15 Kasım 2019, Cuma - 15:11

Gönderen Konu: Söz, Dil, Millet - Boyunduruktan Kurtulmak İçin Herşeyden Önce Millî Benlik  (Okunma sayısı 62506 defa)

0 Üye ve 71 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Advertisement
Levent Usta'nın çok büyük anlam taşıyan ve dikkat sunulması gereken bir açıklamasıdır.

Okuduktan sonra yaymayı da ihmal etmeyiniz değerli hanımlar, beyler.

*

“tonyukuk” adı üzerinden İç Asya alanında yapılmış çalışmalara bir yaklaşım

Erken dönem Türk kültürü ile ilgili çok değerli birkaç çalışma var ve bunların kaynak olarak sıkça kullanıldığını görüyoruz. Bu çalışmalar verdikleri somut bilgi açısından kuşkusuz çok yüksek değerde işler. Ama çalışmayı yapanlar çoğu zaman oradaki kültürü tanımayan kişiler oldukları için yaptıkları yorumlarda kendi içinde doğup büyüdükleri kültür ortamının çok etkisinde kalabiliyorlar. Bu da somut varlığı doğru anlasak bile ruhunu kaçırmamıza neden olabiliyor. Bu nedenle bu çalışmaların hemen hepsinin çok ciddi eleştiriye ihtiyacı var.

Burada yakın zamanda karşılaştığım bir örneği ele almak istiyorum. Birçok kişinin bu örneği kullandığını gördüm. Jean Paul Roux (hemen herkes bu adı Jan Pol Ruu diye okuyor ama Jan kadın adıdır; dolayısıyla bu adın doğru okunuşu Jon Pol Ruu biçiminde olmalıdır ve oradaki “n” de aslında genizden çok kayıp biçimde çıkar) kitabında “tonyukuk” adını açıklamış. Bu konuda “Tonyukuk giyiminde yağ artığı olan demektir. O zamanlarda giyimi kirli, pasaklı olmak cömertlik timsali sayıldığı için ona böyle ad vermişler” diyor.

Bilenler bilir; ilk dönem Türkologlar kariyerlerine Sinolog olarak başlamış, Çin’in kuzey komşularını çalışırken Türkolog olmuştur. Roux da belli ki Çince kaynaklar iyi okumuş; çünkü “tonyukuk” adının anlamı dönemin Çin kaynaklarında verilmiştir. Bu verilen anlam doğru olmakla birlikte açıklamasını doğru yapan pek olmadı. Ruslar oradaki “yuk” sözünün aslında yağ anlamında “yak” olması ve dolayısıyla adın aslının “tonyakık” ya da “tonyakuk” olması gerekirken, ünlü uyumundan dolayı “tonyukuk” biçimine dönüşmüş olabileceğini önerdiler. Oysa Türkçede ünlü uyumunun böyle bir etkisi olmaz, çünkü bu haliyle de o ad gayet ünlü uyumlu.

İşin doğrusu nasıl mı? Ad şöyle bir formülden oluşuyor: ton+yuk+uk.

“ton” ad sözü günümüzde Türk ağızlarında çok kullanılan ve donanmak eyleminin kökünde de gördüğümüz “giyim, giyecek” anlamına gelen bir söz. Bu bilgiyi birçok sözcükte bulabileceğiniz gibi günlük konuşmalarınıza bakmanız da yeterli olacaktır.
 
“yuk” ad sözü, aynı zamanda im adı (sıfat) olarak da kullanılabilir, yağlı kalıntı demektir. Kardeşim ve ben küçükken annem bize “tabağınızın yokunu ekmeğinizle sıyırıp yiyin” diye bunu “yok” biçiminde söylerdi. Kaşgarlı Mahmud da Divanının* “yuq” girdisinde “Kâsedeki yemek artığı; bulaşık. Söz uzatımıyla yuq yaq (ya da yaq yuq) biçiminde de kullanılır” der. Bunun altında da bir şeyin bir yere bulaşması anlamında “yuq-” eyleminin örnekleri görülebiliyor. Kaşgarlı’nın Divanı çok önemli bir eser olmasına karşın gereken ilgiyi görmediğini bu örnekten ölçebiliriz. Çözümü çok uzakta aramaya gerek yok.

“-uk” ise, eyleme gelen “-uk” ekiyle benzer bir işlev görmesine karşın, örneklerini “eşik” “törük” gibi az sayıda örnekte gördüğümüz, günümüz Türk ağızlarında kalmamış, ada gelerek yaklaşık “-lı” anlamı veren bir ektir. Evin eşiğinin kapının yanında olduğuna inanıldığı için “eşli, eşi olan” anlamında “eşik” denmiş. Bunun gibi “yukuk” yani yuku olan, yuklu, yağ artığı olan.

Bütün formülü birleştirince karşımıza “giyiminde yağ artığı olan (kişi)” anlamı çıkıyor. yukarıda Çince kaynağın adın anlamını doğru verdiğini söylemiştim, ama tabi Çince kaynak ayrıntılı çözümleme vermemiş. İşte burada Roux’nun yorum yaparken hataya düştüğü yere geliyoruz: Yağlı olmanın ne anlam ifade ettiğine.

Güzel bir örneği size de aktarmak istiyorum: Moğol Ulu Kağanlığı başkenti Harhorin’da “Erdene Zuu=Erdini (Mücevher) Zuu (Buddha inancındaki bir burkan adı)” adında bir manastır kompleksi vardır. Bu kompleks içindeki ana binanın önünde mermer iki ayak üzerine konmuş yine mermer bir levha vardır. Levhaya yakından bakarsanız, zor olsa da “ayet el-kürsî” okunabilir. Aşağı doğru buraya ziyarete gelen Halifelik elçilerinden söz edilir ve en sonda da taşın dikildiği tarih Hicret takvimi ile verilmiştir. Moğollar Arapça bilmez; dolayısıyla bu taşın önemli, kutsal olduğunu anladıkları için (başka biri bunu başka biçimde de yorumlayabilirdi) sonradan üzerine Moğolistan bayrağının uçkurluğuna yakın diliminde gördüğümüz “soyombo” denen şeklin hatlarını kazımışlar. Bu hatlar Arapça yazıdan biraz daha kalın olsa da yalnızca hat olarak geçtiği için ilk konan yazının okunmasına engel olmuyor. Bunun sonucunda bir manastır binası önünde mermer bir levhada okuyamasalar bile kutsal olduğunu anladıkları bir yazı, üzerine bir de soyombo işlendiğini görünce Moğollar taşın üstüne kat kat yağ sürmüşler. Tabi bekledikçe yağ yer yer kararmış da. İşte zaten yazının zor okunma nedeni de üstündeki bu kalın yağ katmanı.
 
