22 Şubat 2020, Cumartesi - 03:50

Gönderen Konu: Selanik'in Yunanlılara Teslimi  (Okunma sayısı 2359 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı TRD

  • "Kadının feraseti erkeğin feraseti ile ölçülür" Cengiz Han
  • İrkin
  • *
  • İleti: 105
  • Beğeni Sayısı: 43
  • Cinsiyet: Bay
  • Düzen Nizam İntizam
  • Referans Olunan Üye(ler): 3
    • Profili Görüntüle
Selanik'in Yunanlılara Teslimi
« : 07 Temmuz 2017, Cuma - 15:40 »
104 yıl önce bu hafta,26 Ekim 1912 tarihinde,8.Kolordu komutanı Hasan Tahsin Paşa Selanik'i veliaht Konstantinos’un ordularına teslim etti.

(O tarihe ait bu yağlı boya tablo’da şehrin Yunanlılara teslimi resmedilmiş.Arkada Selanik,ön planda veliaht Konstantinos ve Şefik Paşa).
(Sağdaki levhada «Topsin» yazısı dikkati çekiyor.Solda yere atılmış fesler, askeri üniformalar,metropolit ve yabancı konsoloslar görünüyor).
Ortodoks Rumlar için sembolik bir gündü.Şehrin koruyucu Azizi Dimitrios’un yortusuydu.482 yıllık Osmanlı hakimiyeti artık sona ermişti.

25 Ekim 1912 saat 14.00’da Hasan Tahsin Paşa’yı temsilen Şefik Paşa Topsin Hanında veliaht Konstantinos ve Yunanlı kurmaylarla görüşmüştü.


(Selanik'in 25 km. dışında bulunan Topsin Hanının 20.yüzyıl başındaki görüntüsü)


Bugün Selanik’e yakın mesafedeki Γέφυρα(Yunanca=Köprü) mevkiindeki bu eski han’da Selanik’in Yunanlılara teslim şartları müzakere edildi.
Görüşmede Hasan Tahsin Paşa’nın şehri teslim etme şartları Yunanlılara tebliğ edildi.Osmanlı ordusunun geri çekilmesine izin verilmeliydi.
Öne sürülen tüm şartlar reddedildi.Osmanlı askeri silahlarıyla birlikte koşulsuz,şartsız teslim olacaktı.Türk askeri esir sayılacaktı!
Erler Yunan hükümetinin tahsis edeceği gemilerle Anadolu kıyılarına taşınacaklar,yalnızca komutanlar kılıçlarını muhafaza edebileceklerdi.
Şefik Paşa sabah 06.00’a kadar cevap verileceğini bildirerek oradan ayrıldı.Bu arada Yunan ordusu Bulgarların yaklaştıkları haberini aldı.
Yunan hükümeti bilgilendirildi.Başbakan Elefterios Venizelos’la başkumandan Konstantinos’un arasında bir süredir soğuk rüzgarlar esiyordu.

Sağda:Megali İdea'nın uygulayıcısı Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos, Solda:Yunan orduları başkumandanı veliaht prens Konstantinos.

Ekim 1912’de Osmanlı hududunu geçen Yunan birlikleri kuzeye yöneldiler.Sarandaporon savaşını kaybeden Osmanlı ordusu perişan halde çekildi.

Konstantinos ordunun batı istikametinde Manastıra doğru yürümesini istiyordu.Venizelos şiddetle karşı çıktı,Selanik’in alınmasını istiyordu.
Konstantinos bir asker gibi düşünüyor,düşmanı kovalayıp ezmek istiyordu.Venizelos ise siyasi nedenlerle derhal şehre girilmesini istiyordu.
Doğrusu sezgilerinde pek yanılmayan bir politikacıydı.Yalnız bu kez ısrarı öngörüden fazlasına,somut bir istihbarat bilgisine dayanıyordu.

Bulgar ordusunda doktor olarak görev yapan Filibeli bir Yunanlı,Filippos Nikoğlu’nun aldığı bir duyum Atina’yı alarma geçirmişti.


Bir ameliyat esnasında şans eseri Bulgar kralının at arabasının parlatılması emrinin verildiğini duyar.Selanik’e muzafferane girişi için...
Osmanlı’ya karşı birleşen Balkanlı müttefiklerin ajanlarının cirit attıkları bir dönemdir.Toptan ve barut’tan daha önemli bir bilgi savaşı.
Nikoğlu hiç vakit kaybetmeden bu bilgiyi o günlerde Demirhisar’da bulunan Yunanlı bir dikiş makinesi tüccarı olan Nikolaidis'e sızdırır.

Bu tüccar aslında Nikolaidis takma ismiyle Yunan devleti adına Makedonya'da istihbarat toplayan subay ve ajan Athanasios Suliotis’tir.


Suliotis bir bahaneyle Sofya’ya döner ve bir telgrafla Bulgarların niyetini doğrudan Venizelos'a iletir.Bu olay savaşın seyrini değiştirir.
Bu bilgiyi alan Venizelos'un Manastır'da vakit kaybedilmesine izin vererek Selanik'i Todorov'un askerlerine kaptırması düşünülemezdi.

(Bulgar orduları başkumandanı general Todorov)


Ayak direyen Konstantinos'u sert bir dille uyararak Selanik'in Bulgarların eline geçmesi halinde veliahtı mutlak sorumlu sayacağını bildirdi.
Kurnaz başbakan Manastır’a yürümenin büyük stratejik hata olacağını anlamıştı.Bu öyle bir savaştı ki herkes önce kaptığına sahip oluyordu.
Karşılıklı telgraf savaşları,restleşmeler ve kral Georgios’un araya girmesi sonucu veliaht çark etti ve ordu Selanik istikametinde yürüdü.

Osmanlı birlikleri Yenice-i Vardar’da mevzilenmişti.19-20 Ekim’deki çatışmalar ve başarılı bir taarruz sonrasında Yunanlılar şehre girdiler.


Osmanlı ordusu Vardar nehri üzerindeki köprüleri imha ederek Selanik’e çekildi. Yunan ordusu sallar kullanarak yeni bir seyyar köprü kurdu.
Bölgede yaşayan Yunanlı bir köylünün önerisi ve yardımıyla inşa edilen köprü Yunanlıların hızlıca Vardar'ın doğu yakasına geçmesini sağladı.


Öncesinde yorgun orduyu dinlendirmek isteyen Konstantinos ve haber alamamaktan yakınan Venizelos arasında yeni bir telgraf krizi yaşanır.
Konstantinos’un “işi ağırdan alması” Selanik’in Bulgarların eline düşmesi endişesi içinde kıvranan uzaktaki Atina hükümetini germekteydi.
Osmanlı ordusu Vardar nehrinin doğusuna çekilmiş perişan bir haldeyken Selanik’te Vilayet idare meclisi ve ahali temsilcileri toplandılar.
22 Ekim 1912’de Hasan Tahsin Paşa’ya şehrin müdafaasının faydadan çok zarara yol açacağını ve geri çekilmek için bir yol kalmadığından
olası bir mukavemetin kadın ve çocukları tehlikeye atmak olacağını bildiren bir mazbata gönderdiler.Birlik komutanları da isteksizdirler.
Selanik’teki yabancı ülke konsolosları şehrin kan dökülmeden Yunanlılara teslim edilmesi için Hasan Tahsin Paşa’yı sıkıştırmaya başlarlar.

Anlaşılan o ki,şehir sokaklarında ayağı çıplak,aç dolaşan askerin halini gören ve terk edilmiş hisseden Selanik cemaatleri de umutsuzdur.


Nitekim Yunanlıların Vardar nehrini sorunsuz geçmeleri kurtuluşu daha da güç bir ihtimal kılar.Ordu'nun hali gerçekten de içler acısıydı.
Bir savaş beklenmemesi neticesinde bir bölümünün terhisi,Balkan Savaşını deneyimsiz,disiplinden uzak redif askerlerinin eline bırakmıştı.
Topçusu ve süvarileriyle üstün olan Yunan ordusuna karşı ordu vasfını yitirmiş bu toplulukla karşı koymayı hiçbir komutan göze alamazdı.
17 Ekim 1912’de Alatini Köşkünde sürgün,sabık padişah II.Abdülhamit,güvenliği için Alman Loreley gemisine bindirilerek İstanbul’a götürüldü.

