25 Ocak 2020, Cumartesi - 13:17

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - TRD

Sayfa: [1] 2
1
Tārih / Ynt: Avusturyalılar heykelini yapmış Atilla'nın
« : 13 Temmuz 2017, Perşembe - 11:33 »
Bizimkilerden güzel iş çıkarıyorlar

Yuvarlak yüz,geniş şakak kemikleri, çekik göz,kısa boy adam accık dikkat eder dimi.

Resim ile heykel arasındaki 9 farkı bulun ki resim onu gören bir ressam tarafından işlenmiş.
adamlar kendi kafalarında olanı yansıtmış olmalı veya sanatçının gözünde nasıldı Atiilla  ;)
Beğenenler: Delidumrul

2
Tārih / Ynt: 1. Kılıç Arslan ve Haçlılar
« : 12 Temmuz 2017, Çarşamba - 15:47 »
Adı neydi o Ermeni'nin galiba adı kaynaklarda vardı
Beğenenler: Caner Çetin

3
Tārih / Avrasya bozkırları ve atlı okçu kavimler
« : 10 Temmuz 2017, Pazartesi - 22:03 »
Avrasya bozkırları; göçebe Türk, Hint-Avrupa ve Moğol kavimlerinin yurduydu.


Göçebe kavimlerin vazgeçilmezi olan atlı okçuluğun Demir Çağı'nda ortaya çıktığı düşünülüyor

(İskit atlı okçuları)


Okçu, atını dörtnala sürerken dizginleri bırakır ve geriye dönüp atış yapar. Bu taktiğe "Parthian shot" denir.


Bu taktik neredeyse bütün göçebe/bozkır kavimleri tarafından kullanılmıştır.

(Carrhae Muharebesi'nde Part atlı okçuları)


Çoğu atlı okçulardan oluşan 10 bin kişilik Part ordusu, 40-50 bin kişilik Roma ordusunu bugünkü Harran yakınlarında yenmişti.
yalnız bu savaşta develerde vardır develere yüklenmiş oklar vardır süvarilerin okları bitince develerden ikmal yapıyorlardı.
galiba Türklerin ve Moğolların sahip olduğu keskin nişancılığa sahip değillerdi


(Part atlı okçuları)


(İskit atlı okçusu, Yunan hoplitine karşı)


(İskit süvarileri)


Atlı okçu olarak hizmet veren Kuman paralı asker, 14. yy (solda)


Zırhlı atlı okçu (muhtemelen gulam) Haçlı şövalyesine karşı


Selçuklu atlı okçuları


Talim yapan Moğollar


Talim yapan Memlük


Talim yapan Osmanlı atlı okçusu


Moğollar ile Töton Tarikatı arasında bir muharebe


Moğollar ve Töton Tarikatı arasında bir başka muharebe


Hun atlı okçusu


Bir Osmanlı sipahisi


Bir Osmanlı sipahisi. Atlı okçular 18. yy'a kadar Osmanlı ordusunun da büyük bir kısmını oluştururlardı.


Kıpçak atlı okçusu


Peçenekler


Moğol atlı okçuları


İskit atlı okçusu


rükneddin kılıçarslan (IV.) dönemine ait atlı okçu tasvirli sikke


@OguzArsiv
Beğenenler: Delidumrul, cengaver

4
İbn Battuta'nın Anadolu seyahati ve Türkler hakkındaki izlenimleri


14. yy, Selçuklu yıkılmış. Anadolu'da Türkmen beyleri hüküm sürmekte. İbn Battuta bir gemiyle Suriye'den Alaiye'ye doğru yola çıkar.


Bu Cenevizlilere ait bir ticaret gemisidir. İbn Battuta denizdeki seyahatini şöyle anlatıyor:


"Alaiye deniz kıyısında büyükçe bir şehirdir, burada Türkmenler yaşar. Kahire, İskenderiye ve Suriye'den gelen tüccarlar buraya uğrarlar."

Alaiye'deki kale


İbn Battuta Anadolu'dan ve Türklerden şöyle bahseder:


İbn Battuta, Türklerin misafirperverliğinden etkilenir ve şunları söyler:


Ahilerden ise şöyle bahseder:


Denizli (Ladik) Ahileri ile karşılaşması


Sivas Ahileri ile karşılaşması


"Anadolu'daki Türkmen hükümdarlarının en ulusu Orhan Gazi"


İbn Battuta, Anadolu'dan ayrıldıktan sonra Altın Orda'nın hüküm sürdüğü Deşt-i Kıpçak'a ve oradan da Çağatay memleketine seyahat etti.


İlginçtir, İbn Battuta Anadolu'daki Türklerden çoğunlukla "Türkmenler", Deşt-i Kıpçak ve Orta Asya'dakilerden ise "Türkler" diye bahseder.

İbn Battuta'nın, övgülere boğduğu Türkler hakkında şaşırdığı şey şu: Türklerin haşiş (esrar) çiğnemeleri ve bunu tamamen normal görmeleri

@OguzArsiv
Beğenenler: Delidumrul

5
Ankara Muharebesi, 1402. Anadolu sipahilerinin (Anatolians) ve Kara Tatarların (Tartars) Timur'un safına geçmesi beyaz oklarla gösterilmiş.


Timur'un ordusunun sağ kanadını tutan Ebu Bekir'in ve Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların saldırısı sonucu Rumeli sipahileri ricat ediyor.


Anadolu sipahileri Yıldırım Bayezid'in birliklerine (çoğu kapıkulu/yeniçeri), Timur'un sol kanadı (Şah Ruh) ise Sırplara saldırıyor.