Ama böylece kırın kam geleneğinde yaşayan insanlar onu kutsayıp yücelttiklerine inanıyorlar. Çünkü kır insanlarının evren algısında yağ hem baylık, hem de kutsallık simgesi olarak düşünülür. Bu yüzden de değer verdikleri bu tür nesnelere yağ sürerler. İşte bu algıyla gerçek adı Boyla Bağa Tarkan olan kişiye, giyiminde yağ artığı olan yüce(ltilmiş), kutlu kişi anlamında “tonyukuk” adı vermişler. Kısaca konunun “pasaklı olunca cömert sınıfına girme” ile hiçbir ilgisi yok.

Bu lafı çok uzattığım örnek Roux için de, Grousset için de Eliade için de, bu kültüre yabancı hemen herkesin eserleri için de geçerli. Bunu bilmeden bölgeyle ilgili yaptıkları yorumları öylece yaymak, İç Asyayı Akdeniz kültürüne benzetmek, kısaca Helenleştirmek olur. Buna Samileştirme ve Latinleştirmeyi de eklemek gerekir.

Unutmayalım, Tonyukuk çoktan öldü. O ne ve kim idiyse o idi, artık değiştirilemez. Dolayısıyla onu (ve tarihi diğer kişileri) kendimize benzeten kavramlarla yorumlamak yanlış olacaktır.

Mehmet Levent Kaya, 2016.10.06

Yazının kendisine buradan ulaşın.

« Son Düzenleme: 13 Mart 2019, Çarşamba - 02:12 Gönderen: Caner Çetin »
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Uygur

Çolası/uygun zamanı olan için dinlenilesi / izlenilesi bir video. Kaylama geleneği için güzel bilgiler de içeriyor.

 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Tüzük: government, hükümet, törenin (devlet) düzenlemesi. Tüzmek (düzmek, düzenlemek) eyleminden. Düz, düzlük, düzgün, düzen, tüzüm (system, kurulu, belirli düzenli bir yapı (içinde olan neme)) gibi sözlerimiz bu eylemden gelir. öz tüzüklüğ (tüzüklü) yurt/el/il de, kendi kendini yöneten ülke/devlet demektir (authonomous).

Yordam: Yormak eyleminden; tümen dilinde el yordamı diye bir deyim de vardır. Türkiye Türkçesi'nde görülen yöntem (yöndem Azerbaycan Türkçesinde; kimileri nedense buna uydurma diyor; Türkçe hakkında ne biliyorsunuz ki?) sözü ile aynı kurumdadır. Buna klasik Türkçe'de yör- denir; bu kökten gelen yörüğ de tefsir gibi anlama gelir. yordam sözü böylece (iş görme) biçim(i), iyice düşünülmüş akıl, ayrıntılı(/tafsilatlı; krş. tefsir sözü) düşünülüp belirlenmiş yol -haritası- vs. gibi anlama gelir. erdem sözü de aynı kurumdadır. yöndem sözündeki yön ise hepimize bildiktir. Yine Mukaddimetü'l Edeb'in Şuster yulmasında yönsüz (uygun olmayan, erdem dışı, ahlâk dışı, güzel dışı, geçerlik/âdet dışı), yönlü (tersi), yönçe (yönce; ''uygun biçimde'') gibi sözler var. Yön sözünün böylece yan, taraf, cihet anlamı dışında ''uygunluk'' bildirdiği görülüyor dolayısıyla. Azerbaycan Türkçesi'ndeki yöndem sözünün anlamları da bu sonuncular ile örtüşüyor; bizdeki biraz daha anlam genişlemeli olsa da anlam kaplamına giriyor; dolayısyla taktik gibi anlam da verir. yönlü sözünü yollu (doğru yolda kişi, erdem ile donanmış kişi demek; Bilge Kağan âilesinden bir tiğinin (prense) adı da Yolluğ Tiğin'dir, kutu olan, yolu yönü açık olan demektir diyebiliriz) sözü ile krş.

Keneş, aslen geniz n'li Ke(ng)eş: parliament, meclis; danışılan ve ortaklaşa fikir, yol varılan, yol yordam (ikileme deyim; bu da size bildiktir) bulunan yer. Bu, bizim törü (''devlet'') töresinde, tüzük işinde hep var olagelmiş bir müessesedir; kimse kendi kafasına göre iş yap(a)maz. Buna sonrakı kaynaklarda otralık (oturmak eyleminden? Arapça meclis sözünün de oturmak ile ilgisi var doğru anımsıyorsam, belki buna benzetilerek sonrakı uğurlarda (zaman, çağ, dönem, devir) kurulmuş yeni söz olabilir, Mukaddimetü'l Edeb'de geçer; asıl geleneğimizde keneş denir) ya da kurağ da denir. Bu sonuncusu da daha sonrakı uğur. ke(ng), yâni gen (geniş) sözünden. keneşmek/geneşmek de danışmak, istişâre etmek. Bu müesseseye neden ke(ng)eş dendiği çıkarımlanıyor sanırım, açıklamama gerek yok.
« Son Düzenleme: 14 Mart 2019, Perşembe - 04:17 Gönderen: Caner Çetin »
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 
Beğenenler: Shoryuken.M

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Tüzük: government, hükümet. Tüzmek (düzmek, düzenlemek) eyleminden. Düz, düzlük, düzgün, düzen, tüzüm (system, kurulu, belirli düzenli bir yapı (içinde olan neme)) gibi sözlerimiz bu eylemden gelir. öz tüzüklüğ (tüzüklü) yurt/el/il de, kendi kendini yöneten ülke/devlet demektir (authonomous).

