzenlediği Türkiye’de Ekonomi konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Bakan Zeybekci, konuşmasında,

Biz, AB’ve ABD ile TTIP anlaşması içinde yer almak istiyoruz. Afrika’da ABD’nin bir askeri üssü var. Japonya’nın askeri üssü var. İtalyanların askeri üssü var.Fransızların askeri üssü var.”

Konuşmasında Türkiye’nin Cibuti’ye muhteşem bir üs kurduğuna dikkat çeken Zeybekci, sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdi oraya Türkiye yeni bir üs kuruyor. Çok büyük bir üs kuruyor. Bu üs başkaları gibi askeri bir üs değil. Türkiye Cibuti’ye muhteşem bir üs kuruyor. Oraya yeni bir Türkiye inşa ediyor. 99 yıllığına bize tahsis edilen bir alanda Türk bayrağının dalgalandığı içinde bütün kuralları bizim koyduğumuz sade ve sadece orada Türk firmalarının yer alacağı ilk başlangıçta 5 bin dönüm arkasından da devam edecek.
Kendi içinde bir limanı olan yeni bir ekonomik alan kuruyor.
Oradan Orta Afrika birliği dediğimiz yaklaşık 600 milyon nüfusa ulaşılan bir coğrafyaya, artı oradan Türk firmaları oradan devam etsin diyoruz.‘‘

https://www.haberler.com/bakan-zeybekci-ab-ye-girelim-mi-girmeyelim-mi-diye-6876003-haberi/

« Son Düzenleme: 06 Haziran 2017, Salı - 23:04 Gönderen: Magneto »
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #10 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:58 »
Türkiye, Cibuti'de okul açacak 22.02.2017

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Türkiye Maarif Vakfı ile bir ay içinde imzalanır hale getirilecek mutabakat zaptıyla Cibuti'de bir okulun temelinin atılacağını ve gelecek yıl eylül ayından itibaren tahsis edilecek bir yerde eğitime başlanacağını bildirdi.

Milli Eğitim Bakanlığında, Bakan Yılmaz ve Cibutili mevkidaşı Mustafa Muhammed Mahmud'un katılımıyla iki ülke arasında mesleki ve teknik eğitim alanında iş birliği anlaşması imzalandı.

İmza töreninde konuşan Yılmaz, en zor dönemlerinde iki ülkenin de birbirinin yanında yer aldığını ifade etti.

Cibuti'nin Türkiye ile dayanışmasını son olarak 15 Temmuz günü gösterdiğine işaret eden Yılmaz, törenden önce ikili görüşme yaptığı Mahmud'un, "15 Temmuz'daki olayları televizyonda gördüğümde 'Işınlanma olsa da biz Cibuti halkı olarak Türk halkı ile beraber bu darbeye karşı koyanların arasında olsaydık' dedim" ifadelerini kullandığını aktardı.

Bu sözleri için konuk bakana teşekkür eden Yılmaz, "Türkiye her zaman mazlum milletlere örnek olmaya devam etmektedir. Türkiye 15 Temmuz'dan çok daha güçlü bir durumdadır. Her alanda iş birliğimizi geliştirmek istiyoruz" dedi.

İki ülke arasında geliştirilecek konular arasında eğitimin de bulunduğunun altını çizen Yılmaz, "Sayın Bakan, Türkiye Maarif Vakfının da Cibuti'de okulların açılmasının iyi olacağını, 30 bin metrekarelik bir yerin halihazırda tahsis edildiğini, dolayısıyla gelecek eylül ayından itibaren okul açarak eğitim faaliyetine geçilirse bu anlamda somut adım atılmış olacağını ifade etti" bilgisini paylaştı.

Yılmaz, Maarif Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı ile bir mutabakat zaptı hazırlanacağını ve bunun bir ay içinde imzalanır hale getirileceğini belirtti. Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından Cibuti'de okulun temelinin atılacağını kaydeden Yılmaz, gelecek yıl eylül ayından itibaren de tahsis edilecek bir yerde eğitime başlanacağını ifade etti.

İki ülke arasında imzalanan mesleki ve teknik eğitim alanında iş birliği anlaşmasına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, anlaşmanın eğiticilerin eğitimi, öğrencilerin staj ve eğitimleri ile öğrenci ve materyal değişimini içerdiğini anlattı.

Türkiye'nin Cibutili öğrencilere verdiği bursu artıracaklarını belirten Yılmaz, TİKA'nın da somut projeleri destekleyeceğini söyledi.