Daha sonra Bayezid'in birlikleri ve Sırplar Çataltepe'ye çekiliyorlar. Çataltepe'deki saldırıya Timur'un birlikleri de iştirak ediyor.


"Kara Tatarlar" İlhanlı'dan kalma Anadolu Moğolları. Timur bunların çoğunu Ankara Muharebesi'nden sonra (cebr ile) yanında götürüyor.


Anadolu'da kalan Kara Tatarlar ise Çelebi Mehmed döneminde Rumeli'ye (Filibe yakınlarına) iskan ediliyor.


Ankara Muharebesi'nden sonra Kara Tatarlardan boşalan Orta Anadolu platosuna yeniden Türkmen aşiretleri hakim oldu (Yeni-İl Türkmenleri gibi)

Timur'un seferlerini gösteren bir harita


Timur'un süvarileri, takriben 1400


Timur tarafından hapsedilen Yıldırım Bayezid (Stanisław Chlebowski,1878)


çoğu kereit (moğollaşmış türk) çoğu abaka zamanında anadoluya gelme, gazan'a biat etmeyen kol kütahyaya göçüyor (çavdar tatarı)

@OguzArsiv
Beğenenler: Delidumrul

6
Tārih / Avusturyalılar heykelini yapmış Atilla'nın
« : 10 Temmuz 2017, Pazartesi - 20:37 »
Büyük HUN-TÜRK İmparatoru ATTİLA. Avusturyalılar heykelini yapmış.


Attila sol eli ile meşhur kılıcını, sağ eli ile Hayat Çiçeği tutar. Türk ikonografik duruşudur.


Attila'nın başının etrafı, Ataları gibi bir bez bantla sarılmış. Saçlar uzun ve arkadan toplanmış.

Beğenenler: Delidumrul, cengaver

7
Rus ressam Vasili Vereşçagin, General Kaufman'a Türkistan seferinde eşlik etti ve orada gördüklerini resmetti.


Kırgız avcı ve şahini - 1871


Semerkant'ta dilenciler - 1870


Bayram kıyafetleriyle dervişler, 1869-70


Caminin kapısı, 1873


Rus ordusuna beklenmedik saldırı, 1871


Özbek çocuk, 1867-68


Taşkent'te koro halinde dilenen dervişler, 1870


Dutar çalan adam, 1869-70


Afyon dükkanında siyasetçiler


Hive'nin işgali


Timur'un kapısı, 1872


Semerkant'ta kutlama, 1872


Özbek kadın, Taşkent, 1873


Muharebe meydanı, 1873


Ruslar Türkistan'da, 1868


Beyaz sarıklı bir adamın portresi, 1867


Kazak, 1867


Ganimetleri Hive hanına sunan Türkmenler, 1868


Kırgız, 1869-70


@OguzArsiv
Beğenenler: :::DeSaLaToR:::

8
Tārih / 1. Kılıç Arslan ve Haçlılar
« : 09 Temmuz 2017, Pazar - 19:47 »
1. Kılıç Arslan ve Haçlılar

Örgülü, uzun saçları ve mavi kaftanıyla Kılıç Arslan - Dorileon Muharebesi (1097)


1097 yılındaki Dorileon Muharebesi'nden 9 ay önce, 20 bin kişilik (bazı kaynaklara göre ise 40-60 bin) ilk Haçlı ordusu
Kılıç Arslan komutasındaki yaklaşık 5 bin süvari tarafından İznik yakınlarında yok edilmişti (Kırkgeçit Muharebesi - 1096)


Bu ilk "ordu" çoğunluklukla askeri eğitim almamış fanatik köylülerden oluşuyordu, aralarında çok sayıda şövalye olsa da çoğu kaynak bu ilk
kafileyi "ordu"dan ziyade hareket halindeki bir çapulcu topluluğu olarak tanımlar.


Bu kolay zafer, Kılıç Arslan'ın Frenkleri hafife almasına sebep olmuştu. Boğazı geçen bir sonraki Haçlı ordusu ise ilkinden farklı olacaktı
İznik 1097 yılında düştükten sonra, bu daha donanımlı Haçlı ordusu Anadolu içlerine doğru ilerledi.


Haçlı ordusu ikiye ayrıldı: Bohemond komutasındaki 10-20 bin kişilik öncü kuvvet ve Godfrey de Bouillon komutasındaki
30 bin kişilik ana kuvvet

Haçlı ordusunun çoğu piyadelerden oluşmaktaydı.


Haçlı ordularının asıl gücü at binen zırhlı şövalyelerdi.


Kılıç Arslan'ın ordusu ise tamamen süvarilerden oluşmaktaydı. Selçuklu ordusunun çekirdeğini zırhlı gulamlar oluşturuyordu.


Gulamlar yay kullanımında usta oldukları kadar yakın muharebede de etkiliydiler.

Ordunun kalanı ise Kılıç Arslan'a bağlı Türkmen boy beylerinin bahadırlarından oluşmaktaydı.

Kılıç Arslan'a, Sivas-Niksar yöresinin hükümdari Danişmend Gazi ve Türkmen bahadırları da katılmıştı.


Ordu, toplamda 6 ya da 8 bin süvariden oluşmaktaydı. Türkmenler, hafif zırhlı ve manevra kabiliyeti oldukça yüksek atlı okçulardı.


Bohemond komutasındakı öncü kuvvet (10-20 bin kişi) bugünkü Eskişehir civarına geldi, Türk ordusunun ani taarruzu şafakta başladı.