Yordam: Yormak eyleminden; tümen dilinde el yordamı diye bir deyim de vardır. Türkiye Türkçesi'nde görülen yöntem (yöndem Azerbaycan Türkçesinde; kimileri nedense buna uydurma diyor; Türkçe hakkında ne biliyorsunuz ki?) sözü ile aynı kurumdadır. Buna klasik Türkçe'de yör- denir; bu kökten gelen yörüğ de tefsir gibi anlama gelir. yordam sözü böylece (iş görme) biçim(i), iyice düşünülmüş akıl, ayrıntılı(/tafsilatlı; krş. tefsir sözü) düşünülüp belirlenmiş yol -haritası- vs. gibi anlama gelir. erdem sözü de aynı kurumdadır. yöndem sözündeki yön ise hepimize bildiktir. Yine Mukaddimetü'l Edeb'in Şuster yulmasında yönsüz (uygun olmayan, erdem dışı, ahlâk dışı, güzel dışı, geçerlik/âdet dışı), yönlü (tersi), yönçe (yönce; ''uygun biçimde'') gibi sözler var. Yön sözünün böylece yan, taraf, cihet anlamı dışında ''uygunluk'' bildirdiği görülüyor dolayısıyla. Azerbaycan Türkçesi'ndeki yöndem sözünün anlamları da bu sonuncular ile örtüşüyor; bizdeki biraz daha anlam genişlemeli olsa da anlam kaplamına giriyor; dolayısyla taktik gibi anlam da verir. yönlü sözünü yollu (doğru yolda kişi, erdem ile donanmış kişi demek; Bilge Kağan âilesinden bir tiğinin (prense) adı da Yolluğ Tiğin'dir, kutu olan, yolu yönü açık olan demektir diyebiliriz) sözü ile krş.

Keneş, aslen geniz n'li Ke(ng)eş: parliament, meclis; danışılan ve ortaklaşa fikir, yol varılan, yol yordam (ikileme deyim; bu da size bildiktir) bulunan yer. Bu, bizim törü (''devlet'') töresinde, tüzük işinde hep var olagelmiş bir müessesedir; kimse kendi kafasına göre iş yap(a)maz. Buna sonrakı kaynaklarda otralık (oturmak eyleminden? Arapça meclis sözünün de oturmak ile ilgisi var doğru anımsıyorsam, belki buna benzetilerek sonrakı uğurlarda (zaman, çağ, dönem, devir) kurulmuş yeni söz olabilir, Mukaddimetü'l Edeb'de geçer; asıl geleneğimizde keneş denir) ya da kurağ da denir. Bu sonuncusu da daha sonrakı uğur. ke(ng), yâni gen (geniş) sözünden. keneşmek/geneşmek de danışmak, istişâre etmek. Bu müesseseye neden ke(ng)eş dendiği çıkarımlanıyor sanırım, açıklamama gerek yok.

Burada saydığım türden söz varlığı, bir dilin, bu yönce de bir ulusun en değerli, en göz bebeği örneğince koruması gerektiği malıdır. Bunları kimseye ve hiçbir şeye yem etmeyin. Özellikle ortalıkta adamım diye dolaşan kimliğimizi tahrip eden, salak sepelek konuşan, bilmeden bilen ama aslen hiçbir şey bilmeyen çok soytarı var; onlardan da sakının, dikkatli olun, yanılmayın, yazmayın (bk. yazık).
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 
Beğenenler: Shoryuken.M

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
bilür kişi (bilir kişi): Mukaddimetü'l Edeb'in Moğolca-Çağatay Türkçe yulması. Bu, Şuster yulmasından (copy, nushat) daha sonrakı bir uğuru kapsar. Bu bildik bir gelenektir; önceki çalışmalardan yararlanıp, onların adından, tüzümünden düzeninden izleyip kendi dönemine uygun iş çıkarmak. (Birçok günümüz Türkiye Oğuz ağızlarında buna hâlâ bilür denir; dudak uyumuna uymasa da.)

akar su (hepimize bildik): Aynı kaynak; elbet başka yerlerde de tonlarca kez geçer.

Aynı biçimde, örneğin, hareketli, yâni mobile olan her hangi bir, her tür somut ya da soyut neme yürür olur. Uçak-savara uçak savar denmesi (savdığı için), roketatar örneği, aynı anlayışçadır. Benzer biçimde, örneğin, soğutan bir şey de, tutalım araç için su, soğutur su olur (Alm. Kühlwasser). Yerli, sâbit değil, hareketli olduğu yâni yürüdüğü için de her hangi bir araç da yürür olur. İlginç biçimde birileri bu toplumu kıt, küt, güdük hâle getirdi.

Çok işimiz var. Oysa ki hiç de zor değil. Üstelik de büyük bir güç; dili iyi bildiğinizi ve her tür işi, kavramı bilginizle aştığınızı düşünün. Başkasına gerek duymadan öz işini görebilmek yüce erdemdir; değil mi. Yoksa aklımız daha çok havalarda 'mobile' olacak. Bunu bir mobile diye söylemiyorum; son zamanlardır istilâcasına tonlarcası var.

Ayrıca günümüzde bilir kişi dememiz de yukarıdakı nedenledir.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Shoryuken.M

Çolası/uygun zamanı olan için dinlenilesi / izlenilesi bir video. Kaylama geleneği için güzel bilgiler de içeriyor.


Gerçekten çok güzel bir yayın olmuş. Öz Kültürümüzle ilgili böyle içeriklerin çoğalması dileğiyle.
 
Beğenenler: Caner Çetin

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ahmet Usta çok değerli bilgi vermiş. Kısa sürede çok dolu bilgi var. Seyrediniz dostlar.