Anlaşma ile somut adımlar atılacak

Cibuti Eğitim Bakanı Mustafa Muhammed Mahmud ise iki ülkenin eskiye dayanan sıkı bağları olduğunu belirtti. Cibuti Cumhurbaşkanı'nın selamlarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve Türk halkına iletmek istediğini dile getiren Mahmud, iki ülke arasında eğitim alanında imzalanan anlaşmanın ardından bu alanda somut adımların atılacağını söyledi.

Bu adımlardan ilkinin, bir Türk okulunun Cibuti'de inşa edilmesi ve açılması olduğunu bildiren Bakan Mahmud, özellikle mesleki eğitimin ve üniversite öğrencilerinin eğitim almasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye'de öğrenim gören burslu öğrencilerin sayısının da artacağını dile getiren Mahmud, ayrıca öğretmenlerin Cibuti'de eğitilmesinin de gündemde olduğunu ifade etti.

Mahmud, iki ülke arasında eğitim alanında iş birliğine ilişkin teknik bir komisyonun kurulacağını ve bu şekilde çalışmaların hızlanacağını belirtti.

http://www.sabah.com.tr/egitim/2017/02/22/turkiye-cibutide-okul-acacak
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #11 : 06 Haziran 2017, Salı - 22:59 »
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #12 : 07 Haziran 2017, Çarşamba - 22:00 »
Türkiye’nin Somali Askeri Üssü

Türkiye’nin Somali’nin başkenti Mogadişu’da kurduğu askeri üs’den ilk kareler sosyal medya’ya düştü.

200 Personel’in görev alması beklenen askeri üssümüzde , Somali ile yapılan anlaşmalar ile Somalili asker ve polise, Eş Şabab terör örgütüyle mücadele için eğitim verilmesi planlanıyor.

Arap yarımadasındaki Katar üssünden sonra Afrika kıtasında da üs kuran Türkiye’nin farklı ülkelerde beşinci üssü olmuş olacak.

Arnavutluk, Azerbaycan, Irak ve Katar’ın ardından Somali’nin Türkiye’den askeri varlık bulundurma talebi kabul edilmişti.

İşte Somali’de inşası devam eden üssümüzden kareler.





http://www.ulusol.com/2016/09/15/turkiyenin-somali-askeri-ussu-fotograflari-yayinlandi/#
 

Çevrimdışı Magneto

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #13 : 07 Haziran 2017, Çarşamba - 22:02 »
Somali Mogadişu askeri eğitim üssünün Ağustos'ta açılıp Eylül 2017'de öğrenci kabul etmeye başlaması bekleniyor.

https://twitter.com/TyrannosurusRex/status/872448386456268800
 

Çevrimdışı TURANCI

Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #14 : 07 Temmuz 2017, Cuma - 11:14 »
Somalideki üssümüz







Mete Sohtaoğlu
 
Beğenenler: TRD, Tuğra, vural, cengaver

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #15 : 12 Ekim 2018, Cuma - 19:56 »
Afrika'nın ekonomik varlığı 2007-2017 döneminde yüzde 13 büyüme kaydetti.

Varlık artış oranları açısından ilk sırayı yüzde 195'le (belki ilk kez adını duyacağınız) Morityus Cumhuriyeti aldı.

Kaynak: S.O. 2018.10.12.

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 
Beğenenler: vural

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türkiye'nin Afrika Politikası ve Afrika'daki Gelişmeler
« Yanıtla #16 : 24 Aralık 2018, Pazartesi - 02:01 »
''Başkent Mogadişu'da bu sabah art arda yapılan iki bombalı saldırıda 10'dan fazla kişi öldü.

Bomba yüklü araçla yapılan intihar saldırısında ülkenin en tanınmış gazetecilerinden Awil Dihar Salad da hayatını kaybetti.

Salad, iki güvenlik görevlisi ve sürücüsü ile birlikte Başkanlık Sarayı yakınındaki kontrol noktasında yapılan ilk saldırıda hayatını kaybetti.

45 yaşındaki gazeteci Somali basınını canlandırmak için çalışan isimlerdendi. 2005'te ülkesinden ayrılmış, birkaç yıl sonra ise geri dönerek Universal TV'de çalışmaya başlamıştı.

İlk saldırıda bölgenin vali yardımcısı da yaralandı.''

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46661043
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun