08 Aralık 2019, Pazar - 20:59

Gönderen Konu: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri  (Okunma sayısı 6678 defa)

0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #20 : 02 Eylül 2018, Pazar - 23:49 »
Anakart ve seri üretimi cidden komplike bir süreç; 18 yaşında bilgisayar mühendisliği bölümü bile olmayan birisinin çıkıp tasarlaması pek inanılabilecek bir şey değil.

Zaten haber patladı



Şu video da gerçek anlamda ana kartın nasıl yapıldığını gigabyte (ana kart üreticisi firma) fabrikasını gezerek gösteriyor


Çok teşekkür ediyorum. Aydınlatıcı oldu. Konuşucu ayrıca çok güzel noktalara değinmiş; gâyet yararlı bir çalışma olmuş. Dediği gibi araştırılmalı, varsa yanlışlık bertaraf edilmeli ve bunların olmaması için önleyici adımlar atılmalı. Bu düşünülen şey ise düpe düz millete hakâret etmekten başka bir şey değildir.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #21 : 09 Eylül 2018, Pazar - 16:28 »
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank Bilişim Vadisi'ni ziyaret etti

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli'de bulunan Bilişim Vadisi'ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli'de Bilişim Vadisi'ni ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 100 Günlük İcraat Programı'nda yer alan vadinin birinci etap ikinci kısmının tamamlanmasına yönelik çalışmaları yerinde inceledi.



Vadide faaliyete başlayan firmaları da ziyaret eden Varank, Bilişim Vadisi yetkilileri ve müteahhit firma temsilcilerinden bilgi aldı.



"Uluslararası ölçekte bir merkez olacak"

Burada yaptığı değerlendirmede, Bilişim Vadisi'nin uluslararası ölçekte bir merkez olacağını belirten Varank, vadinin, Bakanlığının vizyon projelerinden birisi olduğunu ve projeyi çok önemsediklerini aktardı.

Vadinin, İstanbul'dan Yalova-Bursa istikametine giderken Osmangazi Köprüsü'nün yakınında bulunduğunu anlatan Varank, şunları kaydetti:

"Projenin birinci etap ikinci kısmının tamamlanması konusunda 100 Günlük İcraat Programı'nda milletimize söz verdik. Bu nedenle inşaatın hangi aşamada olduğunu yerinde görmek istedik. İnşallah en kısa zamanda bu bölümler de bitecek. Planladığımız başarının sadece ofislerle olmayacağını biliyoruz. Bu amaçla Bilişim Vadisi'nde altyapısı, ortak atölyeler, teknoloji transfer ofisi, veri ve kuluçka merkezleri ile güçlü bir ekosistem kurmaya kararlıyız.

Bilişim Vadisi, oluşturacağımız güçlü ekosistemle dünya ölçeğinde bir teknoloji üssü olacak. Bugün itibarıyla 39 firma burada Ar-Ge projeleri yürütüyor. 3,5 milyon metrekarelik bu alan, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte bir merkez olacak. Konum olarak ise İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi sanayi şehirlerinin kesişim noktasında yer alıyor. Burada sosyal alanlar oluşturmak için hem mimari hem de kurumsal anlamda en iyiyi hedefliyoruz."



Eren Bülbül talimatı

Bakan Varank, Trabzon'da ihbar ettiği terör örgütü PKK'lı teröristlerce şehit edilen 15 yaşındaki Eren Bülbül'ün adını taşıyan konferans salonundaki çalışmaları da inceledi.

Varank, duvarında "Eren Bülbül Konferans Salonu. İyi ki varsın Eren" yazılı salona Bülbül'ün fotoğrafı ile hayatını anlatan bir bölüm yapılması talimatını verdi.

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mustafa-varank-bilisim-vadisini-ziyaret-etti-383875.html
 
Beğenenler: Caner Çetin

Çevrimdışı frmacar

Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #22 : 18 Eylül 2018, Salı - 17:47 »
Haberler o kadar güzel ki insanı gururlandırıyor  :o
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #23 : 19 Eylül 2018, Çarşamba - 15:50 »
Samsun'da yerli yazılım Pardus kullanıma girmiş, ya da girecekmiş; sekiz bin sayısı geçti duyuruda (sanırım kullanılacak tüzümler [system], el sayarı [tablet], sayar vs.). Tam başından yakalayamadım yarısına denk geldim; İl Eğitim Müdürlüğü'nün işi imiş onca anladığım kadarıyla.   
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #24 : 19 Eylül 2018, Çarşamba - 15:54 »
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank Bilişim Vadisi'ni ziyaret etti

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli'de bulunan Bilişim Vadisi'ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli'de Bilişim Vadisi'ni ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı 100 Günlük İcraat Programı'nda yer alan vadinin birinci etap ikinci kısmının tamamlanmasına yönelik çalışmaları yerinde inceledi.



Vadide faaliyete başlayan firmaları da ziyaret eden Varank, Bilişim Vadisi yetkilileri ve müteahhit firma temsilcilerinden bilgi aldı.



"Uluslararası ölçekte bir merkez olacak"

Burada yaptığı değerlendirmede, Bilişim Vadisi'nin uluslararası ölçekte bir merkez olacağını belirten Varank, vadinin, Bakanlığının vizyon projelerinden birisi olduğunu ve projeyi çok önemsediklerini aktardı.

Vadinin, İstanbul'dan Yalova-Bursa istikametine giderken Osmangazi Köprüsü'nün yakınında bulunduğunu anlatan Varank, şunları kaydetti:

"Projenin birinci etap ikinci kısmının tamamlanması konusunda 100 Günlük İcraat Programı'nda milletimize söz verdik. Bu nedenle inşaatın hangi aşamada olduğunu yerinde görmek istedik. İnşallah en kısa zamanda bu bölümler de bitecek. Planladığımız başarının sadece ofislerle olmayacağını biliyoruz. Bu amaçla Bilişim Vadisi'nde altyapısı, ortak atölyeler, teknoloji transfer ofisi, veri ve kuluçka merkezleri ile güçlü bir ekosistem kurmaya kararlıyız.

Bilişim Vadisi, oluşturacağımız güçlü ekosistemle dünya ölçeğinde bir teknoloji üssü olacak. Bugün itibarıyla 39 firma burada Ar-Ge projeleri yürütüyor. 3,5 milyon metrekarelik bu alan, sadece ulusal değil uluslararası ölçekte bir merkez olacak. Konum olarak ise İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi sanayi şehirlerinin kesişim noktasında yer alıyor. Burada sosyal alanlar oluşturmak için hem mimari hem de kurumsal anlamda en iyiyi hedefliyoruz."



Eren Bülbül talimatı

Bakan Varank, Trabzon'da ihbar ettiği terör örgütü PKK'lı teröristlerce şehit edilen 15 yaşındaki Eren Bülbül'ün adını taşıyan konferans salonundaki çalışmaları da inceledi.

Varank, duvarında "Eren Bülbül Konferans Salonu. İyi ki varsın Eren" yazılı salona Bülbül'ün fotoğrafı ile hayatını anlatan bir bölüm yapılması talimatını verdi.

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/sanayi-ve-teknoloji-bakani-mustafa-varank-bilisim-vadisini-ziyaret-etti-383875.html

Ulu bir iş. Sağ esen bitip, kök salıp nasıl dev işler devirdiğini ve her dâim devirdiğini görmek nâsip olsun bu ele ülkeye. Mâlum, bu elde her dâim her tür olumlu işe kulp bulan/takan, bir haltlar çeviren birileri var. Bu zümre(ler) konusunda çok uyanık olmalıyız.   
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı yakusha

Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #25 : 20 Eylül 2018, Perşembe - 21:00 »
tüzüm, sayar, elsayar: tutmaz bu kelimeler.
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #26 : 20 Eylül 2018, Perşembe - 21:28 »
tüzüm, sayar, elsayar: tutmaz bu kelimeler.

Tutsun diye kullanmıyorum; kendim öyle uygun gördüğüm için kullanıyorum. Orada her hangi biçimde bir dayatma ya da ''siz de kullanın'' ibâresi görmüyorsunuz. Ben birilerinin yaptığı gibi kolaycılığa (hattâ birazcık daha da öteye gidiyor bu iş) gidip ithâl işi sevmem. Dünün asırlık yanlışlarını da gâyet iyi biliyorum, günümüzün eksiklikleri ve noksanlıklarını da. Bu da bende bir bilince bu bilinç de bir hareketler bütününe yol açıyor. Belki insanlar yıllardan beri yerleştiğinden benim gibi system denen şeye düzenek ya da tüzüm demeyeceklerdir, ancak bu durum ve tutumum kendilerinde imlediğim/açtığım/gösterdiğim yönde başka başka yerlerde, kullanımlarda dikkat etmelerini, onlarda bir bilincin uyanmasını sağlayacaktır. Bu işler zorlu süreçlerden geçer, ancak başkaca yöntemi yoktur. Ayrıca hocalar -kendimi hoca gördüğümden değil- genellikle o ya da bu konuda biraz farklı yâhut ''aykırı'' davranırlar; bu da çevre için alışma ister, ve de saygı. Kimi yerde de kimi işlerin hareketlerin bir öyküsü, anlamı vardır; ondan öyle yapıyordur. tüzüm de böyle bir sözdür ve Uygurcada geçer. Ayrıca yazı dili ile konuşma dilinin de arasında her zaman dünden bu güne dek ayrıt, fark olmuştur. Sözlü dilde de kullansam da yeri gelir yazı dilim ile sözel dilim arasında fark vardır. Yâni bu işi başına buyruk yapmıyorum, bir şeyleri bilerek yapıyor/yazıyor/söylüyorum.

Ayrıyeten, kusura bakmayın ancak demeden geçmeyeceğim. Ben her hangi biçimde her hangi bir yerde bir insan(lar)ın karşısındakinin kullandığı sözlere dile söz ettiğini görmedim işitmedim. Bırakın, bu işi ben bileyim. Anlaşılsın diye zâten anlamlarını belirttiğim gibi, anlaşılmayan bir yer olduğunda da gâyet sorabilir, ben de size ve herkese seve seve yardımcı olurum. Dediğim gibi, bu bir tercih ama tercihten öte bir anlayış ve davâ meselesidir.
 
« Son Düzenleme: 20 Eylül 2018, Perşembe - 21:35 Gönderen: Caner Çetin »
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı yakusha

Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #27 : 22 Eylül 2018, Cumartesi - 08:58 »
Tercih sizindir. Karşımları pikletmekle homelet uplanmaz (anlamı: Beton dikmekle devlet yücelmez)
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #28 : 22 Eylül 2018, Cumartesi - 15:52 »
   Bana kalırsa,Türk Dil Kurumunun Otobüsler için bulduğu ''Çok Oturgaçlı Götürgeç''kelimesinden daha yeğdir.Kökleri eski Türkçe'ye dayalı bazı kelimeler türetmekten ve günümüze uyarlamaktan sanırım zarar gelmez.Dil bilimci! insanlarımız bu konuda çok başarılı olduğu sözlenemez.Dilimiz Allah'a emanet.Osmanlı'nın kuruluşundan beri Farsça ve Arapça egemenliğinden,tanzimat döneminde Fransızca,sonrasında ise İngilizce egemenliğinden kurtulamamışız.Başınızı nereye çevirseniz karşınıza İngilizce,İtalyaca ve Fransızca tabelalar görüyorsunuz.Kültür aşınmasını,yozlaşmasını kendi kendimize uyguluyor,sonrada ''Bizden hiç bir şey olmaz''moddosunu kendimize yutturararak,kabul ettirerek,hem bilimsel faaliyetlerde hem de kültürel faaliyetlerde hiç bir adım atmamış,elalemin her dediğini kabul ederek kendi tarihimize bile yabancılaşmış,neredeyse atalarımızı düşman adletmişiz.''Her şeyi Onlar bilir'',''Bizden ne köy olur ne kasaba'',''Yeni yeni icatlar çıkarma başımıza'',''Onlar gider aya biz kalırız yaya'' diyerek,yeniliklere kapalı,hiç bir konuda çaba sarf etmeyen,bize ne emir verildiyse onu yapan ve edilgen bir toplum haline getirilmişiz.Yapmaya çalışanları da her türlü zorluğu karşılarına çıkarmış,yok etmişiz.
   
   Bu edilgenlik,en başta dilimize soktuğumuz yabancı kökenli kelimelerden,arap-fars ve sonrasında latin alfabelerini kullanmamızdan kaynaklı olduğu aşikardır.Orhun Kitabelerindeki alfabeyi harf devriminde alabilseydik,şimdi bu alfabeyi daha köklü hale getirebilirdik.Kimse bana dünya ile entegre masalını anlatmasın,Ruslar Kiril alfabesi ile,Yunanlar Yunan alfabesi,Çinler Çin alfabesi,Koreliler Kore Alfabesi,Japonlar Japon alfabesini kullanırken Dünyadan soyutlandılar mı?

   Son tahlilde Caner arkadaşımız,bu gün neredeyse kimsenin el atmadığı,eski Türkçede geçen kelimelerin köklerini ve ne anlama geldiği ve bu gün de bu kelimelerin günümüzde kullanılan araç ve gereçlerde de kullanıabilir mi açısından kendince araştırmalar yaparak bulgularıyla günümüze uyarlamaya çalışmaktadır.

   Bence Caner gibi arkadaşlarımızın yüreklendirilmesi gerekir.''Bu kelime tutmaz'' diyerek en başta çalışmalardaki güdüyü yok etmemek gerekir.Bilakis yüreklendirerek bu çalışmaları daha da derinleştirmeye teşvik etmek gerekir.Bence Caner gibi arkadaşların çoğalarak bu çalışmalarda derinlik sağlaması ve günümüze uyarlaması,hem bilim dilimize hem de Türkçemize en büyük katkıyı ve kendi dilimize saygıyı da arttıracaktır.

Ben kendi adıma Caner arkadaşımızı tebrik ediyorum ve çalışmalarında başarılar diliyorum.
 
Beğenenler: Caner Çetin

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #29 : 22 Eylül 2018, Cumartesi - 17:29 »
   Bana kalırsa,Türk Dil Kurumunun Otobüsler için bulduğu ''Çok Oturgaçlı Götürgeç''kelimesinden daha yeğdir.Kökleri eski Türkçe'ye dayalı bazı kelimeler türetmekten ve günümüze uyarlamaktan sanırım zarar gelmez.Dil bilimci! insanlarımız bu konuda çok başarılı olduğu sözlenemez.Dilimiz Allah'a emanet.Osmanlı'nın kuruluşundan beri Farsça ve Arapça egemenliğinden,tanzimat döneminde Fransızca,sonrasında ise İngilizce egemenliğinden kurtulamamışız.Başınızı nereye çevirseniz karşınıza İngilizce,İtalyaca ve Fransızca tabelalar görüyorsunuz.Kültür aşınmasını,yozlaşmasını kendi kendimize uyguluyor,sonrada ''Bizden hiç bir şey olmaz''moddosunu kendimize yutturararak,kabul ettirerek,hem bilimsel faaliyetlerde hem de kültürel faaliyetlerde hiç bir adım atmamış,elalemin her dediğini kabul ederek kendi tarihimize bile yabancılaşmış,neredeyse atalarımızı düşman adletmişiz.''Her şeyi Onlar bilir'',''Bizden ne köy olur ne kasaba'',''Yeni yeni icatlar çıkarma başımıza'',''Onlar gider aya biz kalırız yaya'' diyerek,yeniliklere kapalı,hiç bir konuda çaba sarf etmeyen,bize ne emir verildiyse onu yapan ve edilgen bir toplum haline getirilmişiz.Yapmaya çalışanları da her türlü zorluğu karşılarına çıkarmış,yok etmişiz.
   
   Bu edilgenlik,en başta dilimize soktuğumuz yabancı kökenli kelimelerden,arap-fars ve sonrasında latin alfabelerini kullanmamızdan kaynaklı olduğu aşikardır.Orhun Kitabelerindeki alfabeyi harf devriminde alabilseydik,şimdi bu alfabeyi daha köklü hale getirebilirdik.Kimse bana dünya ile entegre masalını anlatmasın,Ruslar Kiril alfabesi ile,Yunanlar Yunan alfabesi,Çinler Çin alfabesi,Koreliler Kore Alfabesi,Japonlar Japon alfabesini kullanırken Dünyadan soyutlandılar mı?

   Son tahlilde Caner arkadaşımız,bu gün neredeyse kimsenin el atmadığı,eski Türkçede geçen kelimelerin köklerini ve ne anlama geldiği ve bu gün de bu kelimelerin günümüzde kullanılan araç ve gereçlerde de kullanıabilir mi açısından kendince araştırmalar yaparak bulgularıyla günümüze uyarlamaya çalışmaktadır.

   Bence Caner gibi arkadaşlarımızın yüreklendirilmesi gerekir.''Bu kelime tutmaz'' diyerek en başta çalışmalardaki güdüyü yok etmemek gerekir.Bilakis yüreklendirerek bu çalışmaları daha da derinleştirmeye teşvik etmek gerekir.Bence Caner gibi arkadaşların çoğalarak bu çalışmalarda derinlik sağlaması ve günümüze uyarlaması,hem bilim dilimize hem de Türkçemize en büyük katkıyı ve kendi dilimize saygıyı da arttıracaktır.

Ben kendi adıma Caner arkadaşımızı tebrik ediyorum ve çalışmalarında başarılar diliyorum.

Sevgili üstâdım, güzel sözün için çok teşekkür ediyorum. Bengi mutlu olasın. Sırasıyla gideceğim.

1) TDK'nın çok değerli çalışmaları var. Ancak bu büyük ve değerli duruş ve çalışma azminin karşısında aynen imlediğin gibi konu söz karşılıklarına gelince kimi sözlere, üstelik de bazan yıllar sonra (CD için gibi), çok tuhaf sözler/karşılıklar bulması, açık söylemek zorundayım, her ne denli TDK'yı birçok konuda takdir etsem de tam anlamıyla abuk kaçıyor. Evet, günümüzde bu konu üzerine adam akıllı, oturaklı düşünüp taşınan, kaynakları ve de dilimizin bilgisini, kurallarını bilip de sonuç ortaya koyabilen birileri veya bir yapı yok. Nitekim bu iş, bilgi ister; sözlerin nasıl, hangi eklerle kurulduğunu, hangi yapının ekin ne görev gördüğünü çok iyi bilmek ister. Bu işle uz, profesyonel anlamda üç artık yıldan beri uğraşıyorum ve Türk dili öyle derin ve zengin ki, her kezinde karşıma yeni yeni işler, çözülmesi gerekenler, olgular çıkıyor ki, zâten tüm dünya iki üç asırdan beri kimi konuları hâlâ çözememiş. Yâni başına buyruk söz kurulmaz; bunun yolu, yordamı, yöntemi usûlü vardır. Kurmadan önce de, sözün güçlü olması ve de geçmişle gelenekle bağ kurabilmek adına bir kullanım var mı, olmuş mu, .... gibi konuları irdelemek gereklidir ki, bu da herşeyden önce kaynakları çok iyi bilmekten geçer. Bildik bir sözdür ''kaynak yok''. Öyle kaynak var ki, yüz yıl başka iş yapmadan ömrünüzü adasanız bitiremezsiniz. Ne yazık ki deve kuşu misâli başımızı çıkarıp bakınmıyor, araştırmıyor, yolla düşmüyoruz.

Ben, bu yüzden, hem geçmişi, kendimizi, artımızı eksilerimizi az çok bildiğimden hem de günümüz gerekleri gördüğümden bu işi kendime görev adadım, kendimi adadım ve bunu da her dâim sürdüreceğim.

2) Çok güzel imlediğin gibi dilde yozlaşma, kendine yabancılaşma var. Bu durum, kimse dilin önemini derin etkisini bilmediğinden bilmez ki başka, yâni kültür-benlik yozlaşmasına da yol açacak, açabilecek düzeydedir. Çünkü dil kültürün taşıyıcısı, kültür de dilin uygulayıcısıdır. Mustafa Kemâl Paşa'nın dil üzerine bu yüzden onca önemli sözü vardır; araştırıp bulabilirsiniz. Dil öyle bir şeydir ki, kişinin düşüncesini ve beynini yapar. Çünkü dilde ulusun, milletin, toplumun anlayışı, inancı, bakış açıları, sevgileri, saygıları, sevmeleri, kızmaları, ... her bir şeyi imlidir, kodludur. Yabancı dil demek yabancı anlayış demektir; kendine yabancılaşmak demektir. Dil, büyük bir güçtür. Batılı sağ sol ön arka der; ancak Afrikalı kimi kabileler bu yönleri salt doğu batı kuzey güney ile adlandırdığı için, böylesi bir anlayışa sâhip olduğu için onun yön güdüsü, yönünü yönleri bulma güdüsü daha gelişkindir ve bu yüzden bir Batılıya göre yönleri çok daha çabuk, anında bulabilmektedir. Mandarin Çinli için zaman (geçmiş gelecek) soldan sağa gitmez; yukarıdan aşağıya (ya da tersi de olabilir, tam getiremedim bu ayrıntıyı) doğru gider. Bunun gibi daha sayısız örnek vardır ve bu durum bilimli (scientific) olarak da saptanmıştır. Bütün bunların beyin üzerinde, düşünceler üzerinde inanılmaz etkisi vardır. Çünkü her dil, kendi, yâni onu konuşanın anlayışı, dünyâyı, çevresini, evreni ve kendisini idrâk sonucu gelişmiş ve özel olmuştur. Bütün bir gün Türkiye'de, kendi ortamınızda herkese İngilizce konuşun; kendinizi ne denli Türk-çe hissedecek, duyacaksınız? Bu yüzden dilin güçlü, arı, güzel ve anlaşılır, ince olması bunca önemlidir. Çünkü dili sağ, bek, güçlü olmayanın düşünceleri de öyle olamaz! Dün, konuşma dilimiz öyle olmamakla birlikte edebî, bilim dilimiz vs. Arapça, Farsça veya bu ikisi ile Türkçe karışımı bir dil idi. Dil Devrimi boşuna yapılmadı. Bu gün ise, Yunanca, Latince, İngilizce'nin istilâsı altındayız. Ne farkı var? Çok güzel de imlediğin gibi, Fransızca etkisi de yoğun. Bir o ekskik kalmıştı?

Bu gün ''erdem'' dediğimiz söz, o günlerde 'yeniden' yaşama sokulan bir sözdür. Bu gün bir sorun var mı?

Sonuç: Kendine yabancılaşma, kendine güvenmemeyi birliğinde birgesinde getirir.

3) İçkin (entegre) olma konusuna. Çok müthiş örnekler getirmişsin. Hep bu ilgili konu açılınca (yazı işleri vs.) aklıma gelen güçlü örnekler. Ve diğer bir yerde daha demin bu yorumundan bağımsız yazdığım bir yorumumda söz ettiğim gibi de bu yerlere gelmelerine hattâ ve hattâ da katkı sağlamıştır, bkz. http://forum.defenceturk.net/index.php?topic=494.msg2932;topicseen#msg2932

4) Değil erden dilimizde kullanılan kimi sözleri günümüze getirmek üstâdım, ki bu zâten gâyet mümkündür (hele ki her tür ne yidüğü belirsiz yad yabancı sözleri ala-bilir-ken daha da mümkün), günümüzde kullandığımız tüm sözlerin kökleri ve gövdeleri ile o günlerde kullandığımız sözlerde var olan kökler gövdeler vs. hep aynı. Bu gün belki uzman diyoruz, ya da kipleşmiş bir deyim olarak ''eli uzlu, eli uz''; ancak aynı sözden (''uz'') gelen uzluk sözü de ''meslek, sanat'' demektir. uzlukçı ya da günümüz ağzıyla uzlukçu ''sanatçı, sanatı olan, bir sanatı ifâ eden''. İlgili ek de bildiğimiz -lXk eki (-lük/-luk/-lik/-lık). Kullanan, kullanıcı, işletici, işleten anlamına gelen abuk ve ölü bir dilden gelen Latince operator sözünü İngilizce üzerinden büs bütün anlamsız ve gereksiz yere devşirip operatör diyoruz da, kendi dilimizin kendi değerlerimizin bir değeri olan, örnek olsun, kıyas olsun diye veriyorum, ''uzluk'' sözünü niye kullanmayalım? Başka başka yerlerde neden aynı emeği ve çabayı sarf etmeyelim? Birisi de çıkıp bunu açıklayabilir mi, bu çelişkiyi, bu tezâtı? Açıklayamaz, çünkü açıklaması, izâhı yok. Her tür şeye üstelik gereksiz, anlamsız ve de zararlı iken itirâz yok, ancak kendimizden olan bir şeye gelince anlamsız tepkiler. Algılarımızı gözden geçirmek zorundayız. Bu hâller sağlıklı değil.

4) Türk dili denince yabancılar ne demiş, bu maddede de onu geçmek istiyorum. Bir kitabın (https://www.kitapyurdu.com/kitap/turkcenin-egitim-ogretim-tarihi-arastirmalari/433068.html) arka kapağındaki tanıtıcı sözdendir:

'' ‘Türkçenin Bilim dili’ olarak incelenmesinde, üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan biri, bu dilin algoritmal yapısıdır. Bu kavram, Türkçenin kronolojik tutarlılığı ve yapısal gelişmişliği ile doğrudan ilgilidir. Bugünkü bilgisayarın temeli; 9. asırda büyük Türk bilgini el-Harezmi’nin algoritması ile atılmıştır.

Türkçe, desimal sisteme en mantıklı uyum sağlayan bir dildir. Bu uyumlu sayma ve dil sistemi örneğinin bir eşi daha yoktur. Bu husus, ABD’de, son yıllarda en çok satılan Being Dijital isimli kitapta teyid edilmekte ve Türkçe, uluslar arası bilgisayar dili için en uygun dil olarak tanımlanmaktadır.

Türkçenin, mantıklı ve tutarlı kurallar bütününden meydana geldiğini gören İngiliz bilgini Max Müller (1823 – 1900) Türkçedeki algoritmal sisteme şöyle gönderme yapmaktadır:
‘Türkçenin bir dil bilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olmayanlar için bile, gerçek bir zevktir. Türlü dil bilgisel biçimlerin belirlenmesindeki ustalık, ad ve eylem çekimi sistemindeki düzenlilik ve bütün dil yapısındaki saydamlık ve kolayca anlaşılabilme yeteneği, insan zekâsının dil aracılığıyla beliren üstün gücünü kavrayabilenlerde hayranlık uyandırmaktadır. Türkçe, Türk düşüncesinin yaratıcı gücünün eseridir. Türkçe, insan aklının üstün kudretinin ürünüdür. Türkçe kadar kolay anlaşılan, insana her okunuşunda zevk verici pek az dil vardır.’

Herbert W. Duda: 'Bütün düşünce ve hisleri en mükemmel bir şekilde ifade eden Türkçe,  o kadar zengin bir kelime hazinesine sahiptir ki, herkes bu dile hayranlıkla bakmakta ve onu en mükemmel bir bilim dili olarak kabul etmektedir.’