Çolası/uygun zamanı olan için dinlenilesi / izlenilesi bir video. Kaylama geleneği için güzel bilgiler de içeriyor.


Gerçekten çok güzel bir yayın olmuş. Öz Kültürümüzle ilgili böyle içeriklerin çoğalması dileğiyle.

İnşallah üstadım.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 
Beğenenler: Shoryuken.M

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Son konumuzla uyuştuğu için, Levent Usta'nın öz bir sözünü geçiyorum.

*

"Irağu" "takşut"

Dünyanın bütün kültürleri gibi Türklerde de şiir kavramı, ilk başlarda ozanların çalgılarıyla tuttukları ritm ve melodi üzerine söyledikleri sözlerden oluşuyordu. Bu nedenle kabaca “modern” diye adlandırılan tür ortaya çıkıncaya kadar hepsinde yaklaşık benzer biçimde heceye benzer ölçü, uyak benzeri özellikler vardı.

Türkçe “(y)ır” sözü müzik için kullanılan. Buna eşlik için söylenen “koşuk/koşma” “yuğ” “sağu” gibi kavramlar işlenen konuyla ilgilidir ama gerçekte bu üç tür Türklerde şiir kültürünün kökeniyle ilgilidir.

Yazıya işlenen bu nazım ürünleriyle ilk olarak Turpan Uygurları döneminde karşılaşıyoruz. Bu dönemde, Budist kültürün etkisiyle Samgarıt dilinden “şlok” sözünün alındığını görüyoruz. Şlok genellikle dört sıradan oluşur (bu 2, 3, 4lü dizgelere “padak” deniyor), genellikle başta uyaklıdır ve din ya da din dışı konular işleyebilir. Bu şlok yazımı sonradan “şilük”e kadar Türkçeye uyum gösterecek değişimler geçirmiştir.

Yazılı nazım türü için Kaşgarlı Mahmut’un “takşut” dediğini görüyoruz. “ırağu takşut” deyimi genel olarak nazım türünü ifade etmek için kullanılır. Buradaki ırağu sözü “ır+a+gu” formülüyle oluşuyor ve şiir kavramını değil, harmoni, ahenk, insicam gibi şiirin yukarıda da değindiğim melodik yapısını işaret etmek amacıyla söyleniyor. takşut’un yalnız kullanıldığını çok görmedim; kullanıldığında ise şiirden çok nazım türünde yazılmış ürünleri kast ettiğini düşünüyorum.

Mehmet Levent KAYA

Melodi için küğ, günümüz Kazak ağzında küy, ya da ezgi denir.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
''Kamu Türk'ün ortak kültür ve yaşayış nedeniyle ortak bir adla Törük/Türk diye çağrılması nedeniyle devletin de adını ilkin Türk koyan Bumın Kağan ve koşundaşlarının târihî seyir ve gerçekler doğrultusunda, dili ve coğrafyayı bilmesi nedeniyle de gerçekçi bis üslupla anlatan ilk eser: 100.000.

Adın böyle seçilmesine gelince, kır târihinin üç büyük olaylarından ikincisi olan Türk Kağanlığı'nın kuruluşu Bumın Kağan ve yakınları eliyle olduktan için, kağana 100.000 anlamına gelen, sayı adı ''bumın'' adı verilmiştir. Bunun bir alt binliği, hepimize bildik tümen sayı adıdır.

Bu eserde, geleneklerimizle, gerçek Türk kır kültür yaşamı ile ilgili birçok, belki de bu hâliyle hiçbir çalışmada bulamayacağınız pek çok bilgi bulacak, kültürel kimliğiniz pek çok açıdan beslenecektir. Atsız Bey'in romanlarında izlediği bir yöntem olarak yerli yerince Türkçe sözlerin kullanılışı bu eserde de güçlü izlenen bir seçim olduğundan, ayrıca dil bilginiz de artacak ve söz varlığınız genişleyip bu konuda geçmişe güzel bir seyir yapacaksınız.

Altayist ve dil bilimci olan M Levent Kaya Usta (-duvarından ve burada da Hakkında/Biyoğrafi bölmesinden ileri bilgi edinebilirsiniz-) pek çok Türk lehçesi, klasik Türkçe, klasik Moğolca, günümüz Moğolca ve Mançuca bildiği (üç ana Altay dili), bu üç târihten beri aynı kültür ile yaşayışı üleşenlerin dilini çok iyi bilmesi nedeniyle {dil kültürün aynasıdır} şiârınca onları ve bizi çok iyi tanıdığı, medenîyet coğrafyamızda uzun süreler bulunup orada da eğitim görüp ve hem de derin saha bilgileri edindiği için, Türklük Bilgisi alanında yurdumuzun önemli değerlerinden, önemli bilir kişilerindendir. Bu bilgi birikiminin yansımasını 100.000'de bulacağınız gibi yine yeni çıkmış olan ve bir yörüğ (tefsir) çalışması olan ''Bilge Yazıtlar - Bilge Kağan ve Bilge Tonyukuk'un Yazdırdığı Yazıtların Bölgenin Yaşam Biçimi Bağlamında Yörüğü'' çalışması da size ayrı büyük katkılar sağlayacaktır. Nitekim, bu çalışma, alanında topluma erir/açık olan çalışmalar arasında önemli bir özellik ile ayrılıyor: Adından da anlandığı gibi dedelerimizin sözlerini sizlere yalın çevirmekten başka (-yazıtların çevirileri de var-) o sözlerin dönemin/kır kültürünün içinde ne anlama, neye, hangi mantığa, düşünceye, inanışa, ... karşılık geldiğini sizlere veriyor, böylece, Türk kültürünü, bengi taşların yansıttığı ulu Türk öğreyiğini gözlerinizin önüne seriyor. Öz sözle Bilge Yazıtlar çalışması Bilge Kağan, Bilge Tonyukuk ile Köl Tiğin yazıtlarının günümüz Türkçesine bir çevirişi olmakla birlikte onların bir açıklanmasıdır da.

Her iki çalışma toplumumuzun Türklük ve Türk (kültürel) kimliği dâvâsı adına öğrenmesi gerektiği çok hayatî bilgiler içermekle birlikte her ikisinde de yanılmayacağınızı gönül rahatlığı ile têmin ediyoruz. Ayrıca, belki Bumın Kağan adı nedeniyle merâk etti iseniz; diğer sayı adlarımız da, örneğin million ve üstü gibi, yine 100.000 eserinde ihtivâ olunmaktadır.

Kitapları yakınınızdakı/size tanışık kırtasiyeci-kitapçınıza getirtebileceğiniz gibi, ağ üzerinden de (kitapyurdu, idefix gibi) edinebilirsiniz. İkincisi için, doğal olduğu üzre, ilgili yere üye olmanız gerekmektedir.

Bununla birlikte, bu bilgilendirme yüzünün Levent Usta ve çalışmaları hakkında bilgi veren ağda biricik bilgilendirme merkezi olduğunu da anmak ister, burada kimliğimiz hakkında türlü ve de kuşkuya yer yok ki gerçeklere, bulgulara, kaynaklara dayalı bilgi paylaşımı kıldığımızdan ötürü de sizleri çın gönülden bu merkezi ize almaya dâvet ederiz. Bugüne dek geçtiklerimiz bu konuda ölçüdür.

Son olarak, değerli büyüğümüzün yine aynı amaç ve kültür bakımından içerik ile yazılmış Çölde Dor, Ölüne gibi eserleri olmasıyla birlikte yurdumuzun ender Moğolca bilginlerinden olması nedeniyle uz biçimde Moğolca aslından çevirdiği, Kronik Kitap'tan çıkan (2. Basım) Moğolların Gizli Tarihçesi çeviriş çalışması da bulunmaktadır. Sonuncu çalışmada zengin dip açıklamalar olması nedeniyle ortak/kendi dilimiz ve kültürümüze dâir pek çok bilgi bulunmaktadır. Dileyenler, bunları da değerlendirebilir.

Sağ olunuz.''

https://www.facebook.com/leventkayausta/photos/a.106629843027865/795300547494121/?type=3&theater

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Kaşkarlı'nın divânından.

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Kadîm kentlerimize dâir söz edeceğimi evvelden söz eylemiştim.

''Kadîm kentimiz Kara Balgasun, diğer adıyla Ordu Balık, ya da, Han Balık.

Bu, sayısız kale kent, ya da Türkçesi ile korgan balıklardan yalnız biridir. korgan adı size Ordu'dan tanışık gelir. Bilge Kağan, bengi taşında Amgı Korgan diye bir başka kentten söz eder. balık sözü ise geçen de dediğimiz gibi bal-çık sözünde gördüğümüz bal- kökü ile ilgilidir.

ordu sözünün ise -aslî- olarak imlediği bir tür mâlikhâne/ (özel) ikâmet* yeri, oturma yeri olup kağanın orununu (location, mevkii; makam, taht, anlamlarına gelir) gösterir. Ordu Balık adı, bu yüzden verilmiştir ki, bu ad geleneği, sürüp Karahan uğurunda (çağ) da kağanın/xakanın baş kenti olan Kaşkar'da bulunan kağan kentinin adı, Kaşkarlı Mahmud'un divânındakı ifâdesi ile Ordu Kent olmuştur. Ayrıt şu ki, daha doğuda yer alan Türkler "balık" demeyi sürdürür iken daha batıdakı Karahan Türkleri kent demeye başlamıştır. Günümüzde bu kadîm yerimiz, Kaşkar, ise Çin eliyle Türklüğün izlerinin silinmesi adına tahribâta uğramaktadır.

Kağanlık sarayına/kağan (ulu) otağına ise örgin denir. örgimek ise saray/kağan otağı kurmak demektir. Bunu Ötüken Uygur uğurundan kalma, çok değerli ancak ne yazık ki kamu oyunda hiç de bilinmeyen bengi taşlardan biliyoruz. Günümüz Altaycada da saray için aynı ör- kökünden gelen bir söz kullanılmaktadır.

Bu yüzden ordu sözü özel bir oturma yerini, ikâmetgâhı gösterir iken, örgin sözünün doğruca sarayı, kağan otağını anlattığı rahatlıkla söylenebilir.

Temîm ibn Bahr'ın verdiği bilgi doğru ise Han Balık'ın 12 demir kapısı var imiş. Günümüz Han Balık kalıntısında böylesi bir yapıya dâir izler görünmemektedir. Dolayısıyla, kentin bir de böyle on iki demir kapılı bir dış suru da var olup, görünenden daha ulu imiş olabilir. Ona göre, iç (has, kağana özgü) kentin kişi başı kalaba, çarşıları ve türlü esnafı vardır.

Bu, içinde de yine kişi; sart (tüccar), esnaf vs. bulunmakla birlikte, gerçekten de daha çok korgan kenttir ve kimi balıkların adından da anlandığı gibi özlük, yâni kağan ve mâiyetine, yakın çevresine tahsis edilmiş bir kenttir. Nitekim asıl kent/yerleşim yeri, son çekimden anlanacağı gibi koca bir bölgeyi kapsar. Çekimdeki kuranakta (plan) görülen belirgin hatlı çizim/yapı, Han Balık'tır. Arta kalan kamunun, bodunun iç kent/ordu kent/kağan kent dışındakı yerleşim yerleridir. Bu muhteşem ve muazzam görüntüyü o günlerdeki gibi görmek, gerçekten, yüce bir bahtıyarlık olur idi.

Bu hâliyle, bu tek bir kentimizdir ve bunlardan sayısız vardır. Kendine özgü mimarîsiyle daha Hun uğurunda bu tür yapıların olduğunu Çin yıllıkların verdikleri bilgiden biliyoruz.

Çekimleri öz belgeliğimizde bulunan Osman Mert Usta'nın Ötüken Uygur Dönemi Yazıtlardan Tes-Tariat-Şine Us çalışmasından aldık.