Bohemond komutasındaki Frenkler ilk kez karşılaştıkları bozkır taktikleri karşısında şaşkına dönmüşlerdi.
Muharebeye tanıklık eden Chartres'li Fulcher saldırıyı şöyle tarif ediyor:


Muharebeye tanıklık eden bir başkası ise o anları şöyle anlatıyor:


Bohemond'un ordusu, kamplarında kapana kısılmış bir vaziyette Türklerin ok yağmurlarına ve manevralarına karşı savunma halindeyken
Godfrey komutasındaki kuvvetler öğlen vakti muharebeye yetişmeye başladı. Raymond'un şövalyeleri Türk kanadına ani bir saldırı düzenledi.

Raymond ve şövalyelerinin bu ani saldırısı, Haçlı ordusunun toparlanmasında etkili oldu.


Haçlılar toparlanırken, muharebe alanına yetişen ikinci ordunun saldırıları karşısında Türkler dağılmaya başladı.


Adhemar'ın kuvvetlerinin Türk kampına saldırıp Türk ordusunu arkadan kuşatması, kamplarını alevler içinde gören Türklerin direnişini kırdı.
Türkler, Kılıç Arslan'ı geri çekilmeye ikna ettiler ve yaklaşık 7 saat süren muharebe Türk ordusunun çekilmesiyle son buldu.

Muharebenin özeti:
6 bin (8 bin?) kişilik Selçuklu-Danişmend ordusunun kaybı 3 bin
40-50 bin kişilik Haçlı ordularının toplam kaybı ise 4000


Muharebeden sonra Haçlılar Antakya'ya kadar neredeyse direnişsiz ilerlediler. Türk emiri Yağısıyan'ın hakimiyetindeki Antakya ise
8 aylık bir kuşatmadan sonra Haçlıların eline geçti.










9
Tārih / Macarlar ve Macarların ülkesi "Tourkia"
« : 09 Temmuz 2017, Pazar - 19:31 »
Macarlar ve Macarların ülkesi "Tourkia"

Sanılanın aksine, "Hungary" ismi Hunlardan gelmemektedir. İsmin etimolojik açıklaması Hunlarda değil Onogurda aranmalıdır.
Macarlar, Avarlar gibi, Karpat havzasını üs edinen Hunların ardıllarıdır. Fakat Macaristan, Batı dillerindeki ismini Onogurlara borçludur.
Latincedeki "Hungaria", İngilizcedeki "Hungary" ve diğer Batı dillerindeki türevleri (Ungarn gibi), "Onogur" kelimesinden türemiştir.
Gitgide artan Peçenek baskısı 9. yy'ın sonlarına doğru Macarların (ve Onogurların) batıya göç etmelerine sebep oldu.
Macarlar (ve Onogurlar) Orta Avrupa'ya varıp Karpat havzasını yurt edindiler.
11. yy Doğu Roma (Bizans) kaynakları Macarlardan "Tourkoi" (Türkler), Macar ülkesinden ise "Tourkia" (Türkiye) diye bahsetmektedir.

Geōbitzas pistós králēs Tourkías - Géza I, faithful kralj of the land of the Turks - Géza I, Türklerin ülkesinin sadık kralı


Doğu Roma (Bizans) kaynaklarında Macar ülkesi "Batı Tourkia", Hazar ülkesi ise "Doğu Tourkia" olarak geçmektedir.
Tourkia/Türkiye ismi, Anadolu'nun Oğuz Türkleri ile tanşıp "Türkiye" olmasından evvel Macar ve Hazar ülkeleri için kullanıldı.
Macarca, Türk dilleri ailesine mensup değil. Peki neden Doğu Roma kaynakları Macarlardan "Türk", Macar ülkesinden "Türkiye" olarak bahsetti?
Doğu Roma kaynakları Peçeneklerden ise "İskitler" diye bahsetmektedir. Bu karışıklar muhtemelen Doğu Romalıların kavimleri
dilleri ile değil de geldikleri coğrafya ile tasnif etmesinden kaynaklanmaktadır.

@OguzArsiv
Beğenenler: BLN-55

10
Tārih / İbn Fadlan'ın seyahatnamesinde Oğuzlar (10. yy)
« : 09 Temmuz 2017, Pazar - 19:23 »
İbn Fadlan'ın seyahatnamesinde Oğuzlar (10. yy)

İbn Fadlan, 10. yy'da yaşamış bir Arap gezgin. Abbasi halifesi Muktedir’in İdil Bulgarlarına gönderdiği heyette yer aldı.
Seyahati boyunca birçok Türk boyu ile karşılaştı. Oğuzlar, Peçenekler, Başkurtlar ve İdil Bulgarları gibi

Seyahatnamesinde Oğuzlar hakkında şunları söylüyor:


İbn Fadlan'a göre Oğuzlar ve su


İbn Fadlan'a göre Oğuzlarda evlilik adetleri ve diğer adetler


İbn Fadlan'a göre Oğuzların oğlancılığa bakışı


Oğuzlarda sakal ve bıyık


"Yabgu"


İbn Fadlan, Oğuz memleketinden ayrıldıktan sonra Peçeneklerin yanına varıyor ve onları şöyle tarif ediyor:


Daha sonra Başkurtların yanına varıyor.


Son olarak, "The 13th Warrior" İbn Fadlan'ın seyahatnamesinden esinlenilerek çekilmiş bir filmdir.


@OguzArsiv

11
Tārih / Büyük Britanya'ya neden Büyük diyoruz?
« : 08 Temmuz 2017, Cumartesi - 01:36 »
"Büyük Britanya'ya neden Büyük diyoruz?" diye soralım, gerisi gelir.
Yolda Kral Arthur'u, Galler Prensi'ni göreceğiz.


Önce yanlışı aradan çıkaralım: Büyük Britanya'ya büyük denmesinin nedeni üstünde güneş batmaması vs. değildir. Bu isim öncelere dayanır.
Britanya, Britonların yaşadığı toprak demektir. Britonlar, hatta Britt'ler bir Kelt kavmidir. Avrupa' yayılmışlardır.


İÖ 4. yüzyılda Yunanca kayıtlara göre Prittanoi "dövmeliler" anlamına geldiği için bu adla anılırlarmış. Öyledirler.


Helence kaynaklarda İrlanda'ya Küçük Britanya (Mikra Britannia), diğerine Büyük Britanya (Megale Britannia) demişler.


Romalılar adaya girip verimli kısmı işgal etmişlerdir. Kuzey sınırında Piktlerle karşılaşınca durmuşlardır.


Resimde görülen ilk duvarı imparator Hadrianus çekmiştir. Kendisi Edirne ilimize adını veren Roma imparatorudur.


İkinci set ise Antoine duvarıdır fakat o çok dayanmamıştır. Velhasıl Romalılar Britanya'da 3-4 asır kalmışlar, etkileşimde bulunmuşlardır.
İşte bu dönemde setin ötesine Küçük Britanya (Britannia Minor), berisine Büyük Britanya (Britannia Maior) demişler.


Aslında Britonların kuzeydeki akrabalarına Pikt denirdi. Pikt de Latince "dövmeli" demektir. Tıpkı Prittanoi gibi.



Roma'nın her daim muzaffer IX. lejyonu Pict diyarına girdikten sonra lejyondan bir daha haber bile alınamamıştır. Piktler böyle gizemliydi.
Britanya, Romalılar için fizibl olmaktan çıkınca (maliyeti kurtarmayınca) ordularını çekmişlerdir. Britanyalılar kendi başlarına kalmıştır.
Britanya'nın o zamanki kralı "dış düşmanlar"dan korunmak için ülkeye paralı ordular getirterek tarihin en büyük hatalarından birini yapar.
Angıl ve Sakson denen Germenlerden oluşan bu ordu düşmanı yenince Britanya'yı işgal eder. Britanya kralı kaosta halk tarafından linç edilir.
Adanın yerlisi Britonlar bu işgalcilerin geneline de Angıl demektedir. Anglo- diye başlayan tamlamalar buradan gelir


Angılların dili de tabii ki 'Angıliş' yani English'tir. Evet esasen İngiliz dediklerimiz, işgalci Germen kavmi Angıllardan başkası değildir.
İngiltere dediğimiz yer de "Angle terre" yani Angıl toprağıdır. Fransızcadan almışız. Lakin Angıllar adanın tamamını işgal etmemiştir.
Adanın yerlileri dört bucağa dağılmış: kuzeye, batıya ve denize! Angıllar ise düzlük bölgeleri ele geçirmiştir.


Britonlar en sıkı savunmayı sıradağlarla çevrili olmasının avantajını da kullanarak Galler dediğimiz yerde kurmuştur


Galler diyoruz çünkü Gal de Keltlerin bir başka adıdır. Bugünkü Fransa'ya Romalıların Galya demesi ve Anadolu'daki Galatya da aynı köktendir
Kral Arthur efsanesi de büyük ihtimalle buradan çıkmıştır. Artorius Roma adıdır. Galler'i kurtaran Roma asıllı bir asker olduğu sanılıyor.
Adayı terk eden Britonların kısmı Fransa'nın kuzeybatısına gidip Brittany yani "Küçük Britanya"yı oluşturmuştur.


İşte Fransızlar kuzeybatıdaki yarımadaya Küçük Britanya derken esas adaya da Büyük Britanya adını vermiştir.
Angıllar (artık İngilizler desek mi?) zamanla Galler'e de hükmeder. İki ülke etnik olarak değilse bile kraliyet toprağı olarak birleşmiştir.
Krala hep "İngiltere kralı", veliahta ise hep "Galler Prensi" denmesi Galler'i onore etmek için, o zamanlardan kalma bir gelenektir.
Kolonizasyon çağında hanedanlar birleşince İskoçya ile İngiltere de birleşir. Birliğin adını Büyük Britanya koyarlar ki herkesin gönlü olsun.

Daha sonra İrlanda da bu birliğe katılır ve "Büyük Britanya" tabiri de artık yetmez. "United Kingdom" tabiri doğar.


"Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı" bugünkü resmi isimdir. Ülkeye İngiltere demek yanlıştır. "Büyük Britanya" da eksiktir.
"Birleşik Krallık" demek en doğru tabirdir.

@BVRAY

12
Tārih / Tepede Oturup Kaplanların Kavgasını Seyretmek
« : 07 Temmuz 2017, Cuma - 16:56 »
Tepede Oturup Kaplanların Kavgasını Seyretmek

Bir zamanlar eski Çin'de Han ve Wei devletleri birbirlerine karşı harbe otururlar.

Böylesi bir durumdan istifade etmek isteyen Qin hükümdarı Hui hemen bu savaşa katılmak ister ve bu niyetini devlet ricaline açar.
Bakanlarından biri diğer bakanların karşı çıktıkları bir teklif önerir.
Bu halde kararsızlık içinde bocalayan hükümdar  nihayet Chen Zhen'e başvurur.