Herbert Jansky: 'Türk dili, vokabuler, fonetik, imla, sentaks ve kelime hazinesi itibariyle son derece zengin ve kolay anlaşılan, kolay öğrenilebilen bir bilim dilidir.'

Paul Roux: ‘Türkçe, akıl ve düşünce dolu matematiksel bir dildir.'

Molier: ‘Türkçe; az söz ile çok anlam ifade eden, hayran olunacak mükemmel bir yapıya sahip dildir.'

Van De Walle: 'Türkçe, bir satranç oyunu gibidir. Bu dilin gramatikal yapısını meydana getiren unsurlar ve bu unsurlar arasındaki ilişkiler matematiksel bir sistem gibidir.'

Mustafa Kemal Atatürk: 'Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili, dünyada en güzel, en zengin, en kolay öğrenebilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır.' ''

Robert Barkley Shaw da, ''Türkçe sanattır.'' der. Birileri bir şeyleri çok iyi anlamış. Yer üstünün her bir yerinde boşuna bunca Türklük Bilimi bölümleri, enstitüleri yok. Alî Şîr Nevâî de meâlen şöyle demiş diyerek, bu bahsi kapatalım: ''Gençliğimde bu usûle (Farsça, Arapça) ben de uyar idim. Durumu anlayınca güçlükleri yenmek için Türkçe'ye döndüm, işte o zaman, önümde on sekiz bin âlemden daha geniş bir âlem belirdi, yabancı eli değmemiş bir gül bahçesine rastladım, fakat bu hazîneyi bekleyen ejderlerin kan dökücü, dikenlerin sayısız olduğunu gördüm.''

Bu adam, ki kendisi hepimizce esâsen az çok iyi bilinir, Muhâkemetü'l Lugateyn adlı eseri yazıp Türkçe'nin, o dönemlerde Farsça Çağatay alanında da az çok yeğ tutulur iken (şiirlerde, edebîyatta, vs.), Farsça üzerine üstünlüğünü kanıtlayan adamdır. Ancak ne demeye çalışmış? ''Çok çalışmalısınız o noktaya varabilmek için, yoksa o hazîneye ulaşmanız mümkün değildir.'' Mustafa Kemâl Paşa da aşağıda görüleceği üzerine benzer söz eylemiş, ''dile sâhip çıkmalı ve de işlemesliniz,'' demiştir.

Son olarak, her bir alanda, her bir konuda Atatürk Atatürk demekle olmuyor bu iş; kendisi de bir şeyleri ön görmüş ki, demiş (meâlen): ''Beni yüceltmeyin, benim yaptıklarıma bakın ve ileri gidin.''

''Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.''

Bu ve benzer daha nice sözü de o dedi. Sözüm meclisten dışarı genel mâhiyette; bir şeyleri bilmek ya da birkaç önemli günde yinelemekle değil, uygulamakla hedefe varılır, borç ödenir, mutlu olunur, ülkeye ele ulusa hizmet edilir, saygı edinilir, ... .

Bunu da yeri gelmişken meclisten dışarıca anıyorum, anıyorum zira öbür yerde yorumumda imlediğim gibi yapılmış olanlar üzerinden insanlarımızın büyük bir çoğunluğunda bir tatmin edinme özelliği gözlemleniyor.
« Son Düzenleme: 22 Eylül 2018, Cumartesi - 17:41 Gönderen: Caner Çetin »
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #30 : 02 Ekim 2018, Salı - 21:47 »
Sivas'ta üretilen lensler 80 ülkeye ihraç ediliyor



Sivas'ta faaliyet gösteren Türkiye'nin ilk lens fabrikasında üretilen göz içi katarakt lensler dünyanın dört bir yanındaki ülkelere ihraç ediliyor.



Sivas 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Anadolu Tıp Teknolojileri firmasında, 2005 yılından bu yana göz içi katarakt ve kontakt lens üretimi yapılıyor. Türkiye'nin ilk göz içi lens üretim tesisi olma özelliğini taşıyan fabrika, yıllık ürettiği 400 bin adet lensi, iç pazarda ve dış pazarda satışa sunuyor.



Fabrikanın genel müdürü Alper Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ürettikleri lenslerin, katarakt ameliyatlarında kullanıldığını söyledi.



Tamamen yerli ve milli bir firma olduklarını vurgulayan Kılınç, üretilen lenslerin dünyada en çok tercih edilen 'hidrofobik akrilik' malzemeden yapıldığını ve kullanılan ham maddenin patentinin ise Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumuna (TÜBİTAK) ait olduğunu ifade etti.



Fabrikanın yıllık 1 milyon lens üretebilecek kapasitesinin bulunduğunu dile getiren Kılınç, ham maddenin üretilmesi aşamasından paketlemeye kadar yüzde 100 yerli üretim yaptıklarını belirterek, 'Fabrikamız tüm kalite belgelerine sahiptir, ürettiğimiz ürünler yüksek teknolojiye sahiptir ve yüksek katma değeri olan üründür.' dedi.



80 ülkeye yerli ve milli lens ihracatı

Üretimi yapılan göz içi kontakt lenslerin 80 ülkeye ihraç edildiğini anlatan Kılınç, Türkiye'deki birçok hastanede katarakt ameliyatlarında kullanılan lensleri de fabrikalarının tedarik ettiğini dile getirdi.



Türkiye'deki tüm hastanelerin lens ihtiyacını karşılamaya talip olduklarını vurgulayan Kılınç, şunları kaydetti:



'Yıllık 150 bin adet lens ihracatımız bulunmaktadır. Türkiye'de kullanılan ürünlerin büyük çoğunluğu yurt dışından gelmektedir, ithal edilmektedir. Özellikle içinde bulunduğumuz bu dönemde döviz kurlarında yaşanan artıştan dolayı birçok ürünün fiyatlarında yükselmeler olmakta. Anadolu Tıp Teknolojileri AŞ olarak Sivas'taki fabrikamızda yüzde 100 yerli olarak ürettiğimiz ürünlerle Türkiye'de bütün hastanelerde kullanılan kontakt lens ihtiyacını Türk lirası bazında ve çok daha ekonomik olarak karşılamaya talibiz.'





























http://www.star.com.tr/foto-galeri/sivasta-uretilen-lensler-80-ulkeye-ihrac-ediliyor-galeri-710903-sayfa-22
« Son Düzenleme: 04 Ekim 2018, Perşembe - 02:06 Gönderen: Caner Çetin »
 
Beğenenler: Caner Çetin

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #31 : 02 Ekim 2018, Salı - 23:29 »
Türk bilim insanı pille ısı yayan kumaş geliştirdi

İzmir'de bir bilim insanının geliştirdiği düşük voltajda uzun sürelerde ısı yayabilen kumaş, şimdi de elektrikli otomobillerin iç ısıtmasında kullanılmak üzere test edilmeye başlandı.



Türk bilim adamı tarafından geliştirilen düşük voltajla uzun süre ısı yayabilen kumaş, dalgıç kıyafetlerinde kullanılmak üzere Almanya'ya yapılan ilk ihracatın ardından şimdi de elektrikli otomobillerin iç ısıtmasında kullanılmak üzere test edilmeye başlandı.

Dokuz Eylül Üniversitesinde (DEÜ) Doktor Öğretim Üyesi Mustafa Erol'un 2011 yılında "Isı Yayan Polimerik Malzemeler" konulu doktora teziyle geliştirdiği düşük voltajda uzun sürelerde ısı yayabilen kumaşa, aradan geçen süreçte çok sayıda ülkeden farklı sektörlerde kullanılmak üzere talep geldi.

ALMAN ORDUSUNA DALGIÇ KIYAFETİ

Rezistans tellerle yapılan kumaşta ısıtmaya alternatif olarak korozyona ve kırılmaya dayanıklı, esnek ısı yayan lifler geliştiren Erol, bu alanda ABD ve Güney Kore'deki muadillerinden daha az enerji ve daha uzun ısı sağlayan teknoloji geliştirmeyi başardı.

Bilimsel çalışmasıyla Elginkan Vakfı Teknoloji Ödülü'nü kazanan Erol, kumaşın farklı malzemelere uygulanması ve dünya genelinde pazarlanması için TÜBİTAK desteğiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) içinde ortağı Ayhan Prepol ile İltema adlı şirket kurdu.

Patent sürecini tamamladıktan sonra ürünün ilk tanıtımını geçen yıl yapan şirkete dünyanın dört bir yanından talep yağmaya başladı.

Ürünleri Hamburg Teknik Üniversitesinde test edilen ve başarılı sonuçları kanıtlanan Türk malı teknolojinin Alman ordusu için dalgıç kıyafetlerinde kullanılmak üzere ihracatı yapıldı.

KAZAKİSTAN'A ISITMALI KAR TENTESİ

Ürünü test eden bir İngiliz firmayla da kumaşın pazarlanması konusunda protokol imzalayan şirket, şimdi de Türkiye'de otomobiller için koltuk üreten bir firmayla koltuk ısıtma pedi geliştirmek üzere proje yürütüyor.

Normalde yaklaşık 500 bin dolarlık ithalat gerektiren ısıtmalı koltuk pedine daha üstün özelliklerde tamamen yerli alternatif geliştiren firma, Kazakistan'dan gelen talep üzerine ısıtmalı kar tentesi geliştirdi.

Firma, son olarak Japonya merkezli bir elektrikli otomotiv firmasının talebi üzerine bu alanda farklı bir projeyi daha başlattı.

Dr. Öğr. Üyesi Erol, çok yaygın kullanılan rezistans tellerin kullanışlı olmasına rağmen güvenlik açısından önemli riskler barındırdığını, sadece elektrikli battaniye ürününde dahi çok sayıda ölüm ve yaralanma olayının yaşandığına dikkati çekti.

Projenin, düşük voltajlı ve diğerlerinden daha güvenli olmasını istediklerini vurgulayan Erol, pille veya güneş enerjisiyle desteklenebilen lif sayesinde bu hedefe ulaştıklarını dile getirdi.

"KULLANIM ALANI VE İHRACATI ARTACAK"

Isı ileten liflerin ipliklerle dokunduğunu, kumaşın yapısının bozulmadığını, bu nedenle korozyona uğrama, kırılma gibi sorunların da ortaya çıkmadığını anlatan Erol, şöyle konuştu:

"100 derece altı sıcaklığın ihtiyaç duyulduğu her ortamda ısıtma ürünlerine talibiz. İlk olarak dağcı giysilerine uyguladık, bir yelek ürettik. 7,2 voltluk 6000 miliamper pille 8 saat süreyle ısıtabiliyoruz. Bunu 11-12 saatlere çıkardığımız örnekler de var. Son olarak ülkemizde otomobiller için koltuk üreten firmadan bir talep geldi. Yakın bir zamanda bu teknolojiyle ısınan koltuklarda seyahat edebileceğiz.

Elektrikli otomobillerde motor sıcaklığı olmadan ısıtma yapıldığı için bu teknoloji öne çıkıyor. Koltuk ve döşemelere gömülen ısı yayan lifler sayesinde araç içi ısıtma sağlanabilir. Bu alanda çalışma ve iş birliğini sürdürüyoruz. Rakip polimerik malzemelerden farkımız daha düşük voltajlarda ısınma ve geç soğumamız. Bu teknoloji duyuldukça kullanım alanı ve ihracatı da artacaktır."

"İNGİLTERE'YE DE ÜRÜN GÖNDERECEĞİZ"

Şirketin ortağı Ayhan Prepol ise geliştirilen sistemi yurt dışına pazarlamak için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını dile getirdi.

Kumaşı ilk olarak ısıtmalı yelek, bel kemeri, ayakkabı tabanlığı, uyku tulumu, elektrikli battaniye, yatak, bebek pusetleri ve engelli araçları için battaniye ürünlerine uyguladıklarını hatırlatan Prepol, dünya genelinden gelen talepleri değerlendirmeye başladıklarını kaydetti.

Hamburg Teknik Üniversitesi tarafından dalış kıyafetlerine uygulanan kumaşın Kuzey Denizi'nde dalgıçlar tarafından denendiğini, bu zorlu testin başarıyla geçilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu anlatan Prepol, "Kumaş, dalış ve dağcı kıyafetinden ameliyat örtüsüne, ayakkabı tabanlığından kar tentesine kadar çok geniş bir kullanım alanında kendisini ispat etti. İlk kumaş ihracatımızı Almanya'ya yaptık. Yıllık 250 bin avroluk bir protokole uygun olarak üretime başladık. İngiltere'ye de kısa zamanda ürün göndermeye başlayacağız." diye konuştu.

https://www.sabah.com.tr/teknoloji/2018/10/02/turk-bilim-insani-pille-isi-yayan-kumas-gelistirdi
« Son Düzenleme: 04 Ekim 2018, Perşembe - 02:07 Gönderen: Caner Çetin »
 
Beğenenler: Caner Çetin

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #32 : 14 Ekim 2018, Pazar - 18:45 »
Türk mühendislerden otomotiv sektörüne 'Platooning' aşısı



Türk otomotiv mühendisleri ilk defa büyük dev firmaların yapmaya çalıştığı Platooning adı verilen özellikle tır ve kamyon gibi büyük araçların sürücüsüz şekilde birbirlerine hiçbir bağlantı olmadan arka arkaya bir konvoy gibi gidebilmesini sağlayan yüksek teknolojiyi içeren bir sistem üretti.
AA muhabirinin aldığı bilgilere göre, otomotiv alanında danışmanlık ve mühendislik hizmeti veren AVL Türkiye'nin Otonom Araç Takımı'nda çalışan genç mühendisleri, otomotiv endüstrisine yön verecek otonom konvoylar (platooning) alanında proje geliştirdi. Maket araçlar üzerinde başarıyla tamamlanan proje, tırların sürücüsüz olarak birbirini takip etmesini sağlamayı hedefliyor. Proje 2019 sonunda tırlarda kullanılabilir hale gelecek.

Türk mühendisler tarafından geliştirilen projeyle en az iki tırın, aralarında kısa bir mesafe olacak şekilde, teknik sistemlerle otoyolda, araç trafiği içinde hareket edebilmesi sağlanacak.

En baştaki aracın hızı ve yönü belirlediği Platooning projesiyle, her bir tır arasındaki mesafe yaklaşık on metre olacak. Arkadaki araçlar öndeki aracın yarattığı hava akımından yararlanarak yakıt tasarrufu sağlayacak ve karbon salımını düşürecek.
- "Karbon emisyonu düşüyor"

AA muhabirine projeyle ilgili açıklamalarda bulunan AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye Genel Müdürü Dr. Serkan İmpram, üzerinde çalıştıkları Platooning sisteminin lojistik sektörü için verimliliği artıracak yenilikçi bir teknoloji olduğunu belirterek, "(Platooning) Aynı rotayı kullanan kamyonların birbirlerine kablosuz şekilde bağlanarak konvoy oluşturup birlikte hareket etmesini sağlıyor. Bunun birden fazla avantajı var. Kamyonlar birbirlerinin hava kanalına girdiği için yakıt tüketimi azalırken karbon emisyonu da düşüyor." diye konuştu.

AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye'nin Samandıra'daki Ar-Ge Merkezi'nde geliştirilen projenin Türkiye'de bu alanda yapılmış ilk deneme olduğunu anlatan İmpram, şunları kaydetti:

"Türkiye'de ilk denemeyi biz yaptık, üzerinde halen çalışmalarımız devam ediyor. Bir sonraki adımda bunu gerçek araçlar üzerinde denemek istiyoruz. Çalışmalarımızın 6 ila 8 ay sonra gerçek tır ve kamyonlarda uygulanabilir aşamaya geleceğini tahmin ediyoruz."

Projeyle araçların birbirini daha yakından takip etmesinin sağlanacağını anlatan İmpram, bu yöntemle peş peşe frenlerin ardından yollarda görülen trafik dalgalanmasını azaltılacağını, yolların daha verimli kullanılacağını söyledi.

- "AVL Global'in Ar-Ge merkezlerinden biriyiz"

İmpram, "Günümüzde en öndeki kamyonda sürücü varken, arkadaki araçlarda sürücü yokken, gelecekteki ideal senaryoda kamyonların hiçbirinde sürücü olmayacağı öngörülüyor. Bu da özellikle maliyetlerin taşımacılık sektöründe düşürülmesi demek." bilgilerini verdi.

AVL firmasının 1940'larda Avusturya'nın Graz kentinde kurulduğunu anlatan İmpram, şirketin 10 binin üzerinde çalışanı bulunduğunu söyledi.

Dünyada 60'dan fazla ofisi bulunan küresel şirketin 30'dan fazla Ar-Ge merkezi bulunduğunu aktaran İmpram, "AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye, AVL Global'in Ar-Ge Merkezlerinden biri. Burada 220'nin üzerinde mühendis kadromuzla AVL Global'de yapılan ileri teknoloji işlerin tamamında yer alıyoruz. Bunlara ek olarak kendi projelerimiz var." dedi.

- "Hibrit aracın testi 2019'un ikinci yarısında"

Yerli otomobil konusunda gelişmeleri yakından izlediklerini söyleyen İmpram, görev verilmesi halinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını bildirdi. TÜBİTAK'tan aldıkları desteklerle otonom fonksiyonları bulunan araç geliştireceklerini ifade eden İmpram, şunları söyledi:

"TÜBİTAK'tan aldığımız büyük destek kapsamında bir hibrit araç geliştiriyoruz, bir de otonom fonksiyonları olan bir araç geliştireceğiz. 2019'un ikinci yarısında hibrit elektrikli aracın, 2020'de de otonom aracın testlerini planlıyoruz. Kesinlikle yüksek katma değerli işler yapıyoruz. Çünkü yazılım, elektronik tabanlı işler yapıyoruz. Kurulduğumuz tarih olan 2008'den bu yana 20 milyon avroya yakın yüksek katma değerli ihracat gerçekleştirdik. Bu senenin sonunda hedefimiz bunu 30 milyon avrolara yaklaştırmak.

Biz kurum olarak Türk mühendislik ekosistemine katkı sunuyoruz. Bizim mühendislerimiz bundan 3-4 yıl sonra piyasaya çıkacak araçların sistemlerini geliştiriyorlar. Bunlar aslında ülkede ihtiyaç duyulması durumunda bizim yapabileceğimiz katkıları göstermek adına önemli."

- "Platooning sisteminde iki araç arasında bir haberleşme var"

AVL Araştırma ve Mühendislik Türkiye Kıdemli Sistem Mühendisi Kadir Haspalamutgil ise otonom araçları geliştirirken üzerinde çalıştıkları sistemleri bir adım öteye götürebilmek için harekete geçtiklerini ifade ederek, "Küçük bir platforma ihtiyaç duyduk gerçek arabalara doğru bir ara adım için. Bu doğrultuda piyasada satılan model arabalardan iki tanesini alıp modifiye ettik. Üzerine gerçek arabalarda kullanılan, güçlü işlemciler ve sensörler koyduk ve bunları koyarak önce bir şerit takip sistemi yaptık. Normal arabalarda çalıştığı şekilde, görüntüyü işleyip, yolu bulup ve kontrolü bu yolda kalacak şekilde, çizginin dışına çıkmadan kalacak bir sistem geliştirdik." diye konuştu.

Daha sonra bu sistemlerin üzerine Platooning sistemini entegre ettiklerini anlatan Haspalamutgil, "Platooning sisteminde iki araç arasında bir haberleşme var. Öndeki araçla ilgili durumu arkadaki araca iletiyor ve arkadaki araç bu bilgiyi kullanarak anında tepki verebiliyor. Bu sayede daha kısa mesafelerle iki araç birbirini takip edebiliyor." ifadelerini kullandı.

https://www.aksam.com.tr/ekonomi/turk-muhendislerden-otomotiv-sektorune-platooning-asisi/haber-783127
 
Beğenenler: Caner Çetin

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #33 : 27 Ekim 2018, Cumartesi - 20:13 »
Yüksek Verimli Yerli 'Hidrojen Yakıt Pilleri' Geliştirildi

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde yürütülen çalışmada, yerli imkanlarla lityum bataryalardan 10 kata kadar daha fazla enerji üretebilen hidrojen yakıt pilleri geliştirildi.



Prof. Dr. Nejat Veziroğlu Temiz Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Vestel Savunma Sanayinin iş birliğinde, yaklaşık 15 yıldır devam eden Ar-Ge çalışmaları sonucunda, enerji yoğunluğu lityum bataryadan 10 kata kadar daha fazla, tamamen sessiz çalışan ve yüzde 50 verimle elektrik enerjisi elde edilebilen hidrojen yakıt pillerine ticari boyut kazandırıldı.

Otomobillerde, ev aletlerinde ve özellikle savunma sanayisinde kullanılabilecek yakıt pillerinin, farklı amaçlarda kullanılabilmesine yönelik çalışmalar sürüyor.

Bir otomobilin bin kilometre mesafe kat edebilmesini sağlayabilecek, insansız hava araçlarının havada kalma sürelerini 3 kata kadar uzatabilecek, askeri operasyonlarda kullanılabilecek hidrojen yakıt pilinin, evlerde hem elektrik üretilmesi hem de daha ucuz ve verimli ısınma sağlayabilmesi öngörülüyor.

Makina Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Merkez Müdürü Doç. Dr. Bora Timurkutluk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Vestel Savunma Sanayi ile birlikte hidrojen ve yakıt pili teknolojilerinin ürünleştirilmesine yönelik yoğun araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürüttüklerini söyledi.

Timurkutluk, "Düşük ve yüksek sıcaklık yakıt pili sistem ve bileşenlerinin üretimi, testleri ve karakterizasyonlarına yönelik dünya çapında bir altyapıya sahibiz. Katı oksit yakıt pilinin kilit elemanı ve elektrik üreten birimi olan bu yapı, ticari boyutlarda yüksek oranda yerli ve milli olarak burada üretilmektedir. Diğer sistem bileşenleri ise Vestel Savunma Sanayi tarafından geliştirilmektedir." dedi.

Merkezin Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Selahattin Çelik de Türkiye'nin enerjide büyük oranda dışa bağlı bulunduğunu, dünyada fosil kaynaklı yakıtların sebep olduğu iklim yıkımlarının hissedilir seviyelere geldiğini bildirdi.



Alternatif enerji çözümlerinin, tüm dünya için büyük önem arz ettiğine işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

"Hidrojen, bu düğümü çözebilecek en önemli ve temiz bir enerji taşıyıcısıdır. Saf hidrojenin enerji yoğunluğu bir bataryadan 236 kat daha fazladır. Yakıt pilleri, hidrojeni tamamen sessiz bir şekilde elektro kimyasal olarak yüzde 50 verimle elektrik enerjisine dönüştüren teknolojidir. Vestel ile yapmış olduğumuz 15 yıllık Ar-Ge sonucunda bu ürünü ticari hale getirmiş durumdayız. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesinde üretmiş olduğumuz hidrojen yakıt pili bileşenlerini Vestel'e göndermekteyiz ve orada ilgili cihazlarda kullanılmak üzere sistem haline getirilmektedir. Ayrıca 'Yakıt pili ve hidrojen teknolojileri' çalışmamız, üniversite-sanayi iş birliği kategorisinde YÖK üstün başarı ödülüne layık görülmüş ve bu ödül Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edilmiştir."



- "Seri üretime geçebilecek durumdayız"

Çelik, hidrojen yakıt pillerinden yüksek verim elde edildiğini anlatarak, şu bilgileri verdi:

"Yakıt pillerini, bir otomobilde dizel, benzinli veya LPG’li araçlarda olduğu gibi tek depoda ve hidrojenin dakikalar içerisinde doldurulması sağlanarak bin kilometre menzile sahip olacak şekilde kullanmak mümkün. Yakıt pilleri mini insansız hava araçlarının havada kalma sürelerini 3 kata kadar uzatabilir. Taşınabilir versiyonlarıyla askerimizin batarya yerine yüzde 80 daha az yük ile daha fazla görev yapmasını sağlayabiliriz. Ayrıca evlerimizde hem elektrik üretilmesini hem de ısınmayı yakıt pilleri ile daha ucuza ve daha verimli bir şekilde sağlayabiliriz. Hidrojenin en önemli özelliklerinden birisi ise suyun olduğu her yerden güneş ve rüzgar enerjisiyle üretilebilir olmasıdır. Hidrojenin yakıt pillerinde kullanılması sonucu çevreye sadece atık olarak yine saf su çıkmaktadır."

Yakıt pillerinin zırhlı araçlarda uygulanması ve bor temelli yakıtla çalışan taşınabilir yakıt pili versiyonlarının da prototiplerini yaptıklarını aktaran Çelik, bunlarla ilgili talep gelmesi halinde seri üretime geçebilecek durumda olduklarını, yakıt pillerinin insansız hava araçlarında kullanılması, bor temelli yakıtla çalışan otobüs ve denizaltı sistemleri için yakıt pilleri geliştirmek için test çalışmalarına devam ettiklerini sözlerine ekledi.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhsin Kar ise Türkiye'nin yerli otomotiv projesinin, katma değeri yüksek ürün üreten ülkeler kategorisine geçmesinde önemli bir rol oynayacağını vurguladı.

Bu kapsamda da özellikle hidrojen kullanan araçların geliştirilmesinin önemine dikkati çeken Kar, şöyle konuştu:

"Enerjide dışa bağımlılığı yüksek olan ülkelerde hidrojen kullanımının da yaygın bir şekilde araştırma geliştirmede yer aldığını biliyoruz. Japonya bunun en iyi örneği. Şu anda sokaklarında hidrojenle çalışan araçlar dolaşmakta. Yerli otomotivin elektrikli olması önemli ama bu hala bizim enerjide dışa bağımlılığımızı çözmüyor. Elektriği doğal gazdan, HES'lerden üretiyoruz. Bunlarının hepsinin bir sınırı vardır. Bazen de riskleri var. Ama hidrojen güvenilir bir yakıt olarak ön plana çıkıyor. Çevreye herhangi bir olumsuz etkisi söz konusu değil. Onun için Türkiye'nin yerli otomotiv üretimi noktasında hidrojenle çalışan yerli otomotiv konusunda araştırma geliştirme yapılması gerekliliğine inanıyorum. Biz hidrojenle ilgili çalışmalar konusunda altyapısı güçlü olan bir üniversiteyiz. Buradaki çalışma grubumuz yerli otomobilin hidrojenle çalışan versiyonunu geliştirilmesi noktasında her türlü desteğe hazır. Üniversite olarak araştırma grubumuzu desteklemeye devam edeceğiz."

https://www.star.com.tr/teknoloji/yuksek-verimli-yerli-hidrojen-yakit-pilleri-gelistirildi-haber-1400136/
« Son Düzenleme: 27 Ekim 2018, Cumartesi - 20:22 Gönderen: YörükEfe »
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

Çevrimdışı Caner Çetin

  • Varlığımız Türk varlığına armağandır.
  • Buyruk
  • *
  • İleti: 3282
  • Beğeni Sayısı: 604
  • Cinsiyet: Bay
  • ''Sizlerin birisi, onların yirmisine denktir.''
  • Referans Olunan Üye(ler): 5
    • Profili Görüntüle
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #35 : 13 Kasım 2018, Salı - 22:11 »
Güney Kore merkezli profesyonel bilgi-eğlence sistemleri (Infotainment) şirketi olan Motrex; Kore Ticaret-Yatırım Teşvik Ajansı (KOTRA) aracılığıyla, trafik kazalarını en aza indirgemek için geliştirdikleri son teknoloji çözüm önerilerinin tanıtımını İstanbul’da yaptı.

İstanbul’da akıllı şehir teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren yerli bir kurumla görüşülerek, kendilerine Motrex’in geliştirdiği Sürücü Durum Görüntüleme Sistemi (DSM, Driver Status Monitoring System) tanıtıldı ve teslim edildi. Bu işbirliği ile, ilgili profesyonel kurumun belirli bir süre saha testi yapması ve test sonunda ürünle ilgili geliştirilmesi gereken yönlerin tespit edilmesi amaçlandı.



Motrex Türkiye Şube Müdürü Yunchul Jung “Geçen yıl Türkiye’de meydana gelen trafik kazalarının yaklaşık %43’ünün sürücü hatasından kaynaklandığı görülmektedir. Bu nedenle, Motrex’in SDG (Sürücü Durum Görüntüleme) sisteminin meydana gelen trafik kazaları ve ölüm oranlarını azaltmaya yardımcı olacağını düşünüyorum.” açıklamasında bulundu.

Motrex SDG (Sürücü Durum Görüntüleme), sürücünün yüz ve göz hareketlerini algılayıp tehlike durumunda yolcuyu uyararak trafik kazalarının aza indirgenmesi için geliştirilmiş bir sistemdir. Örneğin sürücünün normalden fazla göz kapatma veya kafa çevirme gibi hareketleri algılandığı taktirde sürücüye dikkatini toplaması için uyarı alarmı vermektedir.

Bu proje, Kore devlet kuruluşu olan KOTRA’nın desteğiyle KSS (Kurumsal Sosyal Sorumluluk) projesi adı altında Koreli şirketlerin sosyal sorumluluk projelerini destekleme ve bölgesel problemleri çözüme kavuşturma amacı taşımaktadır.

Motrex’in bu sistemi, işbirliği için anlaşılan kurumun test aracına monte edilmiş olup, test sürüşleri sonucu cihazın kullanımına dair geri dönüş yorumları, sadece bu ürünün geliştirilmesi için değil, uzun vadeli olarak otobüs, taksi vb. araçlarda da kullanıma uygun cihazların geliştirilmesi için kullanılacaktır.



Kaynak: Defence and Technology.
İnanmaktan korkma. Çünkü inanmaktır yaşamı gerçek anlamda var eden, öz veren. İnanmaktır, değiştiren ve olduran. İnanırsan, ama gerçek inanırsan, en zor anlarında inancın senin yanında olacaktır. İnanmak, inanmaktan da ötedir çünkü.

https://www.facebook.com/binyiltumengun
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #36 : 17 Kasım 2018, Cumartesi - 16:41 »
GE’den Gebze’de metal katmanlı imalat arge merkezi



Dünyanın en büyük uçak motoru imalatçılarından biri olan General Electric, Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki, TÜBİTAK Marmara Teknoloji Serbest Bölgesi'nde bulunan General Electric (GE) Havacılık Türkiye Teknoloji Merkezi bünyesinde kurulan Katmanlı İmalat Teknolojileri Ar-Ge Laboratuvarı’nı açtı. Kurdelayı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank kesti.

Açılışta konuşan Bakan Varank, dinamik işgücünü, sanayi kapasitesini ve coğrafi avantajları en iyi şekilde kullanarak, yapısal dönüşüm için gerekli adımları kararlılıkla attıklarını belirterek, "Nihai hedefimiz Türkiye'yi sanayi ve teknolojide lider bir üretim üssü haline getirmek" dedi.

Törene, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Işık Yılmaz Batur, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Canan Özsoy ile GE'nin üst düzey yönetimi katıldı.



ARGE MERKEZİNDE YENİ NESİL TEKNOLOJİLER

Laboratuvarda, GE Additive tarafından üretilen ve yeni nesil üretim teknolojilerinden olan endüstriyel metal katmanlı üretim makineleri ile teknoloji geliştirme çalışmaları gerçekleştirilecek.

Merkez, General Electric'in küresel bazda sahip olduğu üç laboratuvardan biri. Katmanlı üretim alanında hem malzeme, hem de farklı geometrilerin Ar-Ge'sinin yapılacağı bu labaratuvarda Türkiye menşeili tasarımlar geliştirilecek. Bu tasarımlar, havacılıktan otomotive, beyaz eşyadan enerjiye pek çok farklı alanda kullanılabilecek ve yüksek katma değerli üretim önceliğimize doğrudan hizmet edecek.

400 MÜHENDİS GÖREV ALIYOR

GE Havacılık'ın dünyadaki dört mühendislik merkezinden biri olan GE Havacılık Türkiye Teknoloji Merkezi, 18 yıldır faaliyette bulunuyor. Ürün geliştirme, tasarım, imalat, onarım, bakım ve yazılım gibi çeşitli teknolojiler geliştiren merkezde 400'den fazla Türk mühendisi, GE Havacılık için uçak, gemi ve endüstriyel motorlarının tasarım ve teknolojisini geliştiriyor. Eğitimleri ve mühendislik yetenekleriyle kendini kanıtlamış mühendislerin görev yaptığı merkezde yazılım ve katmanlı imalat teknolojileri üzerine çalışan mühendis sayısının 2018 yılında 100'ü geçti. Katmanlı İmalat Teknolojileri Ar-Ge Laboratuvarı'nda çalışanların üçte biri doktora dereceli yetkin mühendislerden oluşuyor.



BAKAN VARANK: TÜRK MÜHENDİSLER YURDA DÖNDÜ

Bakan Varank, Türk mühendislerin açılışı yapılan Ar-Ge merkezinde çalışmak için ülkeye döndüğünü belirterek, şöyle konuştu:

70 yıldır ülkemizde bulunan General Elektrik, 5 ilde 500’ü ar-ge mühendisi olmak üzere 2 bin 300 kişiyle faaliyet gösteriyor. Havacılık, sağlık, enerji ve ulaştırma olmak üzere pek çok alanda yüksek katma değerli üretim ve Ar-Ge gerçekleştiriyor. Türkiye'deki Ar-Ge merkezini, firmanın diğer merkezlerinden ayıran bir özelliğinden de bahsetmeden geçmek haksızlık olur. Şöyle ki; firmanın dünyadaki diğer merkezlerinde çalışan kadın mühendis oranı yüzde 9'ken, Türkiye'de bu oranın yüzde 26'ya ulaştığını görüyoruz. Kadınların bilim ve teknoloji alanlarında daha aktif rol almasını destekliyor, bu tablonun diğer firmalara da örnek olmasını arzu ediyoruz. Bir başka sevindirici gelişmeyse, bu merkezin bilim insanlarımızın yurda dönüş seferberliğine olan katkısıdır. Aldığım bilgilere göre 15'ten fazla Türk mühendis burada çalışmak için ABD, Almanya, Hollanda ve İsviçre gibi ülkelerden yurda döndü. Hatta burada 11 nitelikli yabancı araştırmacı da Ar-Ge yapıyor. Her olumlu gelişmeden sonra muhalefet etmeyi kendine vazife bilenler, Bakanlığımızın desteklediği bu merkezleri gelip görsünler. Türkiye'de bilim üretecek, Ar-Ge yapacak ortam var mıymış, yok muymuş kendi gözleriyle şahit olsunlar."



http://www.kokpit.aero/ge-gebze-arge-bakan-varank
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #37 : 01 Aralık 2018, Cumartesi - 23:17 »
Benzin ve mazottan ucuz yakıt geliştirdi: Litresi 3 lira



Balıkesir’in Edremit ilçesinde araştırma geliştirme yapan bir firmada dizel ve benzinli araçlar için daha çevreci, daha verimli, daha ucuz ve milli bir akaryakıt geliştirildi. Benzin ve mazottan yüzde 50 daha tasarruflu olan yakıtın bir litre mazotta fiyatı 3 liraya kadar indirdiği de belirtiliyor.
Türkiye’de bir çok buluşa imza atan AR-GE firması sahibi Faruk Durukan, son olarak dışa bağımlılık oranının yüksek olduğu akaryakıt sektöründe çalışmalar yaptı.

Çalışmalar sonucunda geliştirilen iki cins akaryakıt hem dizel motorlar için hem de benzinli araçlar için kullanılabiliyor.
Emisyonu yüzde 50 azaltıyor

Yeni geliştirilen yeni akaryakıt ile araçların emisyon değerlerinin yüzde 50 civarında azaldığını ifade eden Durukan, araçların performanlarında da önemli bir artış olduğunu söylüyor. Yerli imkanlar ile Türkiye’de geliştirilen ve üretilen yeni yakıt aynı zamanda fiyat oranıyla da benzeri ürünlerden daha ucuza mal edilebiliyor.

3 liraya kadar indiriyor

Çalışma hakkında bilgi veren Faruk Durukan, “Bu elde ettiğimiz yeni bir yakıt türüdür. Bu mazota göre şu an yüzde elli daha tasarruflu olmakta. Dünyada bir ilktir. Çevre dostudur.

Tam yanmayı sağladığı için havaya monoksit gazını bırakmıyor. Böylelikle yüzde 50 tasarruf sağlıyor. Bu gün 6 lira gibi düşündüğümüz bir litre mazotu 3 liradan kullanabiliyorsunuz.

Artı olarak tam yanmayı sağladığı için hava kirliliğinin de sonu olmuş oluyor. Bu çalışma için patent başvurularında da bulunduk. Testlerde yanma farkının yarı yarıya olduğu çok açık bir şekilde görüldü. Bu sadece araçlar için değil gemiler için, enerjinin çok kullanıldığı traktörler için, bir çok alanda yüzde elli tasarruf sağlayacak” dedi.

https://www.aksam.com.tr/teknoloji/benzin-ve-mazottan-ucuz-yakit-gelistirdi-litresi-3-lira/haber-798945
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #38 : 09 Aralık 2018, Pazar - 15:21 »
Liseli mucidin beklediği destek Bakan Selçuk'tan geldi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, projesiyle Google Bilim Fuarı'nda yarı finale kalmayı başaran lise öğrencisi Belli'yi tebrik ederek, istediği her türlü desteğin verileceğini söyledi.



Anadolu Ajansının (AA), "doğaya zarar vermeyen plastik" üretmek için yola çıkan iki lise öğrencisinin maddi imkansızlıklar nedeniyle Emirhan Belli'nin evinin mutfağında çalıştığını duyurması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri harekete geçti.

Lise öğrencileri Google Bilim Fuarı'nda yarı finale kaldı
Belli ve arkadaşı Serkan Arslan'ın mayıs ayında yapılacak Google Bilim Fuarı (Google Science Fair) yarı finali için çalışması için uygun laboratuvar ve malzeme desteği sağlanacak.

Malatyalı bir ailenin 3 çocuğundan biri olan Belli, hayallerine yaklaşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk tebrik etti
Belli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Uluslararası Çevre Zirvesi'nde stant açtığını ve üretmeye çalıştığı biyoplastiği tanıttığını söyledi.

Anadolu Ajansında yayımlanan haberden sonra, okuldan bir telefon aldığını ve Milli Eğitim Müdürü'nün kendisiyle görüşmek istediğini öğrendiğini anlatan Belli, "Uluslararası Çevre Zirvesi'nde olduğumu söyledim ve onları oraya davet ettim. Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı geldi benime görüştü, herhangi bir eksiğim olup olmadığını sordu." dedi.

Milli Eğitim Müdürü Yazıcı'nın projesi hakkında bilgi aldığını dile getiren Belli, haberi gördüğünü ve destek vermek istediğini kendisine ilettiğini anlattı.

Belli, kendisinin de daha iyi bir okulda eğitim görmek istediğini aktardığını söyledi.

Okullarda çevre kirliliğiyle ilgili seminer vermek istediğini dile getiren Belli, "Başka okula geçmek için naklimi vereceklerini söylediler. 'Sana ait bir laboratuvar kurulacak.' dediler. İstanbul'daki ortaokul ve liselerde çevre kirliliğiyle ilgili seminer vermem için destek vereceklerini söylediler. Müdür Bey, çok samimiydi, sarıldı tebrik etti." diye konuştu.

Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı aracılığıyla Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile telefonda görüştüğünü anlatan Belli, şöyle devam etti:

"Bakan Bey, haberi görmüş, çok etkilenmiş, tebrik etti. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu. İl Milli Eğitim Müdürü'nün yardımcı olacağını söyledim. Bakan Bey, 'Haberini görünce çok duygulandım. Senin gibi gençlere destek vermemiz lazım.' dedi. Uluslararası Çevre Zirvesi'nden sonra eve kadar arabayla götürdüler. Mayıs ayında Google Bilim Fuarı için Amerika'ya gideceğimi söyledim, bütün masraflarımı karşılayacaklarını söylediler. "

Belli, çok heyecanlandığını ifade ederek, çalışmasını tamamlamak için laboratuvar desteği ve iyi bir eğitim istediğini söyledi.

Mayıs ayında Amerika'ya gidecek
Belli, Google Bilim Fuarı yarı finali için mayıs ayında ABD'ye gideceğini belirterek, şunları kaydetti:

"5-6 aylık bir sürem var. Biyoplastiğin kullanım alanlarını çoğaltmak için görüşmeler yapacağım. Elektrik kablosunda kullanımı için elektrik firmalarıyla görüşmek istiyorum. Özellikle petrol türevi plastikler kanserojen olduğu için, gıdayla temas eden plastik ürünlerinde biyoplastik kullanılmasını amaçlıyorum. Çocukların kullandığı oyuncaklar, su mataraları, plastik kaşık, çatal, bardak, tabak gibi malzemeler üretmek istiyorum."

Belli, Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı'nın görüşmek için davet ettiğini dile getirerek, "Müdür Beye ihtiyaçlarımı anlatacağım. Yapmak istediğim tasarımlardan bahsedeceğim. Laboratuvar ortamında çalışırken çekim yapılırsa yarışma için dosyaya koymak istiyorum." dedi.

Belli, ailesine görüşmelerden bahsettiğini anlatarak, "Babam karşılamak için sokağa çıktı. Benimle gurur duyduklarını söylediler, çok sevindiler." dedi.

Kaynak: AA
« Son Düzenleme: 09 Aralık 2018, Pazar - 15:22 Gönderen: YörükEfe »
 

YörükEfe

  • Ziyaretçi
Ynt: Türk Bilim ile Uzluk Gelişmeleri
« Yanıtla #39 : 12 Aralık 2018, Çarşamba - 20:33 »
Bagajlar yerli teknolojiyle dezenfekte edilecek



UÇAK üzerinden dünyaya dağılan virüslerin etkisiz hale getirilmesi için İstanbul Aydın Üniversitesi ve Technoarge şirketi ortak bir sistem geliştirdi. Patenti Türk mühendislerine ait, yerli sistemin testleri, önümüzdeki günlerde İstanbul Havalimanı’nda başlayacak.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yapılan araştırmalara göre bulaşıcı hastalıkların yayılmasında en büyük faktör uçaklar. Yolculardan bavullara, bagaj yükleme işçilerinden uçak tuvaletlerine kadar farklı ortamlarda barınan virüs ve mikroplar dünyanın her yerine kısa süre içinde dağılabiliyor. Her yıl bu virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardan 11,9 milyon kişi hayatını kaybediyor.

YERLİ TEKNOLOJİ

Bu konuyla ilgili uzun süredir araştırmalarını sürdüren İstanbul Aydın Üniversitesi ve Technoarge, bagaj yükleme sırasında yolcuların bavullarını temizleyen yeni bir cihaz geliştirdi. Sistemle ilgili bilgi veren Technoarge Müdürü Muzaffer Gökçimen, temizlik işleminin ‘gümüş nano teknoloji ve ULV’ ile gerçekleştiğini söyledi. Gökçimen, "Türkiye’de deniz suyundan üretilen doğal dezenfektan, 9 mikron inceliğine kadar parçalanarak bavulların üzerine püskürtülüyor. Ancak dezenfektan çok ince atıldığı için bavullar ıslanmıyor. Bavulun içine kimyasal olarak bir şey girmiyor" dedi.

Yurtdışında yapılan araştırmalara değinen Gökçimen, "Bazen virüsler, hastane virüslerinden bile daha tehlikeli. Çünkü nereden geldiği bilinmiyor. Önlem alınana kadar ölüm gerçekleşiyor" dedi.

İLK DENEMESİ İSTANBUL HAVALİMANI'NDA YAPILACAK

Konuyu Türk Hava Yolları ve yer hizmetlerini veren TGS ile görüştüklerini belirten Muzaffer Gökçimen, "Çalışmalarımız büyük bir merakla takip ediliyor. İlk denemeyi TGS ile İstanbul Havalimanı’nda gerçekleştireceğiz. Yurtdışından da talep var. Amacımız önce bu teknolojiyi ülkemizde gelişmek, kullanmak ve ihraç etmek" dedi.

KABİN İÇİN ÖZEL SİSTEM

Technoarge ayrıca uçak kabinlerinde görev yapacak bir temizlik robotu da tasarladı. Sistem, uzaktan kumanda ile çalışıyor. Morötesi ışıklar (UVC) yayan özel robot, uçağı 10 dakika içinde temizliyor. Şirket bu cihazı ihraç etmek için de sipariş almaya başladı.

HEDEF; TEKNOLOJİ VE PATENT İHRAÇ ETMEK

Araştırma ve geliştirmenin önemine dikkat çeken Gökçimen, "Tüm bu sistemlerin uluslararası patentlerini aldık. Hedefimiz dünyaya teknoloji ihraç etmek, patentlerimiz ile yeni araştırmalara kaynak sağlamak" diye konuştu.

Kaynak: www.kokpit.aero