Geçmişimiz ve yüce medenîyetimizin bilinmesi adına yayılması için paylaşmak bir sorumluluk olsun.

*Buna dilimizde turmak (durmak) eyleminden turuğlağ denir. Tarla sözü de aynı kurumda olan tarığlağ sözünden büzülmüştür. Bu eylemin ise dağıtmak, ekmek ile ilgisi vardır. Darı dediğimiz söz de bu sözdeki gövde olan tarığ sözünden gelir; umumî olarak tüm tahılı, yerine göre dar anlamda da darı vb. anlama gelir.''

https://www.facebook.com/leventkayausta/posts/795768377447338







İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Türklüğün ıduq, kutlu ulu orta yeri, adı işitilince denince buram buram binlerce yıllık Türk geçmişini târihini duyduran, Ötüken.

İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Uygur

Akla ilk gelen nedir? Elbette, halay vb.

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=2258062361141326&id=2256922824588613

Evet, hem halay hem de kimi tarikatlardaki zikir işi.
Dönmeli zikirin tarih öğretmenimce şaman geleneğinden geldiğini de işitmiş idim.
 
Beğenenler: Caner Çetin

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Gezici Füze, seyir füzesi: Cruise missile.
Görüş Ötesi: Stand-off.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
çalış, muharebe gibi anlama gelir. çalışçı da, güvenlik görevlisi, savaşçı anlamına gelir (bkz. İbn-ü Mühenna Sözlüğü). Aynı anda Selçük uğrunda çerinin öncü engimine de çalış denmiştir. Bunun ise dilimizde çokça başka adları da vardır. Osmanlı uğrunda aklıma bütün gelmeyen ö ile başlayan, ılgar (Moğolca dense de ilgerü (ileri) sözü ile ilgisi çok açık; ı'lı biçim olduğundan IlgAr oluyor, yAzIt gibi), yelme, yezekçi gibi sözler. Bu, eylemlik değil ad yapısında olan bir sözdür ve yağıyı yenmek anlamına bir çalmak eylem sözünden gelir.

combat sözü için bir çok çer zaman karşılık arandığını görüyorum. Karşılığı, bu. Ve de çok da güzel karşılık.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Forum üye adları ile ilgili son duyuru sözlerimden birinde değineceğimi açıklamıştım. O yazı. Kirille verilen yazımlar Moğolca karşılıklar.

Bilgi: şad için -kimi ağza göre belli ki- çad da dendiğini, Orkun Bengi Taşlarından hemen sonra dikilen diğer Ulu Kağanlık Bengi Taşlarından anlıyoruz.

İkinci maddede anılan ''son Türk kağanı''dan kasıt, Türk törüsünü başlayan ve tüm kır obaları için belli ki pek uzun uğurdur ortak niteleyici kültürel ad kullanılan (-420 yıllı bir Pers kaynağında Türk adı geçiyormuş Ahmet T. Usta'ya göre; daha Çin yıllıklarında bile o dönem kayıtlı değildir-) Törük/Türk adını ilkin törü/hüküm adı yapan, bu yüzden bu ad kamu Türk'ü anlatıp kültürel bir ad olsa da devletçe (aynı anda) sıyâsî bir kullanımı (o dönemki sıyâsî erke bağlı olanları özelinde -dar anlamda- anlatması nedeniyle) da bulunması nedeniyle Sir boyu(ndan çıkan), Aşına soyundan/oğuşundan/hânedândan gelenlere bağlı bulunanları anlatması nedeniyle o uğurda da bu doğrultuda -yâni kültürel kullanışı dışında sıyâsî- kullanılıp, sıyâsî bir ayrımı göstermesidir. Bu yüzden yine Türk olan Uygur başı karşısındakını ''Türk kanı'' diye anlatmıştır. Yoksa Aşına oğuşu ve onlara bağlı olan ve de bağlı bulunup bağlılığını kesenlerin ardından gelen diğer ve de eskinin yeni (Uygurlara katılanlar) Türkler de ortak geçmişi özsindiklerini bengi taşlarda gösterdikleri gibi, sonrakı süreç ve asırlarda da Türk adını kullanmışlardır. Bu son bağlamca, Ahsen Batur'un 1200 Yıllık Sürgün adlı çalışmasında ''Türk'' adının atılıp kullanılmadığı savı yanlıştır ve dönemin belgelerini, kayıtlarını ne yazık ki bilmediğini göstermektedir. Oysa Turpan dönemi yazmaları geçelim, ki o dönemin en bildik, ünlü dil bilginlerimizden ve dilimize key ulu katkıları olan Şı(ng)ko Şeli Tutu(ng) ''türk uygur tilinçe'' yazdığını söyler, kos koca, dağ gibi dev adam Kaşkarlı Mahmud o koca, dev gibi şah eseri Divân'da kamu Türk'ten Türk diye söz eder iken özellikle Türk adını kendileri için daha da özel bir anlamda kullanır ve kendilerinin ölçün (standart) Türkçeyi kullandıklarını yazar. Bu, kabak gibi ortada iken bu tür zırvalar, kendisini Selenge Yayınları nedeniyle pek bir takdîr etsem de, nasıl edilir benim bu başımdakı aklım bunu almıyor. Bilesiniz istedim.

Ardından, yâni hepimizin ad babası, Türk adının muhtemelen bunca kamu Türk'e yayılıp da artık silinmez sonsuz, bengi ebedî bir mühür, bir ad olmasını sağlayan, hani diyordu ya Bilge Kağan ''atamızın kazandığı Türk adı sanı yok olmasın diye,'' gerçekten de yok olmadı ve kamu âleme yayıldı, Sir Boyu'nun Kutlu Aşına Soyu'ndan sonra Yağlakar boyundan inen bir oğuş/soy Türk törüsünü/hükmünü (''devlet''; sonuncu söz de bu anlamca kaynaklarda kayıtlıdır*) başlayacak, yönetecektir. Törü aynı törü, bodun aynı bodun, dil aynı dil, yer/coğrafya aynı yer, yaşayış biçimi ve inanç aynı yaşayış biçim ve inançdır. Tek değişen, tüzükdür (hükümet).