Chen Zhen uzun süre düşündükten sonra şöyle der: "Siz, Bian Zhuangsi'nin kaplan avı öyküsünü bilir misiniz?
Bir gün Bian'ın karşısında birdenbire, bir sığırı parçalayıp yemekle meşgul iki kaplan bulur.
Kılıcını çeker ve kaplanları avlamak ister. Yol arkadaşı Gan hemen onu engeller ve ekler:
'Her iki kaplan da şu an tıkınmakla meşguller. Karınlarını iyice doyuruncaya kadar bekle.
Bırak sonra onlar birbirlerine gireceklerdir. Ufak tefek kaplan ölüp gidecek iri yarı olan ise mücadeleden yaralanarak çıkacaktır.
Daha sonra sen, hiç de büyük bir çaba harcamadan bir hamlede iki kaplanı avlamış olacaksın.
'Bian bu fikri sever ve pusuya yatar arkadaşı nihayet haklı çıkar karınları doyan kaplanlar birbirlerine saldırmaya başlar,
zayıf olan harcanır güçlü olan yaralanır. En sonunda pusuda yatan iki kaplanı da avlar."
Eski çağların stratejist bilgeleri buna Tepede Oturup Kaplanların Kavgasını Seyretmek der.
Beğenenler: Delidumrul

13
Tārih / Hannibal'ın Pusudan Kurtulması Rommel'in Kurnazlığı
« : 07 Temmuz 2017, Cuma - 16:51 »
Hannibal'ın Pusudan Kurtulması Rommel'in Kurnazlığı

Hannibal İ.Ö. 217 yılında kararsız lakabıyla ünlü komutan Fabius tarafından derin bir vadide pusuya düşürülür.


Büyük komutan bu pusudan çok ilginç bir yöntemle kurtulur.

O günün gecesinde yaklaşık iki bin öküzün boynuzlarına çalı demetleri yerleştirilerek ateşe verilir.


Daha sonra öküzler Roma ordusu üzerine saldırtılır.

O hengame içinde Roma ordusu, Kartaca ordusunun yürüyüşe kalktığını sanırlar.


Oysa Hannibal bu aldatmacayı kullanarak ordusunu bir başka güzergahdan kaçırıp mutlak bozgundan kurtarmıştır.

Bundan asırlar sonra  Feldmareşal Rommel 2. Dünya Savaşında Kuzey Afrika harplerini icra ederken,



VW arabalara monte edilmiş zırh biçimindeki postişlerle bir zırhılı birlik görünümü yaratır.




ve bu birliklere az sayıda çekici araçla çölde daireler çizdirerek güçlü toz girdaplarında düşmana karşı büyük bir taaruz başlatıyormuş izlenimiyle kandırır.


Rommel de sanırım Atatürk gibi kurmaylık okulunda Hannibal'a özel ilgi gösterip harplerini enine boyuna incelemiş olmalı.

Beğenenler: Delidumrul, cengaver

14
Tārih / Ynt: Corvus köprü sistemi ve 1.Pön savaşı
« : 07 Temmuz 2017, Cuma - 16:41 »
ne denir buna doğaçlama uyum sağla ve müacadele edip yen :)
Beğenenler: Delidumrul

15
Tārih / Selanik'in Yunanlılara Teslimi
« : 07 Temmuz 2017, Cuma - 15:40 »
104 yıl önce bu hafta,26 Ekim 1912 tarihinde,8.Kolordu komutanı Hasan Tahsin Paşa Selanik'i veliaht Konstantinos’un ordularına teslim etti.

(O tarihe ait bu yağlı boya tablo’da şehrin Yunanlılara teslimi resmedilmiş.Arkada Selanik,ön planda veliaht Konstantinos ve Şefik Paşa).
(Sağdaki levhada «Topsin» yazısı dikkati çekiyor.Solda yere atılmış fesler, askeri üniformalar,metropolit ve yabancı konsoloslar görünüyor).
Ortodoks Rumlar için sembolik bir gündü.Şehrin koruyucu Azizi Dimitrios’un yortusuydu.482 yıllık Osmanlı hakimiyeti artık sona ermişti.

25 Ekim 1912 saat 14.00’da Hasan Tahsin Paşa’yı temsilen Şefik Paşa Topsin Hanında veliaht Konstantinos ve Yunanlı kurmaylarla görüşmüştü.


(Selanik'in 25 km. dışında bulunan Topsin Hanının 20.yüzyıl başındaki görüntüsü)


Bugün Selanik’e yakın mesafedeki Γέφυρα(Yunanca=Köprü) mevkiindeki bu eski han’da Selanik’in Yunanlılara teslim şartları müzakere edildi.
Görüşmede Hasan Tahsin Paşa’nın şehri teslim etme şartları Yunanlılara tebliğ edildi.Osmanlı ordusunun geri çekilmesine izin verilmeliydi.
Öne sürülen tüm şartlar reddedildi.Osmanlı askeri silahlarıyla birlikte koşulsuz,şartsız teslim olacaktı.Türk askeri esir sayılacaktı!
Erler Yunan hükümetinin tahsis edeceği gemilerle Anadolu kıyılarına taşınacaklar,yalnızca komutanlar kılıçlarını muhafaza edebileceklerdi.
Şefik Paşa sabah 06.00’a kadar cevap verileceğini bildirerek oradan ayrıldı.Bu arada Yunan ordusu Bulgarların yaklaştıkları haberini aldı.
Yunan hükümeti bilgilendirildi.Başbakan Elefterios Venizelos’la başkumandan Konstantinos’un arasında bir süredir soğuk rüzgarlar esiyordu.

Sağda:Megali İdea'nın uygulayıcısı Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos, Solda:Yunan orduları başkumandanı veliaht prens Konstantinos.

Ekim 1912’de Osmanlı hududunu geçen Yunan birlikleri kuzeye yöneldiler.Sarandaporon savaşını kaybeden Osmanlı ordusu perişan halde çekildi.

Konstantinos ordunun batı istikametinde Manastıra doğru yürümesini istiyordu.Venizelos şiddetle karşı çıktı,Selanik’in alınmasını istiyordu.
Konstantinos bir asker gibi düşünüyor,düşmanı kovalayıp ezmek istiyordu.Venizelos ise siyasi nedenlerle derhal şehre girilmesini istiyordu.
Doğrusu sezgilerinde pek yanılmayan bir politikacıydı.Yalnız bu kez ısrarı öngörüden fazlasına,somut bir istihbarat bilgisine dayanıyordu.

Bulgar ordusunda doktor olarak görev yapan Filibeli bir Yunanlı,Filippos Nikoğlu’nun aldığı bir duyum Atina’yı alarma geçirmişti.


Bir ameliyat esnasında şans eseri Bulgar kralının at arabasının parlatılması emrinin verildiğini duyar.Selanik’e muzafferane girişi için...
Osmanlı’ya karşı birleşen Balkanlı müttefiklerin ajanlarının cirit attıkları bir dönemdir.Toptan ve barut’tan daha önemli bir bilgi savaşı.
Nikoğlu hiç vakit kaybetmeden bu bilgiyi o günlerde Demirhisar’da bulunan Yunanlı bir dikiş makinesi tüccarı olan Nikolaidis'e sızdırır.

Bu tüccar aslında Nikolaidis takma ismiyle Yunan devleti adına Makedonya'da istihbarat toplayan subay ve ajan Athanasios Suliotis’tir.


Suliotis bir bahaneyle Sofya’ya döner ve bir telgrafla Bulgarların niyetini doğrudan Venizelos'a iletir.Bu olay savaşın seyrini değiştirir.
Bu bilgiyi alan Venizelos'un Manastır'da vakit kaybedilmesine izin vererek Selanik'i Todorov'un askerlerine kaptırması düşünülemezdi.

(Bulgar orduları başkumandanı general Todorov)


Ayak direyen Konstantinos'u sert bir dille uyararak Selanik'in Bulgarların eline geçmesi halinde veliahtı mutlak sorumlu sayacağını bildirdi.
Kurnaz başbakan Manastır’a yürümenin büyük stratejik hata olacağını anlamıştı.Bu öyle bir savaştı ki herkes önce kaptığına sahip oluyordu.
Karşılıklı telgraf savaşları,restleşmeler ve kral Georgios’un araya girmesi sonucu veliaht çark etti ve ordu Selanik istikametinde yürüdü.

Osmanlı birlikleri Yenice-i Vardar’da mevzilenmişti.19-20 Ekim’deki çatışmalar ve başarılı bir taarruz sonrasında Yunanlılar şehre girdiler.


Osmanlı ordusu Vardar nehri üzerindeki köprüleri imha ederek Selanik’e çekildi. Yunan ordusu sallar kullanarak yeni bir seyyar köprü kurdu.
Bölgede yaşayan Yunanlı bir köylünün önerisi ve yardımıyla inşa edilen köprü Yunanlıların hızlıca Vardar'ın doğu yakasına geçmesini sağladı.


Öncesinde yorgun orduyu dinlendirmek isteyen Konstantinos ve haber alamamaktan yakınan Venizelos arasında yeni bir telgraf krizi yaşanır.
Konstantinos’un “işi ağırdan alması” Selanik’in Bulgarların eline düşmesi endişesi içinde kıvranan uzaktaki Atina hükümetini germekteydi.
Osmanlı ordusu Vardar nehrinin doğusuna çekilmiş perişan bir haldeyken Selanik’te Vilayet idare meclisi ve ahali temsilcileri toplandılar.
22 Ekim 1912’de Hasan Tahsin Paşa’ya şehrin müdafaasının faydadan çok zarara yol açacağını ve geri çekilmek için bir yol kalmadığından
olası bir mukavemetin kadın ve çocukları tehlikeye atmak olacağını bildiren bir mazbata gönderdiler.Birlik komutanları da isteksizdirler.
Selanik’teki yabancı ülke konsolosları şehrin kan dökülmeden Yunanlılara teslim edilmesi için Hasan Tahsin Paşa’yı sıkıştırmaya başlarlar.

Anlaşılan o ki,şehir sokaklarında ayağı çıplak,aç dolaşan askerin halini gören ve terk edilmiş hisseden Selanik cemaatleri de umutsuzdur.


Nitekim Yunanlıların Vardar nehrini sorunsuz geçmeleri kurtuluşu daha da güç bir ihtimal kılar.Ordu'nun hali gerçekten de içler acısıydı.
Bir savaş beklenmemesi neticesinde bir bölümünün terhisi,Balkan Savaşını deneyimsiz,disiplinden uzak redif askerlerinin eline bırakmıştı.
Topçusu ve süvarileriyle üstün olan Yunan ordusuna karşı ordu vasfını yitirmiş bu toplulukla karşı koymayı hiçbir komutan göze alamazdı.
17 Ekim 1912’de Alatini Köşkünde sürgün,sabık padişah II.Abdülhamit,güvenliği için Alman Loreley gemisine bindirilerek İstanbul’a götürüldü.

(1893'te Alman Loreley gemisi)


18 Ekim 1912’de önemli bir hadise daha meydana geldi.Selanik’te hakim olan sessizlik iki şiddetli patlama sesiyle birden bozuldu.
Teğmen Nikolaos Votsis komutasındaki 11 numaralı Yunan torpil gemisi Karaburnu mevkiindeki Osmanlı topçu bataryaları tarafından fark
edilmeden gizlice Selanik körfezine sızdı.3 bin tonluk silahsızlandırılmış «Feth-i Bülend» zırhlısı mürettebatyıla limanda demirliydi.


Votsis'in «11»’i 23.30 sularında gemiye yaklaşarak üç torpido savurdu.Biri sahile,diğer ikisi ise gemiye isabet etti.Gemi sulara gömüldü.


Saldırının ardından tabir caizse Votsis "elini kolunu sallayarak" geldiği yolu takip ederek Selanik körfezinden çıktı. Katerini'ye demirledi.


Savunmada etkisiz geminin Votsis'in sabotaj hamlesiyle batırılması şehir sakinleri ve ordunun üzerinde ciddi bir moral çöküşüne sebep oldu.
Feth-i Bülend’in batırılması Yunan ve Bulgar orduları şehir kapılarındayken şehrin ne denli korumasız olduğunun bir kanıtı olarak algılandı.

(Teğmen Nikolaos Votsis)


25 Ekim saat 20.00’da Yunan ordusu bir emir yayınlarak 26 Ekim saat 09.30’da ordunun Selanike taaruz edeceğini duyurdu. Taaruz planı hazırdı.
Öncesinde Şefik Paşa Topsin Hanında veliahtla görüşmüş,Hasan Tahsin Paşa'nın bahsettiğimiz şartlarının reddedilmesiyle Selanik’e dönmüştü.
26 Ekim 1912 sabah 05.00’da Hasan Tahsin Paşa teslim şartlarını kabul etti.Fakat 5 bin tüfeğin antlaşmanın dışında tutulmasını istiyordu.

Arnavut asıllı Hasan Tahsin Paşa.Osmanlı subayı.Yanya’da yaşamış,Yunan lisesinde eğitim görmüştü.Akıcı bir şekilde Yunanca konuşuyordu.


Yunanlılar bu şartı da reddettiler ve şehre yürümek için hazırlıkları hızlandırdılar. Hasan Tahsin Paşa bu aşamada vakit kazanmak istiyordu.
Yabancı ülke konsolosları onunla son bir kez görüşerek bu gereksiz ısrarından vazgeçmesini,sebepsiz kan dökülmemesi taleplerini yinelediler.
Bu arada şehir ve ordunun etrafı çembere alınmıştı.Yapacak birşeyinin kalmadığını anlayan Hasan Tahsin Paşa şehri teslim etme kararı aldı.
Saat 16.00’da teslim şartlarının kabul edildiği Yunan karargâhına bildirildi.Geriye sadece ilgili teslim protokolünün imzalanması kalmıştı.
Saat 19.00’da Yunanlılar teslim protokolünü imzalamak üzere Hasan Tahsin Paşa’nın karargâhına iki kurmaydan oluşan bir heyet gönderdiler.
Aynı anda yakındaki Bulgar ordusuna telgraf çekerek şehrin kendilerine teslim edildiğini bildirdiler.Bu bir “uzak durun” mesajıydı aslında.

Atina bilgiledirildi.Teslim şartları hızla kaleme alındı,gece 23.00 sularında iki taraf protokolü imzaladı.Şu tabloyu dikkatle inceleyelim.

Sağda Yunanlılar adına müzakereleri yürüten iki genç kurmay.Viktor Dusmanis ve sonradan yıldızı parlayacak olan tanıdık bir diğer isim var.
Yunan ordusunun 1919’da Anadolu macerasına atılmasına karşı çıkacak olan,saraya yakınlığıyla bilinen İoannis Metaksas.Henüz yüzbaşıdır.
Solda Hasan Tahsin Paşa’nın yaveri ve oğlu Kenan Messare ve fesiyle gözlüklü bir dragoman hazır bulunmaktadır.Tablo Kenan Messare’ye aittir.
Ortada tahta bir masanın üzerinde Hasan Tahsin Paşa,teslim protokolünü imzalarken resmedilmektedir.O günün ilginç bir anısını aktaralım.
Protokolün şartları okunurken Kenan Messare tabloda resmettiği tercümanı Fransızcayı yanlış tercüme ettiğinden dolayı azarlar.
Hasan Tahsin Paşa müzakerelere Yunanca devam eder.Daha iyi anlaşırlar.Kurmaylar gülümseyerek “Şu saate kadar bitirmiş olacaktık” derler.
Şehri teslim etmekle çok dürüst bir harekette bulunduğunu söyleyen Yunanlı kurmaylara o da gerçekten realizm abidesi bir cevap vermiş:
«Gerçekten de dediğiniz gibi.Fakat bu hareketimden sonra ben kendim var olmayacağımı biliyorum».Öyle de oldu desek hiç abartmış olmayız.
Divan-ı Harb tarafından gıyabında yargılandı ve vatan haini ilan edilerek idam edilmesine karar verildi.Yok sayıldı. İstanbul’a hiç dönmedi.

Teslim protokolü bir Tanzimat dönemi yapısı olan Selanik’in Vilayet Konağında imzalanır.Mimar Vitaliano Poselli’nin 19.yüzyıl sonu eseridir.


Bugün Doğu Makedonya-Trakya Bakanlığına ev sahipliği yapmaktadır.


Selanik’in teslim protokolü bugün bir zamanlar Topsin Hanının bulunduğu Gefira(Köprü) bölgesinde kurulan Askeri Müze’de sergilenmektedir.