(1893'te Alman Loreley gemisi)


18 Ekim 1912’de önemli bir hadise daha meydana geldi.Selanik’te hakim olan sessizlik iki şiddetli patlama sesiyle birden bozuldu.
Teğmen Nikolaos Votsis komutasındaki 11 numaralı Yunan torpil gemisi Karaburnu mevkiindeki Osmanlı topçu bataryaları tarafından fark
edilmeden gizlice Selanik körfezine sızdı.3 bin tonluk silahsızlandırılmış «Feth-i Bülend» zırhlısı mürettebatyıla limanda demirliydi.


Votsis'in «11»’i 23.30 sularında gemiye yaklaşarak üç torpido savurdu.Biri sahile,diğer ikisi ise gemiye isabet etti.Gemi sulara gömüldü.


Saldırının ardından tabir caizse Votsis "elini kolunu sallayarak" geldiği yolu takip ederek Selanik körfezinden çıktı. Katerini'ye demirledi.


Savunmada etkisiz geminin Votsis'in sabotaj hamlesiyle batırılması şehir sakinleri ve ordunun üzerinde ciddi bir moral çöküşüne sebep oldu.
Feth-i Bülend’in batırılması Yunan ve Bulgar orduları şehir kapılarındayken şehrin ne denli korumasız olduğunun bir kanıtı olarak algılandı.

(Teğmen Nikolaos Votsis)


25 Ekim saat 20.00’da Yunan ordusu bir emir yayınlarak 26 Ekim saat 09.30’da ordunun Selanike taaruz edeceğini duyurdu. Taaruz planı hazırdı.
Öncesinde Şefik Paşa Topsin Hanında veliahtla görüşmüş,Hasan Tahsin Paşa'nın bahsettiğimiz şartlarının reddedilmesiyle Selanik’e dönmüştü.
26 Ekim 1912 sabah 05.00’da Hasan Tahsin Paşa teslim şartlarını kabul etti.Fakat 5 bin tüfeğin antlaşmanın dışında tutulmasını istiyordu.

Arnavut asıllı Hasan Tahsin Paşa.Osmanlı subayı.Yanya’da yaşamış,Yunan lisesinde eğitim görmüştü.Akıcı bir şekilde Yunanca konuşuyordu.


Yunanlılar bu şartı da reddettiler ve şehre yürümek için hazırlıkları hızlandırdılar. Hasan Tahsin Paşa bu aşamada vakit kazanmak istiyordu.
Yabancı ülke konsolosları onunla son bir kez görüşerek bu gereksiz ısrarından vazgeçmesini,sebepsiz kan dökülmemesi taleplerini yinelediler.
Bu arada şehir ve ordunun etrafı çembere alınmıştı.Yapacak birşeyinin kalmadığını anlayan Hasan Tahsin Paşa şehri teslim etme kararı aldı.
Saat 16.00’da teslim şartlarının kabul edildiği Yunan karargâhına bildirildi.Geriye sadece ilgili teslim protokolünün imzalanması kalmıştı.
Saat 19.00’da Yunanlılar teslim protokolünü imzalamak üzere Hasan Tahsin Paşa’nın karargâhına iki kurmaydan oluşan bir heyet gönderdiler.
Aynı anda yakındaki Bulgar ordusuna telgraf çekerek şehrin kendilerine teslim edildiğini bildirdiler.Bu bir “uzak durun” mesajıydı aslında.

Atina bilgiledirildi.Teslim şartları hızla kaleme alındı,gece 23.00 sularında iki taraf protokolü imzaladı.Şu tabloyu dikkatle inceleyelim.

Sağda Yunanlılar adına müzakereleri yürüten iki genç kurmay.Viktor Dusmanis ve sonradan yıldızı parlayacak olan tanıdık bir diğer isim var.
Yunan ordusunun 1919’da Anadolu macerasına atılmasına karşı çıkacak olan,saraya yakınlığıyla bilinen İoannis Metaksas.Henüz yüzbaşıdır.
Solda Hasan Tahsin Paşa’nın yaveri ve oğlu Kenan Messare ve fesiyle gözlüklü bir dragoman hazır bulunmaktadır.Tablo Kenan Messare’ye aittir.
Ortada tahta bir masanın üzerinde Hasan Tahsin Paşa,teslim protokolünü imzalarken resmedilmektedir.O günün ilginç bir anısını aktaralım.
Protokolün şartları okunurken Kenan Messare tabloda resmettiği tercümanı Fransızcayı yanlış tercüme ettiğinden dolayı azarlar.
Hasan Tahsin Paşa müzakerelere Yunanca devam eder.Daha iyi anlaşırlar.Kurmaylar gülümseyerek “Şu saate kadar bitirmiş olacaktık” derler.
Şehri teslim etmekle çok dürüst bir harekette bulunduğunu söyleyen Yunanlı kurmaylara o da gerçekten realizm abidesi bir cevap vermiş:
«Gerçekten de dediğiniz gibi.Fakat bu hareketimden sonra ben kendim var olmayacağımı biliyorum».Öyle de oldu desek hiç abartmış olmayız.
Divan-ı Harb tarafından gıyabında yargılandı ve vatan haini ilan edilerek idam edilmesine karar verildi.Yok sayıldı. İstanbul’a hiç dönmedi.

Teslim protokolü bir Tanzimat dönemi yapısı olan Selanik’in Vilayet Konağında imzalanır.Mimar Vitaliano Poselli’nin 19.yüzyıl sonu eseridir.


Bugün Doğu Makedonya-Trakya Bakanlığına ev sahipliği yapmaktadır.


Selanik’in teslim protokolü bugün bir zamanlar Topsin Hanının bulunduğu Gefira(Köprü) bölgesinde kurulan Askeri Müze’de sergilenmektedir.


Aynı müzede Hasan Tahsin Paşa’nın şehri teslim eden protokolü imzaladığı ahşap masayı da görmeniz mümkün.



10 maddeden oluşan protokol 1,5 sayfalık sarı kağıt üzerinde orijinal haliyle muhafaza edilmekte.Metni Fransızca’dır.


İşte o 10 maddenin Türkçesi:


Venizelos 02.30da telaşla gönderdiği telgrafla şehrin tesliminin derhal kabulunü istediğinde teslim protokolünün mürekkebi daha kurumamıştı.

26.000 er,1.000 komutan,yüzlerce tüfek,70 top,30 makineli tüfek,1.200 at,daha sayısız mühimmat tek kalemde Yunan ordusunun eline geçmişti.



Bulgarla da o an ufukta gözüktüler.Yunanlılarla girdikleri yarışı kaybettiklerini kabullenemediler.Onların da şehirle tarihi bağları vardı.
Hasan Tahsin’e aynı şartlarla bir protokol de onlarla imzalaması için baskı yaptılar.Şehri Yunanlılara teslim ettiğini bildirerek reddetti.
Hasan Tahsin Paşa’nın “Şehri Yunanlılardan aldık,Yunanlılara teslim edeceğiz” dediği rivayet olunur.Bulgarlar sadece 8 saat gecikmişlerdi.

Bulgar başkumandan Georgi Todorov Selanik’in kuzeydoğusundaki Zincirlikule’de dürbünüyle şehir manzarasını izlerken.


İşin özü ve Hasan Tahsin’in Bulgarlara demek istediği “Biz meydanlarda Yunanlılarla savaştık,orada sizden kimse yoktu”dur.
Yunanlıların geneli bugün dahi Hasan Tahsin Paşa adına sempati ile yaklaşmaktadır.Türkiye’de ise hain olarak bilinir.Söylemeye gerek yok.


Hasan Tahsin Paşanın ölmeden önceki son arzusu Selanik’e defnedilmek oldu.1937’de kemikleri nakledilerek şehrin Arnavut mezarlığına gömüldü.
Fakat 1983’te mezarlık istimlak edilince kemikleri 23 yıl bir kutuda muhafaza edildi. Bir düşman kumandanına bu kadar itibar fazla doğrusu.
Dahası da var.2006’da yaveri olan ressam oğlu Kenan Messarenin kemikleriyle beraber yukarıda değindiğimiz savaş müzesinin bahçesine gömüldü.




Yüzbaşılığı döneminde İoannis Metaksas.Sonradan Yunanistan diktatörü oldu.1940'da Mussolini'nin ordusuna verdiği "HAYIR" cevabıyla tanınır.


@tevarihiselanik
 
Beğenenler: Delidumrul, cengaver