*Bunun için Bilge Kağan Bengi Taşında geçen ayuk (ay(t)mak'tan (ey(t)mek diye de Osmanlı uğrunda): söylemek; buyurmak, hükmetmek; kıyın/cezâ kesmek vs., olağan demek/söylemek/sözlemek/konuşmak'tan daha ileri bir türü anlatır) sözüne sonra değinirim. Böyle çok uzatmış olmayım.

Günümüzde pek çok yerde gördüğünüz noyan sözü ise, aslıyla doğru anımsıyorsam noyon, beğ (bey) sözümüzün Moğolca karşılığıdır. Bu konularda toplumda pek çok yanılgılar var. Benzer biçimde ''anda'' da Türkçe değildir; buna bizde adaş ya da Kaşkarlı'nın Oğuzca bildirdiği sağdıç sözleri vardır. Sonuncu söz günümüzde daha çok düğün işine gerilemiş, anlam kullanış alanı daralmıştır. Aynı yanılgılar bizim sözlerimizde de vardır. Her ne denli sonrakı uğur yazmalarında us sözünün akıl gibi anlama kullanıldığını görebiliyor isek de, bu sözün asıl anlattığı anlamı temyîz, doğru ile yanlışı bir birinden ayırt etme yetisidir. ''akıl'' için ukuş denir. ''Uslu dur'' sözünde bunu hâlâ görürüz, her ne denli ''akıllı dur'' da dense. ''Akıllı durmak'' sözünün üzerinde iyice düşünüldüğünde bunun pek bir anlamı olmadığı görülür; nitekim aklın ne olduğu ortadadır. Akıllı olunur/olunabilir, çünkü akıl, her kişi oğlunda var olan bir nemedir. Ancak tüzün (iyi kılıklı, huylu; yine tüzmek eyleminden; tüzünlük sözü de vardır) ve yavaş (hâlim, mülâyim demektir) olmak için, doğru ile yanlışı ayırt edip, doğru tavrı seçip us-lu durmanın anlamı vardır.

Bu açıklamalar pek çoğunuza belki biraz ''kafa karıştırıcı'' gelebilir. Ancak bir dilin en başta gücünü, ''akıl seviyesini'', yetmeliğini yetkinliğini, sonra da güzelliğini bu gibi hususlar belirler ve gösterir. O yüzden ''far fetched'' gözükse de bunlara dikkat etmemiz yararımıza ve daha güçlü, sağlıklı düşünceler, dilimizi ve geçmişimizi doğru anlamak için gereklidir.

*

Soyluluk Adları

(İdi) Kağan "(эзэн) хаан": Bozkır kavimlerinde en yaygın bilinen soyluluk adı bu "kağan." Ama Bilge Kağan'nın yazdırdığı taşlarda "baz kağan", "kırgız kağan", "türgiş kağan" gibi başka kağanlardan da söz ediliyor. Aynı zamanda bu diğer kağanların merkezdeki "idi kağan"a bağlı oldukları da bildiriliyor. Gelenekte "idi" sözünün hükümdar anlamında kullanıldığını görüyoruz.

Kan "хан": Kağan'dan bir küçük soyluluk adı. En son 1911de kurulan Moğol devletinde merkeze doğrudan bağlı dört “аймаг” yani ilin başındaki hükümdarlarına “han (хан)” deniyordu. Ayrıca Tez yazıtında Uygur kağanının, son Türk kağanı Ozmış’tan kağan değil de “ozmış kan” olarak söz etmesi ilginçtir. Demek ki artık kutu geri alınmış, yani siyasi gücünü nerdeyse tümüyle yitirmiş olan birine “kağan” demek istemiyorlardı.

İliğ: Bu sözcük de daha Hun devrinden beri anılan bir unvandır. Altun Yaruk’ta, kitabın kendinden “nom iliği” diye söz edilir. Mehmet Ölmez bu ifadeyi doktora çalışmasında “kitap hükümdarı” olarak anlamlandırmış. Ama "Aç Bars ve Tiğin" çadığında, ülkenin hükümdarından kimi yerde "iliğ beğ" kimi yerde "iliğ kan" diye söz edilmesinden, bu adın bir unvan değil, bir kağana bağlı olmayan, müstakil bir devlet başkanını gösterdiğini düşünüyorum.

Katun "хатан": Buraya kadar değindiğimiz unvan sahiplerinin eşlerine “katun” deniyor. Moğollar kendi erkleriyle hükümranlık yapan kadınlar için “хатан хаан” ifadesini kullanıyorlar. Aynı durumun Türkçe “katun kağan” olması gerekir.

Yabgu: Hun imparatorlarına atfedilen “yabgu” sözcüğü Çince “çan-yü” imlerinden türetilmeye çalışılmıştır. Ben bu “çan-yü” seslerinin “yabgu” sözünün nasıl türetildiğini anlamadım. Zaten yakın dönem Çinli akademisyenler de “çan-yü”nün yanlış okuma olduğunu, doğrusunun dönemin okunuşuna göre “çan-kan” olması gerektiğini açık sesle ifade etmeye başladıklarına göre, yine Çin kaynaklarında “kan” olarak gösterilen “kağan” ifadesiyle karşılaşmış oluruz. Dolayısıyla ben Hun hükümdarlarının unvanının “yabgu” olmayabileceğini düşünüyorum. Yine de yaygın bir kabule göre Hun dönemi hükümdarının kullandığı unvan "yabgu"dur.

Bunun dışında en yakın olarak içinden Selçuklu Hanedanını çıkaran bir Oğuz Yabguluğu biliyoruz. Buradan, bu unvanın kan'dan daha düşük müstakil devlet sahibi hükümdarlarca da kullanıldığını anlayabiliriz. Yalnız Selçuklu sonrası sanki bu unvan unutulmuş, kullanılmamış. Örneğin "melik" unvanı kullanmış Artuklu, Saltuklu gibi devletlerin bu geleneğe göre "yabgu" unvanı kullanması gerekebilirdi.