Aynı müzede Hasan Tahsin Paşa’nın şehri teslim eden protokolü imzaladığı ahşap masayı da görmeniz mümkün.



10 maddeden oluşan protokol 1,5 sayfalık sarı kağıt üzerinde orijinal haliyle muhafaza edilmekte.Metni Fransızca’dır.


İşte o 10 maddenin Türkçesi:


Venizelos 02.30da telaşla gönderdiği telgrafla şehrin tesliminin derhal kabulunü istediğinde teslim protokolünün mürekkebi daha kurumamıştı.

26.000 er,1.000 komutan,yüzlerce tüfek,70 top,30 makineli tüfek,1.200 at,daha sayısız mühimmat tek kalemde Yunan ordusunun eline geçmişti.



Bulgarla da o an ufukta gözüktüler.Yunanlılarla girdikleri yarışı kaybettiklerini kabullenemediler.Onların da şehirle tarihi bağları vardı.
Hasan Tahsin’e aynı şartlarla bir protokol de onlarla imzalaması için baskı yaptılar.Şehri Yunanlılara teslim ettiğini bildirerek reddetti.
Hasan Tahsin Paşa’nın “Şehri Yunanlılardan aldık,Yunanlılara teslim edeceğiz” dediği rivayet olunur.Bulgarlar sadece 8 saat gecikmişlerdi.

Bulgar başkumandan Georgi Todorov Selanik’in kuzeydoğusundaki Zincirlikule’de dürbünüyle şehir manzarasını izlerken.


İşin özü ve Hasan Tahsin’in Bulgarlara demek istediği “Biz meydanlarda Yunanlılarla savaştık,orada sizden kimse yoktu”dur.
Yunanlıların geneli bugün dahi Hasan Tahsin Paşa adına sempati ile yaklaşmaktadır.Türkiye’de ise hain olarak bilinir.Söylemeye gerek yok.


Hasan Tahsin Paşanın ölmeden önceki son arzusu Selanik’e defnedilmek oldu.1937’de kemikleri nakledilerek şehrin Arnavut mezarlığına gömüldü.
Fakat 1983’te mezarlık istimlak edilince kemikleri 23 yıl bir kutuda muhafaza edildi. Bir düşman kumandanına bu kadar itibar fazla doğrusu.
Dahası da var.2006’da yaveri olan ressam oğlu Kenan Messarenin kemikleriyle beraber yukarıda değindiğimiz savaş müzesinin bahçesine gömüldü.




Yüzbaşılığı döneminde İoannis Metaksas.Sonradan Yunanistan diktatörü oldu.1940'da Mussolini'nin ordusuna verdiği "HAYIR" cevabıyla tanınır.


@tevarihiselanik
Beğenenler: Delidumrul, cengaver

16
Siyaset, Strateji ve Savunma / Ynt: Terörle Mücadele Harekâtı
« : 02 Temmuz 2017, Pazar - 13:52 »
Mardin Dargeçit kırsalında, saldırı hazırlığı yapan Pkk'lı teröristlere yönelik icra edilen hava harekâtı ile 5 terörist öldürüldü.

Şırnak'ın Beytüşşebap/Kato Dağı bölgesinde 1.İdil ilçesinde hava harekatı ile  5 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir.
Beğenenler: Tuğra

17
Siyaset, Strateji ve Savunma / Ynt: Terörle Mücadele Harekâtı
« : 02 Temmuz 2017, Pazar - 13:40 »
Mardin/Dargeçit'te Kayyum ile AK Parti'li yöneticilere yönelik eylem için keşif yaptığı belirlenen kadın terörist yakalandı..

Beğenenler: Tuğra

18
Dünya / Ynt: Körfez'de Katar Krizi
« : 23 Haziran 2017, Cuma - 00:15 »
Suudi veliaht değişikliğine strateji değişikliği diyenler var. Ne dersiniz?
adam hem itlerine saldır diyor hemde tutuyor tavşan kaç tazı tut gibi bunda sevinecek bir şey yok ABD'nin oyununun bozulduğu yok
Galiba Körfez ülkeleri aşırı hızlı dileği yerine getirdi bun hızı ABD pek beklemiyor gibi
Adamlar hanedan adam değişimi bana göre de strateji değişimi olarak yorumlananilir.
Beğenenler: kosavalı1989

19
Dünya / Ynt: Suriye İç Savaşı
« : 21 Haziran 2017, Çarşamba - 05:00 »
bu adamları bir potada eritip tek elden yönetilen tek bir güce çeviremedik yada ciddiyeti veremedik bir türlü başından beri söylerim tek bir ordu tek bir amaç için oluşmuş disiplinli iyi savaşan bir ordu bizim desteğimizle büyük güç olur lakin böyle parçalı yapılar filan derebeylerin bir araya gelmesi gibiler
eski forumda da bu sözlerim üzerine çok tartışmıştık askeri disiplin nizam çok farklı şeylerdir.
bizim adanalı saykoları yollasak Suriye'ye bu beş para etmezlerden daha iyi savaşır.
Beğenenler: oğuz18

20
Dünya / Ynt: Suriye İç Savaşı
« : 21 Haziran 2017, Çarşamba - 04:58 »
eee zamanında ne dediysek ne uyarı yaptıysak hepsi oluyor keşke yanılan biz olsaydık offff offfff
beş para etmez ipleri doğru düzgün bizim elimizde olmayan muhaliflerle boşuna vakit geçirdik hangi bilgiler ile gittiler kim bilir
TSK gerekirse bir daha ki kaçışları engelmek için hainleri kurşuna dizmeli
Beğenenler: LostWarrior

Sayfa: [1] 2