Türk imparatorluğu döneminde bu unvanla başka bir kullanımda karşılaşıyoruz. Gelenekte devlet doğu ve batı olarak iki yönetim birimine ayrılıyordu. Bunlardan kıdemli olan doğudaki yöneticiye "yabgu" unvanı veriliyordu. Bu göreve hep hanedandan bir tiğin atanıyordu. Bilge Kağan'ın sözlerinden "yabgu"nun Tölis boyunda oturduğunu anlıyoruz.

Tiğin "агь": Elimizdeki bilgiye göre Kağan hanedanından gelen bütün erkeklere “tiğin” denmekte idi. Bazıları bu sözcüğü “tigin”, yabguyu da “yabğu” diye yazma eğilimindedir. Türkçede bir kural olarak ünlüden sonra gelen “g”ler yumuşar. Benzer kuralla önünde ünlü olmayan “g” de yumuşamaz. O Arap dilinde olan bir özelliktir. Ve “g” değil “ğayn” harfi ile ilgilidir. Dolayısıyla da, Talat Tekin'in bence çok doğru biçimde yazdığı gibi bu sözcük “tiğin” okunmalıdır.

Şad: Türk idi kağanlığında batıdaki bölgenin başına atanan yöneticiye “şad” deniyordu. Yine Bilge Kağan'ın sözlerinden "şad"ın Tarduş boyunda oturduğunu anlıyoruz. Bir tiğin yabgu ya da şad görevine atanınca o ilgili görevinin unvanını kullanırdı. Bu unvanlardan biri olmadığına Köl Tiğin bu görevlere hiç atanmamış demektir.

Çor: Bu da yine tiğinlerin üstlendikleri göreve göre aldıkları yüksek bir makam adı.

Konçuy "гүнж": Katun’dan aşağıda saydığımız kimselerin eşlerine, ayrıca en başından beri saydığımız unvan sahiplerinin kızlarına “konçuy” deniyor. Daha sonraki dönemde aynı konum için Altun Yaruk’ta "terim”, Karahanlı zamanında ise “terken” sözcüğüyle de karşılaşıyoruz.

Buyruk "түшмэл": Orhun yazıtlarında geçiş sıklığı yüksek olan adlardan. Bunun, aşağıda Moğolca karşılığında da açıklayacağımız üzere yüksek makamlı amirler için kullanıldığını düşünüyorum. Ayrıca yine yazıtlarda geçen “seŋgün” sözcüğünün “general”e karşılık geldiğini düşünürsek, “buyruk” sözcüğünün bir rütbeden daha çok genel bir “amir” anlamına geldiği sonucuna varabiliriz.

Beğ "ноён": Tiğinden sonraki kalıtsal soyluluk unvanı. Çok yaygındır.

İlteber: Bu da “beğ” düzeyindeki kişilere verilen bir görev adı. Eyalet başındaki yüksek memurların taşıdığı anlaşılıyor.

Tudun: Yine “beğ”lere verilen bir görev adı. İllerde “vali” gibi olmalı. Tabi “ilteber” ve “tudun” maddelerinde değindiğimiz eyalet ve il yapıları bugün anladığımız gibi değil. İstatistikçilerin hesaplarına göre dünya nüfusunun 70 milyon, Türk devletinin de iki buçuk milyon olduğu tahmin edilen bir dönemde eyalet ve vilayetin bugünkü büyüklükte olmayacağını tahmin edebiliriz.

Erkin: Bu da “tudun”dan daha küçük bir memuriyet olarak çıkıyor karşımıza.

İ(i)şi "ноёгтой": Bu listede “beğ” özelliğindeki unvanların kadın karşılıklarına “işi/eşi/iişi” denir. Bugün buna, aşağı yukarı Türkçe konuşulan her yerde “hanım” denmektedir. Orhun yazıtlarında baştaki harfin yazılmamış olması nedeniyle Talat Tekin “eşi” diye okumuştur.

Baskak "дарга": Sanıyorum günümüz dilinde en iyi “müdür” sözcüğüyle eşleştirebileceğimiz sözcük. Bu müdür hem sivil, hem de askeri olabilir. 

Alp "алба" / Bağatur "баатар": Kahraman anlamında unvanlar. Günümüz Moğolcasında "алба" sözü daha çok "resmî (görevli)" anlamında da kullanılıyor. Ayrıca Tonyukuk yazıtındaki örnekte ve günümüz Moğolcasındaki kullanımdan, Alp "алба" sözünün zor anlamında kullanıldığını da görüyoruz.

Mehmet Levent KAYA.
« Son Düzenleme: 18 Mart 2019, Pazartesi - 02:06 Gönderen: Caner Çetin »
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Çolası/uygun zamanı olan için dinlenilesi / izlenilesi bir video. Kaylama geleneği için güzel bilgiler de içeriyor.


Gerçekten çok güzel bir yayın olmuş. Öz Kültürümüzle ilgili böyle içeriklerin çoğalması dileğiyle.

Bugün bakıp bitirme fırsatı bulabildim. Demem o ki Akdeniz Bey çok aklı başında biri. Daha ilk dakikalarda ilgimden çok bilgi ve keskinliği ile sevgimi çekmeyi başardı. Ne konuştuğunu pek iyi biliyor. Öyle güzel bir çalışma olmuş ki, dil, geçmiş, kültür; hepsi içinde ve emîn olunuz bunun benzerleri çok az. Kesinlikle salık veriyorum. İki saat yirmi dakikada bitecek.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3270
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Yüce zaferimiz dün gibi kutla bengi ebedî bezensin. Daha nice bin tümen yıl dönümlerine erelim.

Bu ak yolda canlarını hiçe sayan yüce ruhlar; hepinize teslim edeceğimiz emânet, bu çağda bizim üstümüze düşeni lâyıkıyla yapmaktır. Kara çıkarmayacağız.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun